MESLEKİ İŞLEVİMİZ ENGELLENİYOR! - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

MESLEKİ İŞLEVİMİZ ENGELLENİYOR!

22 Mart 2018 Perşembe

TMMOB Mimarlar Odası ülke çapında (2011 verileri) 26 şube ve 85 temsilcilik olarak faaliyetini sürdürüyor. Odanın Denizli Şubesi bunların içinde eski temsilciliklerden biri. Mimar Hüsamettin Ataman’ın son olarak yayımladığı “Denizli Son Yüzyıl 2” adlı yapıtında verilen bilgiye göre Mimarlar Odası Denizli İl Temsilciliği 1970’li yılların başında kuruldu. (Sayfa 196) Mimar Afer Kara Ankara Oda Merkezi’nden temsilcilik oluşturma yetkisini 1971 yılında alarak Denizli’ye geldi. Ancak kendisi askerlik nedeniyle kentten ayrılacağı için ilk temsilci olma teklifini eski Belediye Başkanlarından Hasan Gönüllü’ye götürdü. Afer Kara yaptığımız görüşmede, “Hasan Abi bizden büyüktür ama içine kapalıdır biraz. Ben bu işlerle uğraşamam dedi ilkin. Ama sonra ikna ettik, kurucu temsilcimiz o oldu” diyor. “O zamanlar Yüksel Kaşıkçı da dahil 10-15 mimar vardı şehirde” diye ekliyor.

Temsilciliğin Şubeye dönüşmesi ise 1994 yılında gerçekleşti. Şubeye dönüştükten altı ay sonra ilk genel kurulunu yaptı, ilk yönetimini seçti ve ilk Yönetim Kurulu Başkanlığına Mimar Ahmet Yoldaş getirildi. Bir dönem Başkan kalan Yoldaş, görevi 1996 yılında Cüneyt Zeytinci’ye devretti. Geçtiğimiz ay 13. Genel Kurulunu yapan Şube, iki ayrı listeyle girdiği yönetim seçimlerini tamamladı ve Mimar Serdar Alayont 13. Dönem Şube Başkanlığına getirildi.

Alayont, 2018-2020 dönemi Şube Yönetim Kurulu Başkanı. 41 Yaşındaki Başkanı, meslek odaları içinde genç kuşaktan sayabiliriz. Yönetim Kurulu üyeleri de kendisi gibi genç kuşağı temsil eden mimarlardan oluşuyor. Yönetim yaş ortalaması 30-32 arası. 11 dönem Şube Sekreteri olan Özlem Durdu Kabel Başkan Yardımcılığı, Mehmet Dinçer Sekreterlik ve Serdar Sarı Saymanlık görevlerini üstlendiler. Buket Dalaman, Işıl Mete ve Jülide Öz asıl üye olarak yönetimde görev aldılar.

Bu profilin en dikkat çekici yanı, yönetim kurulunda sayısal kadın üstünlüğünün bulunması. Başkan dahil üç erkek üyeye karşılık dört kadın üye yönetimde yer alıyor. Sebebi ne olabilir? Sanatla, kültürle, kurguyla ve estetikle daha yakın bağlara sahip, dolayısıyla daha yumuşak ve sıcakkanlı, insan unsuru ile doğrudan ilişkili, empatik bir meslek dalı olmasına bağlayabiliriz.

Başkan Serdar Alayont ile Şube merkezinde buluştuk. Kendi deyimiyle mesleğin ruhuna artık yakışmayan, apartman katına sıkışmış mekanda! Şubenin yeni binası yapılıyor. Yeni binanın bir-iki yıl içinde tamamlanması öngörülüyor. Temelden çatıya Şubenin malı olacak. Mimarisini de kendileri çizdiğine göre işlevsel ve estetik bir düzenlemeye sahip olacağını varsayıyorum. Kim bilir sonraki görüşmemizi belki de yeni binanın ferah ve göze hoş gelen iç mekan düzenlemesi içinde yaparız. Umarız ara fazla açılmaz.

Mimar Alayont, açıklamalı uzun sorularımızı sabırla dinledi, içtenlikle yanıtladı. Biz de böylece mesleğin ve mensuplarının çalışmalarını, sorunlarını ve görüşlerini sizlere aktaracak bir çerçeve oluşturduk.

ÖNCE FİZİKİ MEKANIMIZI DEĞİŞTİRECEĞİZ
Denizli Şubesi yönetimi olarak kendinizi yenilediniz. Yönetim Kurulu Başkanlığa sizi getirdi. Seçim öncesi bir çalışma programı oluşturdunuz mu, bir planlamanız var mı?
Adaylığımızı genel kuruldan iki ay önce ilan etmiştik. O zaman çalışma aksımızı oluştururken, mimarların karar verme sürecinde etkisiz kaldığı eleştirilerini dikkate aldık. Aslında bu eleştiriyi yapanlar da genellikle yöneticiler olur. Karar veren sadece biz olmayalım dedik. 437 üyemiz var onları bir şekilde bu sürece sokmamız gerekiyor. Biz yönetimde yedek arkadaşlar dahil 14 kişiyiz. Böldüğünüzde kişi başı 30 üye düşüyor. Zor da olsa onlara ulaşmamız lazım. Eskiden sayımız azdı ve daha fazla istişaremiz oluyordu. Şimdi çoğaldık. Ayrıca proje denetimlerinin bizden alınmasıyla üyenin odaya uğramasında belirli bir azalma oldu. Önceleri Odalar ne yapıyor diye sorarlardı. Bunlar genellikle dışarıdan olurdu. Bunu şimdi üyelerimizden de duymaya başladık.

Odayla üyeyi daha barışık hale getirmek için öncelikle fiziki mekanı değiştirmek şart, bunda herkes hemfikir. Dedik ki alacağımız çok önemli kararlarda üyelere ulaşmak için sosyal medyayı kullanalım. Komisyonlar kuruyorduk ama çok işlemiyordu. Aldığımız kararlarla üyelerimizi karar süreçlerinde daha aktif, daha katılımcı hale getirelim istedik.

NASIL BİR DÖNEM PLANLAMASI?
Dönem çalışmalarımıza gelince, seçimden dört beş ay önce yeni binamızın temeli atıldı. Elimizdeki imkanlarla ancak bunu yapabildik. Herkesin bu dönemki gayesi inşaatın bitirilip odanın yeni yerine yerleşmesi. Bunu da destekleyici firmalarımız olmadan biraz zor gerçekleştireceğiz. Çünkü ekonomik imkanlarımız belli. Genel merkezin de desteğini isteyeceğiz.

Bu yıl PAÜ Mimarlık ve Tasarım Fakültesi ilk mezunlarını veriyor. Dört kişi mezun olacak. Yetmiş öğrenci var, araştırdık bir kısmı zaten Denizlili ve burada kalmayı düşünüyor. Bu da yılda 35 civarında yeni üyenin Odaya kayıt yaptırması anlamına geliyor. Yani üç dört yıl sonra 700-800 üyeye ulaşacak gibiyiz. Bu sayıyı kaldırabilmek için altyapısının hazırlanması gerekiyor. Biz şimdilik dışarıdan gelen meslektaşlarımızın eğitimleri boyunca fazla müdahalede bulunamıyoruz. Ancak PAÜ öğrencilerine bunu sağlayabiliriz dedik. Onlarla yaptığımız istişarelerden sonra mesleğe giriş eğitimi gibi bir program hazırlayalım diye konuştuk. Ne olmak istiyorsa, kamu mimarlığı özel mimarlık, ücretli ya da yapı denetim mimarlığı gibi alanlardan hangisinde çalışmak istiyorsa o konuda tanıtım programları hazırlayalım dedik, bu şekilde ilerleyeceğiz. Bu Odaya yeni katılan mezunlar için de geçerli, onların da öğrenmesi gerekiyor. Yani bir ofis yönetimini yaşarken öğrenmesinler, biz temel eğitimini verelim, hazırlıklı olsunlar.

Meslek mensuplarına yönelik çalışmaların hedefi bu. Ama başka bir boyutu mesleğinizin. Mimarlar tasarımlarında toplumsal yaşamı kolaylaştırıcı, refah sağlayıcı konutların üretilmesinde etken olmalı. Bu gerçekten olabiliyor mu? Kent çok hızlı büyüyor. İnşaat sektörü ciddi bir yoğunluk içinde.

KAMUOYU DUYARLIĞI ÇOK ÖNEMLİ
TMMOB bünyesindeki odaları tanımlarken “Mühendis ve Mimar” diye iki gruba ayırmış. Biz burada da kendimizle ilgili ayrım yapılırken kompleks olarak algılamayın ama yaptığımız işin teknik olduğu kadar sanatsal-estetik yönü dolayısıyla buna ihtiyaç duyulduğunu düşünürüz. Bu durum bize bir sorumluluk yüklüyor. Okulda da aynı biçimde eğitiliriz zaten. Mesela Hulusi Oral konağı yandığında ‘mimarlar ne düşünüyor’ diyorlardı. Artık kentin altyapı çalışmalarında da buna ihtiyaç duyuyorlar. Bir kavşak yapıldığında da aynı soruyu soruyorlar. Biz kendimizi sorumlu hissediyoruz. Kentin inşasında konut yapımından su ihtiyacına, çevre kirlenmesinden başka şeylere karşı sorumlu hissediyoruz.

Kendimiz dışında gerçekleşen olaylar ve olgular karşısında ise yapabileceğimiz şey kamuoyu oluşturmak. Bu da kendimizi sorumlu hissettiğimiz diğer alanlardan biri. Örneğe dönelim, Hulusi Oral evi yandı ama bunu gündemde tutup unutulmasını önleyecek olan yine bizleriz, bizlerin kamuoyunda yaratacağı duyarlılık.

Yeni gelmişken hemen soralım, Hulusi Oral konağı için Oda olarak yapılabilecek bir şey var mı?
Hulusi Oral konağı yandı ama şimdi konstrüksiyon mu, yani tekrar yıkılıp yapılacak mı, yoksa restorasyon mu olacak? Karar vermek uzmanların işi. Ama gerçekten kötü bir durumda. Zaten kötüydü, yangın sonrası onca yağmurdan etkilenerek bir yıla varmadan tamamıyla yıkılabilir. Tehlikesi ciddi boyutlarda. Yapılacak ilk iş çevresinin güvenliğini almak, cephesini kapatmak. Zaten binayı yitirdik bir de insanlar canından olmasın. Bu konuda belediyeye kısa sürede bir başvurumuz olacak. Gerekirse basın açıklaması ile kamuoyuna duyuracağız.

KORUMA ÇABALARI SÜRDÜRÜLMELİ
Korumadan söz ettik, devam edelim. Endüstri Meslek Lisesi eski atölye binalarının bulunduğu alan müze amacıyla yıkılmak istendi, Odanızın açtığı dava sonucu yıkımdan kurtuldu. Daha sonra ya da şimdi ilgili bakanlıkla orada yapılmak istenen müze konusunda bir istişareniz oldu mu?

Basında da yazdığınız gibi o taş atölyelerin yeni müze projesine dahil olacağını biliyoruz. Oranın korunması bizim odamızın önceki dönemlerinin başarısıdır. Tescil davasıyla gerçekten ciddi bir değer kurtuldu. Belki şimdi değil ama yüz yıl sonra insanlar bunun değerini daha iyi anlayacak.

Kamu kurumlarından çıkıp “iyi ki dava açtınız!” diyen oldu mu şimdiye kadar?
Kamu kurum yöneticileri değil ama çalışanlarından “iyi ki dava açtınız, korunmasını sağladınız” diyorlar. Ama daha fazlasını da beklememek lazım çünkü onlar daha siyasi kurumlar haline geldi. Taş atölyeler için bir şeyler yapılabilir mi? Denizli Valiliği bu konuda adım atabilir. Cephe ve iç mekan korumasını öngören küçük bir restorasyon çalışması gerçekleşebilir. Biz o binayı nasıl yaşatacağız? İnsan sokarsınız içine öyle yaşatırsınız. İnsanın olmadığı bir mekan yaşamaz. Mimarlar Odası burada da sorumlu. Hiç bir şey yapamasak bile kamuoyu oluşturup yetkili mercileri uyaracağız. Öğrencilerimizi gezdirecek, ilgiyi yoğunlaştıracağız. Önceki yıl Dokuz Eylül Mimarlık öğrencileri gelmişti, hepsi de etkilenmişti. Basında da geniş yer bulan haberler olmuştu.

Koruma konusu biz de kanayan yaradır ya, aslında koruma kararı verebilecek mercilerin olması da kazanç sayılmalı. Düşünün şimdiki valilik binasını. 80-100 yıl sonra orasını da, başvurup korunsun diye karar aldıran biz olacağız belki de. Bu işler böyle. Kimliksiz bir kent bundan nasıl kurtulur? Kimliğini koruyarak. Biz de kentin kimliğini korumakla yükümlü bir odayız.

ZEYTİNLİ BAHÇE KORUNMALI DEMELİYDİK
Konutlar ve koruma konusunda Oda rüştünü her zaman ispatladı. Ama kentin bir de açık alanları var. Doğal koruma alanları, parkları var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Biliyorsunuz önceki dönem yönetiminizin itibar edip dava açmadığı Zeytinli Bahçe konusunda bir vatandaş itibar etti ve dava edip kazandı. Zeytinli Bahçeyi korudu.
O olay rastgele gündeme geliyor Odada. Biz bazen sosyal medyayı veya basını takip ederiz, ya da şehir plancıları haber verir. Zeytinli bahçe konusunda biz bir girişim bekliyorduk yıkım sonrası. Bizim önceki yönetimimizde konu gündeme gelmiş ve ‘buraya değil, şuraya yapılmalı’ diye görüş belirtilmiş. Oysa biz Oda olarak sadece buraya yapılmamalı demeliyiz. Bizim görevimiz öteki tarafa ne yapılacağını önermek değil. Var olan tahrip edici tasarıya karşı durmak. Aslında işin bu hale gelmesinin sebebi bütünşehir döneminden önceye dayanıyor. O zamanki Servergazi Belediyesi yeşil alanları konut alanına çevirdi, sattı ve iş buralara geldi. O zaman kimse bir şey söylemiyordu. Ama artık şimdi yer kalmadı. Öyle aman aman bir yeşil alan arsası yok.

ÜYELERİN SORUNLARI NELER
Üyelerle ilgili konumuza gelelim. Oda çalışmalarında üyelerle ilgili ne gibi etkinlik veya çalışmalar düşünülüyor. Şikayetleri neler, nasıl çözüm öngörüleriniz var?
Üyeler arasındaki en önemli sorunlardan biri serbest mimarlıkta haksız rekabet dediğimiz unsur. Ekonomik anlamda en büyük sorunlarımızdan biri. Eskiden mesleki denetim yapılırken odamızda, bir fatura denetimi vardı. Sonradan kaldırıldı. Zeybekci’nin başkanlığı dönemindeydi. Fatura denetimi kaldırıldı ancak mesleki denetim yapamaz dedi. Sicil durum belgesi alıyorduk o zaman, bu da yönetmelikte bir maddeydi. Sonra eski Başkan Ali Marım döneminden gelen bir protokol vardı, o protokol tek taraflı iptal edip, “ben oda vizesi almayacağım” dedi. Tüm bunlardan sonra artık Mimarlar Odası hiçbir şeyin takip ve denetimini yapamaz hale geldi. Şimdi iş yapalar o dönemle şimdiyi kıyasladıklarında, “gerçekten o dönem daha iyiymiş” diyorlar. Biz o zaman sicili tutabiliyorduk, istatistik oluşturuyordu, artık bunları yapamıyoruz.
Biz bu durumu bu dönem aşmak istiyoruz. Öncelikli olarak Merkezefendi ve Pamukkale Belediyesi ile protokol teklifi götüreceğiz. Yapılacak protokol onların iş yükünü de hafifletecek.

MİMARİ STANDART NASIL OLUŞACAK?
Yapılacak protokoller, yapıların standarda kavuşmasına yardım edecek mi? Çünkü şimdi böyle bir standart varsa bile bunca karmaşada belli olmuyor.
Tabi, mutlaka olacak. Şöyle ki, şimdi merkez ilçe belediyelerinin uygulamaları birbirinden farklılık gösteriyor. Biz bunun standardını sağlamaya çalışacağız. Büyükşehir’e de teklif götüreceğiz. Artık tek tip olsun. Diğer ilçeler de buna dahil olsun. Bunu yapabilirsek bir kalite oluşacaktır.

Yapı Denetimler ile ilgili sorun var mı? Yaptıkları çalışma yapıların sağlıklı üretilmesi konusunda yeterli mi?
Bizim yetkili olduğumuz dönemdeki gibi bir denetim yok açıkçası. Onlar belediyelere güveniyorlar. Eskiden ise belediye “nasılsa oda kontrol ediyor” deyip daha rahat bakıyordu. Personel bu kadar sıkılmıyordu. Bizden giden projeye güvenle bakıyordu. Birkaç ufak tefek düzeltmeyle proje geçiyordu. Ama şimdi o kadar rahat değiller. Bu da iş yükünü ağırlaştırıyor.

YAPI DENETİMLER YETERLİ DEĞİL
Bu durum yönetmeliklerin yetersizliğinden mi, yoksa Yapı Denetim kurumlarının yetersizliğinden mi kaynaklanıyor?
İşin püf noktası şu; yapı Denetim, “belediye nasılsa bakıyor” diyor. Elbette bakıyor belediye ama biz daha farklı bakıyorduk. Bizim proje standartları ve koşullarımız daha yetkin oluyordu. Çünkü bu bizim işimizden öte, mesleğimiz. Belediyeler diyelim ki on tane mimarla çalışır. Ama bizim bütün üyelerimiz bu konuda seferber olabilir. Üstelik iş yığılmaz, zamanında yapılır.

Başka bir sorun yapısal. Siz iş yaptırıyorsunuz yapı denetim şirketine, ona para veriyorsunuz, sonra ben rahatsız oldum deyip başka bir yapı denetim şirketinin kapısını çalıyorsunuz. Bu da yapı denetimdeki arkadaşlardan değil, uygulamaya ilişkin sorunlardan kaynaklanıyor.

Harita Mühendisleri Odası Denizli önceki dönem temsilcilerinden Kemal Karabulut’tan aldığım bilgiye göre Harita Mühendislerinin çalışma alanında LİHKAB uygulaması var. Bakanlık alt birimlerinden Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü eliyle il-ilçe yerleşimleri bölgelere ayrılıyor ve her bölgede lisanslı LİHKAB şirketlerine yetki veriliyor. Yani kimse kimsenin alanında çalışamıyor. Uygulamada bazı sorunlar yaşansa da yöntem zamanla sonuç verebilir diye Karabulut. Sizdeki Yapı Denetim şirketleri için böyle bir uygulama yok mu?
Yapı denetimler bunu gerçekleştiremiyor. Zamanında kendi aralarında buna benzer bir organizasyon yaptılar ama pek tutmadı. Tutmaz da. Çünkü birinde yarın metre arsa kaybedebilir veya kazanır. Ama yapı denetimlerden çıkan projelerde yerleşmiş bir binayı değiştiremezsiniz. Bunun için iş yaptıranın memnuniyeti kolay olmuyor. Elbette sağlıklı konut, ergonomik konut bizim için önemli.

TMMOB’NİN DAĞILMASINI İSTEMİYORUZ
Biraz da TMMOB’dan konuşalım mı? 2011 yılındaki kararnamelerden sonra her bahar bir torba yasayla odalara ilişkin düzenlemeler gündeme geldi. Hala gündemde olmaya devam ediyor. Burada iki şey olabilir. Birincisi TMMOB’nin tasfiyesi veya işlevsizleştirilmesi. İkinci ve daha önemlisi Odaları Şubeler düzeyinde birbirinden ayırıp, deyim doğru olmayabilir ama ‘özerk’ yapılara dönüştürmek. Amaç ne olabilir? İlk akla gelen odaların merkezi gücünü zayıflatıp daha kolay bir kontrol etme mekanizması kurmak. Bu değiştirme girişimleri sizin işinize mi geliyor, gücünüze mi gidiyor?
İlk kararnameler çıktığında bir üye toplantısı yaptık biz burada. Sonra tasarıların hazırlanmasını bekledik. Görmek istedik somut olarak yapılmak isteneni. Üzerinde epey istişari görüşmeler yaptık.

Hiç kimse TMMOB’nin dağılmasını istemiyor. Eleştiriler olabilir rahatsızlıklar konuşulabilir ama yarım milyonu aşkın üyeli bir birliğin dağılması kimsenin işine gelmeyecek.

ELEŞTİRİLER DAĞITMA GEREKÇESİ OLAMAZ
Eleştirilerin muhtevası ne? Örgütün işlevi ile mi ilgili?
Çoğunlukla örgütün hantal kalması üzerine eleştiriler var. 1954 yılında kuruldu ve o zamandan beri bir takım şeyler değişmemiş. Yasamız yenilenmemiş, yönetmelikteki yetersizlikler düzeltilmemiş. Bu birinci eleştiri. İkinci eleştiri odaların siyaset yaptığı iddiası. Ama benim kendi görüşüm şu; TMMOB ve diğer meslek odaları bilimsel anlamda yapılması gereken neyse ona özen gösteriyor. Belediyeler burada “oda siyaset yapıyor” diyor. Vatandaş gözüyle baktığınızda, onlar buradaki altyapıyı bilmez, işin estetiğini bilmez. Çok katlı bir yapının silueti bozduğunu söylediğiniz zaman da siyaset yapılıyor diye suçlama yöneltiliyor. Oysa gerçek o değil. Biz mesleki bilim ve sanatımızın siyasetini yapıyoruz. Bizim üyelerimiz de aynı biçimde bakıyor. Zaman zaman konuştuğumuzda evet öyle diyorlar. Son bir eleştiri de “alanız olmayan yerlerde konuşuyorsunuz” şeklinde. Oysa biz yerleşim alanı söz konusu olduğunda her şeyden sorumluyuz. Bir kaldırım taşından da, ağaç dalının kesilmesinden de sorumluyuz. Bize okulda bunun eğitimi veriliyor. Çünkü başka şeyin değil.
Ben okuldan mezun olduğumda hocama “bir-iki yıl daha okumayacak mıyız” dediğimde, “biz” dedi, “sana mimarlık eğitimi verdik, öğrenimi vermedik.” Hem ilk sınıfta hem de son sınıfta hocamdı. Mimarlığın gerçekten öğrenimi verilmez. Siz sanatı nasıl öğretebilirsiniz ki? Eğitim bilincinizi bir disiplin çerçevesinde şekillendirir. Siz bunu öğrenime dönüştürürsünüz.

ODALARIN BÖLÜNMESİ MESLEĞE DARBE VURUR
Tekrar sorunuza dönelim: TTB’nin “savaş halk sağlığı sorunudur” çıkışından sonra Mimarlar Odası onları desteklediği açıklamasında bulundu. Ardından “Türk” kelimesinin adından kaldırılması konuşuldu. Bu konu çok net değil, zaten hala “neden Türkiye değil de Türk” eleştirisi yapanlar yok değil. Ancak buradaki gündemin amacı önceden beri gelen tartışmalar kadar masum değil. Asıl amaç TMMOB’nin dağıtılması. Oysa dağılmak hepimiz için gerçekten kötü sonuçlar doğuracak. Diyelim Denizli’de “mavi mimarlar”, “yeşil mimarlar” kendi odalarını kuracak, ne olacak o zaman? Oysa biz gücümüzü siyasal iktidarlardan değil, üyelerimizden alıyoruz.

TMMOB YASA GİRİŞİMİNE KARŞI ÇIKARIZ
Şunu demek mümkün mü? Bölgesel olarak ekonomide güçler birbirinden ayrılabilir, onları mahalli olarak gruplayabilirsiniz ama mimarlık gibi toplumun bütününü standart olarak etkileyen meslek dalında bunu yaparsanız sonuçları vahim olur… Çünkü mesleğin alanı Denizli’de ayrı, Kars’ta ayrı, Tekirdağ’da ayrı değil.
Bizi korkutan da zaten o. Günü gelir bu hale düşer miyiz kaygısı yaşıyoruz açıkçası. Yarım milyon meslek mensubunun büyük çoğunluğu bu işe karşı duruyor. Eğer bu girişim somut gale gelirse mimar ve mühendislerin karşı duracağına inanıyorum. Denizli’de de karşı durulacağına inancım var. Biz bunu istemiyoruz. İyileştirme yapılabilir ama zaten biz genel kurullarımızda bunu yapıyoruz. Bunun için iktidar müdahalesine gerek yok.

Yarın: İnşaat mühendisleri ne düşünüyor?

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı