TÜRKİYE’NİN SEÇİMLERİ - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

TÜRKİYE’NİN SEÇİMLERİ

TÜRKİYE’NİN SEÇİMLERİ

Siyasetle de yakından ilgilenen İşadamı Halis Ödel, Türkiye’nin geleceğini yakından ilgilendiren Cumhurbaşkanlığı seçimlerini analiz ettiği bir yazı kaleme aldı. İşte Ödel’in değerlendirmeleri…

Haber Merkezi / DENİZLİHABER / 23 Temmuz 2014 Çarşamba, 08:00

30 Mart 2014 günü yapılan Yerel Seçimlerin ardından Türkiye hızla Cumhurbaşkanlığı seçimi atmosferine girmiştir. Demokrasilerde genellikle parlamentoların gerçekleştirdikleri bu seçim, Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk kez halk tarafından yapılacaktır. 10 Ağustos 2014 günü gerçekleşecek Cumhurbaşkanlığı seçimi, ülkemiz için önemli bir dönemecin arifesi olacaktır.“Halk neylerse güzel eyler”düşüncesiyle sonucu hep birlikte göreceğiz. İnsan hayatında üç, beş yıl önemli bir yaşam dilimidir oysa, ülkelerin “sevki tabii” yani doğal gelişimi çerçevesinde bu süre kısa bir zaman aralığıdır.

Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra ülkemiz bu kez muhtemelen, 14 Haziran 2015 Pazar günü yapılacak milletvekili seçimleri atmosferine girecektir. Önümüzdeki beş, altı yıllık süreç, kaynayan bir kazan halini almış Ortadoğu coğrafyasında yer alan Türkiye için büyük önem taşımaktadır. ABD’nin Irak’ı işgalinin hemen öncesinde ve ABD tüm planlarını belirlediği bir amaç doğrultusunda yapmışken, Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Mart 2003’te Amerikan askerlerinin Türkiye topraklarından geçmesini öneren tezkereyi reddetmiştir. Böylelikle ABD işgalindeki Irak yoluyla Türkiye’nin Ortadoğu bataklığına itilme planı suya düşmüştür. TBMM’deki iktidar partisinin bazı milletvekilleri de bu tezkere için ret oyu kullanmışlardır. Olaylara geniş açıdan bakabilen bu milletvekillerinden biri ile iki yıl önce işlerim için bulunduğum Kahramanmaraş’taki bir iplik fabrikasında karşılaşmış, böylelikle tanışma ve sohbet etme şerefine nail olmuştum.

İşte Haziran 2015 tarihinde yapılacak milletvekili seçimlerinden sonra oluşacak TBMM, Ortadoğu ve dünyanın içinde bulunduğu koşullar nedeniyle, ülkemizin geleceği için çok stratejik kararların alınacağı bir meclis olacaktır. Bu nedenle bir yıl sonra gerçekleşecek seçimler sonrasında TBMM çatısı altına girecek milletvekillerinin nitelikleri Cumhuriyet tarihimiz boyunca birçok kritik olaylara sahne olmuş ülkemiz için her zamankinden çok daha önem taşımaktadır.

2010 ve 2011 yıllarında iki kez Suriye’ye gittim. Bu ülke Sanayi Bakanlığının açmış olduğu pamuk linteri ihalesine katılmak ve öncesinde ürün incelemesinde bulunmak amacıyla iki elemanım ve Çinli bir mühendis ile birlikte Gaziantep, Kilis üzerinden karayoluyla kolayca Halep’e ulaşıyorduk. Bu şehre ve halkına hayran olmuştum. Farklı inançlara, farklı kültürlere sahip insanlar bir arada uyum içinde gül gibi geçinip gidiyorlardı. Şehrin merkezindeki otelimizden ezan sesleri ve buna karışan çan sesleri arasında ne kadar zengin ve köklü bir medeniyetin içinde misafir olduğumuzu anlıyorduk. Gerek devlet memuru gerekse sanayici ve tüccar olarak tanıdığımız kişiler bizlere sevecen tavırlarla yaklaşıyor, Türkiye’ye de övgüler düzüyorlardı. Oysa bizim bu ülkeye son seyahatimizden altı ay kadar sonra her şey birden değişti. Şimdi bu ülke harap ve halkı da perişan haldedir. Suriye’de tanıdığım kişilerin sonradan Türkiye’ye karşı olan intibahlarının birden değişmesi ve Türkiye’yi, Suudi Arabistan ve Katar ile birlikte hareket etmekle eleştirmeleri beni bir hayli etkilemiş ve düşünmeye sevk etmişti.

Komşularımız Suriye ve Irak ateşler içinde yanıyor. Ortadoğu’nun yıllardır kanayan yarası Filistin’de içinde bulunduğumuz günlerde İsrail’in Gazze’deki sivillere yönelik saldırısı hepimizi tarifsiz üzüntüye boğmuştur. İran, ABD’nin uyguladığı ambargo nedeniyle dünya ticaretine bağlanmada çok önemli güçlükler yaşayıp ekonomik olarak büyük darbeler alıyor. Uygulanan kıskaç nedeniyle aldığı ya da sattığı mallarla ilgili olarak bankalar kanalıyla döviz transferi yapamıyor. Bu nedenle ticari ilişki içinde olduğu ülkelerle doğrudan değil, dolaylı olarak Türkiye,Kuveyt gibi üçüncü bir ülkeyi devreye sokarak ya da altın ticareti yoluyla bedel transferini sağlamak gibi, çok hengameli yollara başvurmak zorunda kalıyor. Bu arada İşte bu kıskaç altındaki Ortadoğu coğrafyasında ülkemiz Türkiye bir “kavimler köprüsü” olarak büyük stratejik öneme sahiptir.

İç ve dış politika konularından sonra bir tekstil memleketi olan yöremiz Denizli’deki “ekmek davamız” ile ilgili ilginç bir olayı burada sizlere aktarmak isterim. Bu yıl 20 ncisigerçekleştirilen İstanbul Ev Tekstili Fuarındaki sergimizde ilk defa Çin Halk Cumhuriyeti’nden bir dış ticaret firması yetkilileri bizi ziyaret ettiler, hem de müşteri olarak. Yaklaşık 60 yıldan beri üretmekte olduğumuz geleneksel Buldan işlemelerine büyük ilgi duydular. İlk ziyaretlerinden bir gün sonra beraberlerinde bu kez bir tercümanla gelip başlangıç olarak 20.000 parçalık bir sipariş verdiler.Biz numunelerimizi hazırladık; iş bu firmanın Çin’e ithalatı nasıl gerçekleştireceğine dair gümrük formalitelerini araştırmaya geldiğinde hem Çinli meslektaşlarımızı hem de bizi hayrete düşüren bir gerçekle karşılaştık; Gümrük tarife numaraları 6302.59.90.00.00 ve 6302.59.90.00.19 olan bu ev tekstili ürünlerinin Çin Halk Cumhuriyeti’ne ithalatında %100 ile %130 gümrük vergisi uygulanmaktaydı. Bu gerçek,Çin’in tekstil ürünü ithalatını engellemiş olduğu anlamına geliyordu.

Oysa, aynı cins malların Çin’den Türkiye’ye ithalatında uygulanan gümrük vergisioranları yalnızca%12 ile % 36 arasında değişmektedir. Bu konu hakkındaki asıl acı gerçek ise ülkemize yapılan ithalatlarda vergi oranlarının, Türkiye’nin Avrupa Gümrük Birliğine üye olması nedeniyle Türkiye tarafından değil, Avrupa Birliği tarafından tespit edilmesidir.İnsan bu durumda ister istemez Prof. Dr. Erol Manisalı’nın bir kitabını hatırlıyor; Türkiye’nin Askersiz İşgali – Gümrük Birliği.

Değerli hemşerilerim, saygıdeğer memleketlim, yukarıda bizzat yaşadıklarımdan da yola çıkarak, ülkemizle ilgili bazı gerçekleri sizlerle paylaşmak istedim. 10 Ağustos 2014 Pazar günü yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi, ülkemiz için önemli bir dönemecin arifesi olacaktır. Eski Bakanlardan rahmetli Adnan Kahveci maiyetine bürokrat seçerken “kursağı temiz midir” diye sorarmış. Siyaset adamı olabilmek, çok kapsamlı yetenek ve bilgi ile donanmış olmayı gerektirir ancak ilk koşul kursak temizliğidir! Bu coğrafyada yüzyıllardan beri dile getirilen bir deyiş kamu yönetimi sanatının adeta temel ilkesidir; Fırat’ın kıyısında kaybolan keçiyi bir gün Hazreti Ömer’den sorarlar… Türkiye’nin seçimlerinin hayırlı olmasını diler, bu vesile ile Ramazan Bayramını kutlar saygı, sevgi ve selamlarımı sunarım.
“Halk neylerse, güzel eyler”

Halis Ödel
www.halisodel.com

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı