Ankara katliamında yaşadıklarını anlattılar - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Ankara katliamında yaşadıklarını anlattılar

Ankara katliamında yaşadıklarını anlattılar

Emek Barış ve Demokrasi Mitingi’ne gitmek için hazırlandılar. Aralarında TMMOB’a bağlı odaların, KESK’e bağlı sendikaların, ÖDP, HDP ve EMEP’in üyeleri vardı. Saatler gece yarısını gösterirken yıkılan Kız Meslek Lisesi yakınında bekleyen 5 otobüse doluştular. 250 kişi güle oynaya yola çıktı ama bir eksikle geri döndüler.

Haber Merkezi / DENİZLİHABER / 14 Ekim 2015 Çarşamba, 08:30

Seval UYSAL
Korkmaz Tedik, KESK’lilerle aynı otobüsteydi. Çamelili Gökhan Akman aynı saatlerde Uşak’tan çıktı yola. Korkmaz Tedik, 32’sindeydi. Yaşasaydı ve iş bulabilseydi su ürünleri mühendisliği yapacaktı. Gökhan Akman ise henüz 22 yaşındaydı. Yaşasaydı o da makine mühendisi olacaktı. Korkmaz, Malatyalı idi ama Denizli’de yaşıyordu. Gökhan ise, Denizliliydi ve Uşak’ta okuyordu. İkisinin ortak yanı EMEP üyesi olmalarıydı. Cansız bedenleri aynı yere düştü.

Gökhan Akman, memleketi Çameli’de arkadaşlarının ilçeye alınmadığı, tabutuna omuz veremedikleri bir cenaze töreniyle, Korkmaz Tedik de çok sevdiği Ankara’da binlerce kişinin katılımıyla Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Resmi açıklamalara göre ölü sayı 97, Türk Tabipler Birliği (TTB) 102, HDP 128 diyor. Gökhan ve Korkmaz, bu rakamların içinde hikayesini bildiğimiz Denizli’den iki kişi. Diğerleri gibi ikisinin de akıllarında BARIŞ, yüreklerinde UMUT vardı. Dillerinde Ruhi Su’nun 1977’nin 1 Mayıs’ı için yazdığı “Bu Meydan Kanlı Meydan” sözleri vardı.

denizli-ankara-katliaminin-gogu-taniklari-o-anlarini-anlatti-korkmaz-tetik

PAÜ İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ ÖĞRENCİSİ BURAK YILMAZ:
DÜŞENLERİN ÜZERİNE KAPAKLANDIM
Denizli’den Ankara’ya 5 otobüsle gittik. Sabah 8.30’da Ankara’ya vardık, direkt garın önüne gittik. Toplanmaları bekliyorduk, yürüyüş saat 10.00’da başlayacaktı. Ben, patlamanın olduğu yerdeydim. Bir arkadaşımızın “pankartın altına gelin” çağrısı üzerine geri çekildik. Pankartın arka kısmına geçtik, orada kalsaydım şimdi parçalarım bulunmamış olacaktı. Hatta patlama anında yanımıza düşenler oldu. Sağ taraftan kanın ve etin üzerime sıçradığını hatırlatıyorum. Düşenlerin üzerine kapaklandım.

İkinci patlama oldu. Bomba olabilir düşüncesiyle çöp poşetlerini karıştırdığımı hatırlıyorum. Et ve kemik parçaları etrafa saçılmıştı. Şimdiden daha soğukkanlıydım, yaralılara müdahale etmeye çalıştım. Patlamanın olduğu yere 30 metre uzaklıkta bir ağacın altında Korkmaz Abi’yi gördüm. Nefes almakta zorlanıyordu. Birkaç kişiyi yanına bıraktım, iyi olduğunu düşündüm için gittim. Döndüğümde hala kaldırılmamıştı. Yüce ile birlikte onu taşıdık. Sağlık Emekçileri Sendikası’nın ses aracı gibi bir araçları vardı, ona taşıdık. Korkmaz Abi’ye sedye vazifesi yapsın diye yanına bir pankart bıraktık, felaket anında aklımıza bir şey gelmedi. Yarasının bir şey yapmayacağını düşündüm. O an polis gaz attı. İnsanlar kaçışmaya başladı, birçoğu yığılıp kaldı. “Yaralılar var” diye bağıranlara polisin biri “nereden bileyim” diyordu. 20-25 dakika kadar alanda kaldım hiç ambulans görmedik.

denizli-ankara-katliaminin-gogu-taniklari-o-anlarini-anlatti-yusuf-celik

ÖĞRETMEN YUSUF ÇELİK:
DİZLERİMİN BAĞI ÇÖZÜLDÜ
Denizli’den KESK olarak gittik. Bir gariplik vardı. Ben, 1993’ten beri sendikanın eylemlerine katılmış biriyim. Polisler, zorluk çıkarmaya daha Denizli’den başlar, çıkarmazdı. Ankara’ya gitsek orada polisin tacizi ile karşılaşırdık. Bu sefer hiçbir şey yoktu. Bu duygularımı eşime söyledim. “Sıhhıye Meydanı’na geldiğimizde tarayacaklar herhalde” dedim. Bildiğimiz en büyük vahşet 77’nin 1 Mayıs’ıydı. Vahşetin bu kadar büyük olacağını bilemezdik. Patlama anına 200 metre uzaklıktaydım. “Eyvah Suruç oldu” diye bağırdım. Demiryolları binası üzerindeki parçaları gördüm. Korkunç bir şeydi. Dondum kaldım, dizlerimin bağı çözüldü hiçbir şey yapamadan öylece kaldım. Ne olup bittiğini anlamadım, etrafımda olup biteni anlamıyordum. Düşünemiyordum. Akıl tutulması olmuştu. Sağlık çalışanları yaralılara yardım etmeye çalışıyordu, polis de gaz atıyordu. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Kendimi toparladım ve ayrıldım. İki gündür uyuyamıyorum.

denizli-ankara-katliaminin-gogu-taniklari-o-anlarini-anlatti-asiye-celik

ÖĞRETMEN ASİYE ÇELİK:
DONDUM KALDIM
O anda ne olduğunu anlamadım, donup kaldım. Ne ileri ne geri gidebiliyordum. Eşim yanımda bağırıyordu “Suruç gibi yaptılar” diye. Bende film kopmuştu, hiçbir şey anlamıyordum. Ne kadar kaldık bilmiyorum, panik halinde herkes bir tarafa dağılıyordu. Uyarılar yapılıyordu.

denizli-ankara-katliaminin-gogu-taniklari-o-anlarini-anlatti-senay-eker

HDP İL YÖNETİCİSİ ŞENAY EKER:
BİR KABUSUN İÇİNDEYDİK SANKİ
Biz iki arkadaş Denizli’den otobüsle gittik. Garın önüne vardığımızda patlama olmuş, barikatlar konmuştu. Polis halkın üstüne joplarla saldırıyordu. Cesetler yerlerde, oluk oluk kanlar akıyordu. Adımımızı attığımız her yerde parça parça kemikler, kafatası kemikleri, etler vardı. Arabaların üzerinde insan gırtlakları, ciğerleri vardı. (ağlıyor) Yardım etmeye çalıştık. Ama biz kabusun içindeydik sanki. Neredeydik, ne yapıyorduk? Şoka girmiştik ama önümüzde gerçeklik vardı. Gençler ölmüştü, her yer kan içindeydi. Toparlandık, telefonlarla insanlara ulaşmaya, sağlıkçı arkadaşlarımızı bize doğru yönlendirmeye çalıştık. Yakınlarını arayanlar, ölen yakınlarının başında ağlayanlar, haykıranlar. Şarapnel parçalarından yaralananlar, orada bulunan doktorlar müdahale ediyordu. Ambulanslar yoktu. Önce polis, sonra ambulans geldi.

denizli-ankara-katliaminin-gogu-taniklari-o-anlarini-anlatti-nur-nisa

HDP EŞ İL BAŞKANI NURNİSA ERİŞMİŞ:
BARIŞA YİNE SAHİP ÇIKACAĞIZ!
İnsanlar oraya barışı inşa etmek için gitmişlerdi. Üç gündür yaşananlarIn bir kabus olmasını istiyorum. Orada gördüğüm korkunç manzara, gözümün önünden gitmiyor. Havuzun kenarında gırtlağı parçalanmış bir akciğeri unutamıyorum. Alana girdiğimizde “Telefon geldi, lütfen alana girmeyin patlama oldu. Tehlike hala var” diyorlardı. Beş dakika ile kurtulduk, keşke bizler gitseydik de o genç arkadaşlarımız yaşasaydı.

Polis bizi engellemeye çalıştı. Sağlıkçı olduğumu söyledim, zorla girdim. İçeriye girdiğimde o gördüğüm manzarayı, kan kokusunu hiç unutmayacağım. Yaralıları taşımaya çalışan siyah gömlekli bir gencin üzerine polis gaz sıkıyordı. Derhal Denizli’deki arkadaşlara ulaşmaya çalıştım. Korkmaz Tedik’in yaralı olduğunu, diğerlerinin iyi olduğunu öğrendik. Bu sırada ambulans yoktu. Oysa böylesi bir büyük mitingde birkaç ambulansın hazır bekliyor olması gerekiyordu. O anda insanlar yaralıları pankartlarla taşımaya çalışıyordu. Yaklaşık bir saat sonra ambulanslar geldi. Oradaki hekim arkadaşlar ilk müdahaleyi yaptılar. Çoğu yaralıyı oradaki doktorlar kurtardı. Bir acil tıp teknisyeni arkadaş yerdeki kanı yüzüne sürüp ağlamaya başladı, şuurunu kaybetti. Sonradan bayraklar örtüldü üzerine.

Metrelerce uzaklara kafa tasları dağılmıştı, alanda uzun süre kaldık. Vekillerimiz Sırrı Süreyya Önder ve Sırrı Sakık geldi. Delil toplamaya gelenlerden sonra alandan ayrıldık. Amacımız demokrasi şehitlerimizi yalnız bırakmamaktı. Yapabildiğimiz buydu. Bir travma yaşadık ama yılmayacağız, barışa yine sahip çıkacağız. Bu ülkeye barış getireceğiz.

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı