Pamukkale antik havuz ve traverten tartışmaları üzerine: Hades’in Ülkesi’nde neler oluyor? - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Pamukkale antik havuz ve traverten tartışmaları üzerine: Hades’in Ülkesi’nde neler oluyor?

Pamukkale antik havuz ve traverten tartışmaları üzerine: Hades’in Ülkesi’nde neler oluyor?

Pamukkale son yıllarda yaşanan tartışmalardan çektiğini, hiçbir şeyden çekmedi. Özellikle 2013 yılından bu yana neredeyse her ay bir ya da birkaç haberle sütunlarımıza konuk oldu. Genellikle resmi açıklamaların masa başında tadilatıyla yayınlanan haberlerde kimi “beyaz cennet” yakıştırması yaptı, kimi “Beyaz cennette cehennem azabı” başlığı attı, kimimiz de gitti, gördü, inceledi, oturdu, yazdı.

Haber Merkezi / DENİZLİHABER / 11 Eylül 2017 Pazartesi, 14:49

Ama haber olanakları bir yana gündemden düşmedi. Gazeteci girişinin yasaklandığı zamanlar oldu. Peşine güvenlik görevlilerinin takıldığı, takip edildiği, gerektiğinde müdahaleye maruz bırakıldığı da! Ama gündemin Pamukkale ve işletme sorunları olmasının önüne geçilemedi.

Şimdi de durum pek farklı değil. Bu gidişle tartışmalara kolayca nokta koyulacak gibi de görünmüyor. Son hafta içinde Denizli Haber sütunlarında birkaç haber arka arkaya yayımlandı. Sadece bu bile tek başına yaşanan gelişmelerin pek olağan seyrinde olmadığını gösteriyor.

PAMUKKALE DE NE OLMUŞTU?
Gelin şu son beş yılın kısa biz özetini yapalım ve hala yaşanan sıkıntıların hangi merhalelerden geçerek bu güne tortu bıraktığını, tartışmaların ne gibi sebeplerle bir türlü sona ermediğini sakince hatırlayalım.

2013 yılında bir oldu-bittiyle Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği’ne (TÜRSAB) bırakılan giriş gişeleri işletmesi devri, yasal bir prosedürle işlememişti. İl Özel İdaresi uhdesindeki işletme ve tüm varlığı yasa gereği Büyükşehir’e geçmesi gerekirken, keyfi bir kararla ve hangi ihale şartnamesi ile olduğu belli olmayan biçimde TÜRSAB’a devredilmişti. Oysa aynı TÜRSAB, benzer statüdeki 49 örenyerini daha işletirken Ankara İdare Mahkemesi bu anlaşmayı hukuksuz bularak iptal etmiş, Pamukkale’nin devredilemeyeceğine ilişkin emsal bir karar ortaya çıkmıştı. O dönem avazımız çıktığınca bağırdık, sesimizi yükselttik, epey mürekkep harcadık. Dedik ki, Büyükşehir Belediye Başkanına, “çıkıp medyada ‘alacağız, alıyoruz, Cumhurbaşkanına dosya verdik, evimden gelip zorla belge aldılar…’ gibi mesnetsiz savunmaları bırak Başkan! Önünde mahkeme kararı var. Aç idare mahkemesinde bir dava, kısa sürede sonuçlandırmak için emsal kararın var. Gerçekten istekliysen bu işletmeyi alırsın.”

ZEYBEKCİ BU İŞİ ÇÖZER MİYDİ?
Aynı biçimde Pamukkale İlçe Belediye Başkanına da benzer şeyler söyledik, yazdık. O da mecliste bir iki çıkış, sonrasında medya da altı aylık aralarla “istiyoruz” beyanatları dışında kılını kıpırdatmadı. Biz kamu niteliği dolayısıyla Büyükşehir, olmadı Pamukkale Belediyesi’nin örenyeri işletme ve büfelerini almasını içtenlikle istiyorduk.

Kimsenin kılı kıpırdamadı. “Bakanımız bu işi çözer” havasına girildi, biz de dedik ki, “Bakan Zeybekci, o ilk bakanlık dönemindeki gibi kendini artık sadece Denizli sorunlarının bakanı gibi görmeyip, Türkiye’nin hükümet bakanı olduğunu idrak edecektir. Bu işe sizin pencerenizden bakmaz!” dediğimiz çıktı. Zeybekci hiçbir demeç vermedi bu konuda. Kanımca haksız da değildi.
Sonra ne oldu? Kültür Bakanlığı bildiğini okudu. Pamukkale, yanında bonus olarak Laodikeia ile birlikte tüm Türkiye’deki 376 örenyeri havuzuna dahil edildi ve önce giriş gişeleri için toplu ihale şartnamesi hazırlandı. Birinci ihale olmadı, ikincisi de olamadı, nihayet üçüncü de bir yıllığına ihaleye verildi.
Ardından sanırım 184 örenyeri büfe ve satış mağazası ihaleye çıktı. Onları da DETUR bünyesinden Anadolu Kültür Girişimcilik (AKG) aldı. Şu anda Pamukkale antik havuz, havuz giriş gişesi, yiyecek-içecek ve hediyelik eşya satış büfeleri ile travertenler girişindeki büfelerin işletmesi AKG tarafından yapılıyor.

PAMUKKALE NEDEN TARTIŞILIYOR?
Pamukkale’nin bunca tartışma konusu olmasının en temel sebebi, örenyerinin layık olduğu değeri bir türlü kazanamayışı diyebiliriz. Bir dünya destinasyonu olabilecek tüm özellikleri taşıyor olmasına karşın, hala turizmin arka bahçesi olmaktan kurtulamadı. Yapılan onca tartışmaya karşın, devlet her dönem kendi bildiğini okudu, bürokrasinin akıl almaz vurdumduymazlığına kurban etti. Son olarak kuzey kapısındaki uzay çatılar kaldırıldı. Gerekçesi, örenyeri dokusuna uymayışı olarak gösterildi. Neredeyse iki yıl girişler sadece güneyden yapıldı. Onca para harcandı ve hala yenilenen giriş işlerlik kazanamadı. Diğer yandan kuzeyde dokuya uymadığı varsayılan uzay çatılar, güney kapısında neden kaldırılmıyor, anlatabilene aşk olsun. Bin bir türlü açıklaması olabilir ama ikna edici olur mu kuşkuluyum.

KAMU YÖNETİMİ OLMALI
Tartışmanın ikinci unsuru, örenyeri giriş gişelerinin özel bir işletmeye ihale edilmesi. Bizim de taraf olduğumuz işletmenini kamu kurumlarınca yönetimi meselesi ciddiye bile alınmıyor. Gerçi kamu yönetiminde de sorunlar olduğu biliniyor. Öncesinde örnekleri çok yaşandı. En çok şikayet edileni, kent bürokratları ve yöneticilerinin arpalığı gibi kullanıldığı iddiası. Bunda gerçek payı ne yazık ki var. Ancak gelirin kentin kamusal bütçesine yapacağı katkı tartışılamaz. Diyeceksiniz ki, Belediyenin bir yıllık ilan-pano-reklam masrafını karşılar mı? Haksız sayılmazsınız. Ancak bu kamusal yönetimi reddetmenin gerekçesi olmamalı. Çünkü her şeyden önce orası bir arpalık olmadığı gibi, özel rant alanı da olmamalı. Önce kent ve bölge halkının malı olduğu unutulmasın.

HALK PAMUKKALE’YE YENİDEN ALIŞMALI
Oysa Denizli halkı her yıl, her ay, her gün biraz daha örenyerlerinden koparılıyor. İnsanlar izlenen fiyat politikaları nedeniyle elini ayağını çekmiş durumda. Buna bir de turizmin arka bahçesi muamelesini eklediğinizde, antik kent ve turizm özellikleri hızla değer yitiriyor. Eskiden düğün arabasına atlayan soluğu travertenlerde alır, fotoğrafını çeker, eşi dostuyla eğlenir, keyfini çıkarır, kendine hatırat oluştururdu. Son yıllarda bu Laodikia’ya kaydı. Şimdi oradaki durum nedir bilmiyorum ama yakında Laodikeia da unutulmaya yüz tutar. Neden mi? Önceleri belediye uhdesindeydi işletmesi. Neredeyse her hafta belediye bültenlerinde habere konu olurdu, sahip çıkılırdı. Şimdi öyle mi? Kaç zamandır belediye bültenine konu olmadığını görmek için haber kanallarına göz atmak yeterli.

MÜZESİZ TURİZM OLUR MU?
Bu ve benzeri etkenleri arka arkaya sıralamaya gerek yok. Sadece bir şeyi daha vurgulayıp geçelim, Denizli Müzesi. Yakın zamanda uzunca tartışacağız ama şimdiden değinmiş olalım. Müze sorunu kent turizminin ve Pamukkale’yi yeniden kazanmanın asli unsurlarından bir tanesi! Kaç zaman oldu? Belki 8 yıl falan. Söz verenler sözünden geçti, “enn büyük müze” diye ortalıkta gezinenler yelkenleri suya indirdi, EML (Endüstri Meslek Lisesi) taş atölyelerini yıkmayı amaçlayan girişim suya düştü ve müze ihtiyacı dillendirilmez oldu. Oysa en büyük sorunlardan biri bu. Pamukkale’yi de, Karahayıt otellerinin turist potansiyelini de, kent ve bölge insanının örenyeri ile bağını da yeniden tesis edecek araçlardan birisi müze olacaktır. Çok daha önemlisi kentin bir türlü sıçrama yapamayan kentsel kültürünü ayakları üzerine oturtacak, inşa edecek olan faktördür. Bu coğrafyada kurulmuş yirmi küsur antik kent içinde 6 ayrı kazı alanında, her yıl binlerce antik buluntu elde ediliyor. Sergilemedikten sonra neden toprak altından çıkıyor ki? Yoksa Pamukkale hamam-müzede yapıldığı gibi en ünik (tekil-eşsiz) eserler açık alana, bahçeye gelişigüzel bırakılsın, yıpransın diye mi? Son gördüğümde Hades’in üç başlı köpeği Kerberus ve Tripolis’ten çıkan Orpheus Çeşmesi tam da bu vaziyetteydi.

ANTİK HAVUZ VE TRAVERTENLER TARTIŞMASI
Gelelim şimdiki tartışmalara. Daha doğrusu tartışmalara sonraki yazımızda girelim ama neden tartışılıyor, özetleyelim.

2016 sonunda hem örenyeri giriş gişeleri, hem de büfeler ve antik havuz ayrı ayrı ihaleye verildi. İhaleyi kazananlar önceki şirketler değildi. Gişe ihalesi ilkin beş yıllığına hazırlandı, talip olmayınca bir yıla indirildi ve Turkuaz adlı şirket kazandı.

Ardından ikinci ihale yapıldı ve antik havuz ile büfeleri AKG kazandı. Bu kez şirket on yıllık bir anlaşma yaptı. İhaleyi açan Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletme Merkezi (DÖSİM.) Yani denetleyici kuruluş Bakanlık. Bakanlık adına Denizli İl Kültür Müdürlüğü ve Denizli Müze Müdürlüğü. Dolayısıyla bağlı oldukları il mülki amirliği.

Tartışmanın odağında birkaç unsur var. Birincisi denetleme unsuru. İkincisi yapılacak çalışmalar için izin unsuru, sonuncusu da hizmet unsuru. Diğer bir unsur antik kent kazı bölgesi olması nedeniyle kazı başkanlığı olması gerekiyor. Ancak onlar bu işlerden yalıtılmış durumda. Hem yabancı kökenli (İtalyan) olmaları, hem de bu güne değin zaman zaman gösterdikleri duyarsızlık nedeniyle kenara itilmiş haldeler adeta.

Bu bizim şimdilik konumuz dışında. İlk üç unsur çerçevesinde ele alalım.

Geçtiğimiz haftalarda elimize bir mektup ulaştı. Mektubu gönderen, Ankara’da ikamet eden şehir plancısı Nur Köse. Kendi ifadesiyle çocukluğundan beri Pamukkale’ye gelip giden, antik havuzu iyi bilen, travertenlerle ilgili gelişmeleri izleyen bir Pamukkale sevdalısı.
Söz konusu mektubun muhatapları ise UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Denizli İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Denizli Valiliği, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü ve Anadolu Kültürel Girişimcilik A.Ş.

Konu antik havuz temizliği ile ilgili uygulamaya odaklanmış. Ayrıca sair konularda da dile getirilen şikayetler var. Mektup bayramın üçüncü günü ulusal yayın yapan bir gazetede habere konu oldu ve ardından tartışmalar başladı. Biz bu tartışmalara dahil olduk, çünkü aynı mektubun bir kopyası doğrudan Nur Bey tarafından bize iletildi.

Sonraki gelişmeler ve bizim yorumumuza sonraki yazımızda devam edelim.
DEVAM EDECEK

Yorumlar

Levent Menteşe   -  Bağlantı 12 Eylül 2017, 15:28

Önce fiyatları düşürsünler. Halk fiyattan dolayı gidemiyor.

Ekrem Ceylan   -  Bağlantı 11 Eylül 2017, 23:45

Artık tüm insanlığın değil şirketlerin malı oldu Beyaz Cennetimiz. Keyfekeder uygulamalar yüzünden ve bakımsızlık sebebi ile yine mahvolmaya başladı. Belediyenin yaptığı çevre düzenlemesi yeni bakım ve onarım olmaması sebebi ile berbat durumda.

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı