AKILDA KALAN ÜÇ REFERANDUM KAMPANYASI - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

AKILDA KALAN ÜÇ REFERANDUM KAMPANYASI

AKILDA KALAN ÜÇ REFERANDUM KAMPANYASI

İlk bölümde Türkiye’nin referandumla tanışmasını ve sandık başına gitme aralıklarını aktardık. Özetlersek; 56 yılda 6 kez referandum sandığı kurulmuş ve Türkiye’nin referandum karnesinde 5 EVET -1HAYIR çıkmış. O Tek “hayır”1988’de yerel seçimlerin bir yıl öne alınmasını içeren referandumda verilmiş.

Haber Merkezi / DENİZLİHABER / 7 Mart 2017 Salı, 10:10

5 “Evet”e gelince hatırlatalım:
1)- 12 Mart 1960 askeri darbesinin arkasından yapılan 1961 Anayasası- yüzde 61 “evet”
2)- 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından yapılan 12 Eylül Anayasası -yüzde 91.4 “evet”
3)-1987’de siyasi yasaklar için yapılan referandum (kıl payı ile) “50.1 “evet”
4)-2007’de cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi için yapılan referandum (tarihin en düşük katılımı yüzde 68-yüzde 69 “evet”
5)-2010’da 26 maddelik anayasal değişiklik paketini içeren referandum-yüzde 57.9 “evet”
Halkın katılım oranı da şöyle:
1961-yüzde 81
1982-yüzde 91.3
1987-yüzde 95.3
1988-yüzde 88.8
2007-yüzde 67.49
2010-yüzde 73.71

HAVADA “HAYIR” KORKUSU VAR!
1961, 1982, 1987, 1988, 2007, 2010 referandumlarını karşılaştırırsak; 1961 ve 1982 referandumların koşullarını ve şeklini ayrı tutmak daha doğru olacak. Askeri darbelerin ardından silahların gölgesinde yapılan bu iki referandumun ağır siyasi baskılar altında gerçekleştiğini söylemek şart! Hayırcıların“düşman, casus, vatan haini” ilan edildiği bu kampanyalarda tek yanlı propagandaların dozu arttıkça, miting meydanlarının aba altından sopa gösterilen alanlara dönüştüğü, kimi zaman da tehditlerin eyleme döküldüğü bu iki referandumun perde arkasını iki farklı kalemden okuyalım:
1961 referandum kampanyasını Tevfik Çavdar anlatıyor:

“Kurucu Meclis tarafından kabul edilen anayasanın 9 Temmuz 1961’de referanduma sunulması kararlaştırıldı. Ardından ülkede yoğun bir “evet” kampanyası başlatıldı. “Evet” cephesi oldukça genişti. Başta MBK olmak üzere, İsmet İnönü liderliğindeki CHP, basının tamamına yakını, valiler ve kaymakamlar, devletin bütün yöneticileri bu kampanyanın üyesiydi. CKMP ve Yeni Türkiye Partisi ise darbe sürecinin sona ererek tekrar demokratik bir yönetime geçmek amacıyla evet yönünde karar verdiler. Gözler ise Demokrat Partinin kapatılmasının ardından onun devamı niteliğinde kurulmuş Adalet Partisi’nin kararındaydı. Adalet Partililer “evet” yönünde açıklama yapmamakta ilk başlarda kararlı bir mücadele verdiler. AP yayınladığı bildiride muğlak ifadeler kullanarak anayasaya net bir şekilde “evet” demedi. AP’den evet yönünde bir karar çıkmayınca aynı günlerde İstanbul’da ihtilal hazırlığı yapıldığı iddiasıyla bir operasyon yapıldı. Ertesi günkü gazetelerin manşetinde ihtilal hazırlığında olan kişilerin Adalet Partili olduğu yazılıydı. Hemen yanında ise Cemal Gürsel’in Adalet Partisi’ne ihtarı vardı: “AP Küçük hesaplar yapıyor” Bir sonraki gün ise MBK üyesi Muzaffer Yurdakuler “Memlekete zararlı partiler çalışamaz hale getirilecek” diyordu. Bu uyarıların ardından Adalet Partisi “evet” yönünde açıklama yapmak zorunda kaldı. MBK sandıktan hayır çıkma ihtimaline karşı bir tedbir daha alıyordu. Kullanılacak olan Evet pusulasının rengi beyaz, Hayır’ın ise rengi kırmızıydı. Anlaşılan halkın hayır oyu kullanması için tüm cesaretiyle sandık başına gitmesi gerekiyordu.”

1982 Anayasa referandumunu da Yıldıray Oğur anlatsın:
“Bir kadınla bir erkek deniz kenarında yürüyüşe çıkmışlar.
Kadın: Denize bak! Bugün her zamankinden…?
Erkek: Evet her zamankinden daha ma… Yani ŞEY?
Kadın: Gökyüzünün rengi de ŞEY?
Erkek: Evet, evet ŞEPŞEY…”

7 Ekim 1982’de Cumhuriyet karikatüristi Behiç Ak’ın karikatüründe böyle diline doladığı mavi, 7 Kasım 1982 tarihinde 82 Anayasası’nın oylanacağı Türkiye’nin ikinci referandumunda ‘hayır’ pusulasının rengiydi. ‘Evet’in rengi ise 61 referandumunda olduğu gibi yine beyazdı…

Evren’in hedefinde henüz ortada olmayan “hayırcılar” vardı. Birkaç hafta önceki bayramda atılan kartpostalların altına “Anayasaya hayır deyin” yazanlar olduğunu hatırlattı ve hayırcıları ağır sözlerle eleştirdi: “Bayram tebriğinin altına ‘Anayasaya hayır deyin’ diye yazanlar bunlardır. Şehirlerde kapı altlarından bildiri atanlar, Ermeni ASALA örgütüyle iş birliği yapanlar, komünist radyolardan talimat alanlar işte bunlardır…”Aslında ortada bir hayır kampanyası yoktu ama ‘evet’ mitinglerinin sönüklüğü Evren’i endişelendirmekteydi. Referandum yaklaştıkça darbecilerin hayır çıkma korkusu yükseliyordu. Buna “hayır”ın rengi olan “mavi” korkusu da eklenmişti.O günlerde USA Today’in mizanpajını örnek alıp renklerini, kırmızıdan maviye çeviren Yeni Asır’ın sahibi Dinç Bilgin’i “nereden çıktı bu şimdi” diye uyarmıştı Evren.”

ROLLER DEĞİŞTİ:İKTİDAR HAYIR, MUHALEFET EVET DEDİ!
61, 82’den sonra 87 referandumunu da anmadan geçmeyelim. 87 referandumunda da evet çıktı ama kıl payı farkla. “Evet”in kaderini sadece 75 bin oy belirlemişti. 12 Eylül referandumundan tam 5 yıl sonra, 6 Eylül 1987’de halk bir önceki referandumla yasaklı ilan edilen siyasi parti liderlerinin yasaklarınınkalkması için sandık başına gitti. Kampanyanın “evet” tarafı SHP, DYP, MÇP, RP idi. “Hayır” tarafı ise iktidar partisi ANAP’dı. 1987 referandumunun en iz bırakan siyasetçisi tartışmasız ANAP’lı Güneş Taner’di. “Hayır” kampanyasında başı çekiyordu. Yasaklar sürsün istiyordu. Bunu göstermek için de referandum mitinglerinde sırtına üzerinde “NO.. NO” yazan tişörtler giyiyordu. Sandıkta halk siyasi parti liderlerinin yasaklarının kalkmasına kıl payı ile “evet” demiş, hayırla aradaki fark sadece 75 bin olmuştu.
Gelin bu referandumu da Can Ataklı’nın kaleminden okuyalım:

“Sabah PİAR şirketine “Referandum sonucu ne çıkacak?” araştırmasını ısmarladı. Şirketin o yıllardaki başkanı Bülent Tanla ile de bizler böyle tanıştık. İlk sonuçlar hep başa baş gittiğini gösteriyordu. Bu sırada meydanlarda müthiş mitingler yapılıyor, Turgut Özal ve arkadaşları yasakların kaldırılmaması için ellerinden geleni yapıyordu. Halk sanki tam ikiye bölünmüştü. Sonunda referandum günü geldi çattı. İlk sonuçlara göre her tarafta neredeyse eşit gidiyordu oylar. PİAR görevlileri ise sandık sandık çıkan sonuçları simülasyona tabii tutuyor ve olası sonuçları veriyordu. Gece yarısından sonra Bülent Tanla “Kesin sonuç” dedi ve kağıdı uzattı: “Evet: yüzde 51, Hayır: yüzde 49.”

Kaynakça:
Tevfik Çavdar/Türk Demokrasi Tarihi
Yıldıray Oğur/Türkiye Gazetesi-1.3.2017
Can Ataklı/ Odatv 30.5.2010

YARIN: DENİZLİ’NİN REFERANDUM KARNESİ

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı