GÖNÜL YIKMAMAK - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

GÖNÜL YIKMAMAK

GÖNÜL YIKMAMAK

Dinimiz gönül yapmak kadar belki daha fazla gönül yıkmamaya, kimseyi incitmemeye de büyük önem vermektedir. Çünkü inancımıza göre kalp (gönül) nazargâh-ı ilâhîdir. Kişi başkalarına sözlü ya da fiili olarak zarar verir ve gönüllerini incitir. Bundan dolayı Hz. Peygamber (s.a.s.), Müslüman’ı, elinden ve dilinden diğer Müslümanların zarar görmediği insan olarak tarif ederek, Müslüman’ın kalp kırıcı, gönül yıkıcı olamayacağını beyan etmiştir. Kur-an’da,“Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en…

Haber Merkezi / DENİZLİHABER / 10 Haziran 2017 Cumartesi, 09:02

Dinimiz gönül yapmak kadar belki daha fazla gönül yıkmamaya, kimseyi incitmemeye de büyük önem vermektedir. Çünkü inancımıza göre kalp (gönül) nazargâh-ı ilâhîdir. Kişi başkalarına sözlü ya da fiili olarak zarar verir ve gönüllerini incitir. Bundan dolayı Hz. Peygamber (s.a.s.), Müslüman’ı, elinden ve dilinden diğer Müslümanların zarar görmediği insan olarak tarif ederek, Müslüman’ın kalp kırıcı, gönül yıkıcı olamayacağını beyan etmiştir. Kur-an’da,“Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar” (İsrâ, 17/ 53) buyrularak kötü sözün insanî ilişkilere zarar verdiğine dikkat çekilmiştir.

Hz. Ömer (r.a.)’e atfedilen “Ey Kâbe seni yıksam, yeniden yapabilirim, ama kırılan bir kalbi asla” şeklindeki ifade, İslam’ın insana ve nazargâh-ı ilâhî olan insan gönlüne verdiği değeri ortaya koyması bakımından oldukça dikkat çekicidir. Hz. Mevlana da, “Gönül yıkmak ahmakların işidir, zira akıllı kişi,bir insanı incittiğinde aslında Allah’ı incittiğini bilir” der.Yine Hz. Mevlana şöyle söyler: “Bir defa kalp kırmak, Kâbe’yi yıkmaktan daha kötüdür. Zira Kâbe’yi Hz. İbrahim yapmış, gönlü ise Hz. Allah yaratmıştır.”

O halde; olgun mümin olmanın eğitiminin verildiği bu mübarek Ramazan ayının kıymetini bilelim ve çok iyi değerlendirelim. Yüce Rabbimize yapacağımız ibadetlerimizin yanında başta anne-babamız olmak üzere aile fertlerimizle, akraba ve komşularımızla, birlikte yaşadığımız diğer insanlarla, özellikle ihtiyaç sahipleriyle, yetim ve kimsesiz çocuklarla, yaşlılarla, ülkemize sığınmak zorunda kalan mülteci kardeşlerimizle yakından ilgilenelim; ikram ve infakta bulunarak, hiçbir şey yapamıyorsak en azından tatlı söz ve güler yüzümüzle gönüller yapmaya, böylece Ramazan ayından kazançlı çıkmaya çalışalım. Bu ayda kazandığımız bu güzel hasletleri ömrümüzün sonuna kadar devam ettirmenin gayretinde olalım.

Yeryüzünün bir yerlerinde kalbi kırık, gönlü yaralı, dertli, biçare, mazlum ve mağdur din kardeşlerimiz olduğu müddetçe -üstelik onların yürekler dağlayan acıklı halleri her gün gözlerimizin önüne serildiği halde- bizlerin mutlu ve huzurlu olamayacağımızın idrakinde olmalıyız. Birbirimizin derdiyle dertlenmemiz gerektiğini, elimizdeki imkanları kardeşlerimizle paylaşmak zorunda olduğumuzu, kanayan yaraları sarmamızın, kırılan kalpleri onarmamızın İslamî ve insanî görevimiz olduğunu unutmamalıyız.

Gelin gönüller yapalım, gelin gönüller onaralım, bu Ramazan ve her zaman…

Hayırlı ve bereketli ramazanlar dileğiyle, selam ve dua ile…

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı