İçeriğe geç

BOZUK SAAT Mİ, ÇAVUŞOĞLU MU?

Avukat Tercan Türkmen yazdı...

Av. Tercan Türkmen
Twitter Facebook WhatsApp Telegram
Yayınlanma: 10 Ağustos 2026 - 12:51:58 Güncelleme: 10 Ağustos 2026 - 12:52:49
Av. Tercan Türkmen
Av. Tercan Türkmen

Dünden beri pek çok basın organında belediyeye ait sosyal tesislerde içki satışının yasaklandığı haberleri yer alıyor. Bir hukukçu olarak belirtmek isterim ki, gayet yerinde ve doğru bir karar.

Sayın Çavuşoğlu göreve geldikten sonra, Denizli’deki vatandaşlarımız kendisinden proje beklerken ilk icraat olarak Büyükşehir Belediyesi’ne ait sosyal tesislerde içki satışına başladı.

Bu konuyla ilgili olarak yapılan yoğun ve sert eleştirilere rağmen Denizli Büyükşehir Belediye Meclisi’nde içki satışı ile ilgili karar alındı. Bu karara karşı açılan davalardan sonra ise, Sayın Çavuşoğlu “Dava açan arkadaşlar davalarından vazgeçsinler; aksi halde 3 yere değil, 300 yere içki ruhsatı veririm” şeklinde herkesi şok eden bir açıklamada bulundu.

Ancak şunun farkında değildi… Denizli, sosyal bir şehir olup, vatandaşlarımızın içki içebileceği özel yer sayısı azımsanmayacak kadar çok. Kimsenin de kimsenin içki içmesi ile ilgili bir sorunu yok. Fakat içki satışına izin verilen yerler kamuya ait sosyal tesisler.

O günlerde kamuya ait yerlerde içki satışının hem Anayasa’nın 58. maddesi hem de ilgili mevzuata aykırı olduğunu belirttik.

Ancak akıl tutulması ne yazık ki devam etti.

İçki ruhsatı verilen yerlere baktığımızda, bir tanesinin Servergazi Mezarlığı’na 40 metre uzaklıkta olduğunu görüyoruz. Mezarlıklar bizler için kutsal olup herhangi bir mezarlığın yanından geçerken dahi saygı ve hürmetimizden dolayı araçta isek müziğin sesini kısan bir kültüre sahibiz.

İnsanların en sevdiklerini toprağa defnederken hemen karşılarında kamuya ait bir tesiste kurulmuş bir içki masasının, kanunları bir kenara bırakın; toplumun örf, adet ve ananelerine aykırı olduğunu belirttik.

Ancak bunu sayın Çavuşoğlu’na bir türlü anlatamadık…

Bununla da kalmadı…

Çocuklarımız ve gençlerimizin kötü alışkanlıklardan uzak durup, spora yönlenmeleri için Sayın Osman Zolan döneminde yapılan bir sosyal tesisin hemen üstündeki bir sosyal tesiste içki satışına izin verdi.

Çocuğunu belediyenin tesisine spor yapması için götüren ve spordan sonra soluklanmak için kafede çocuğuyla beraber oturan bir anne veya babanın hemen karşısında bir içki masasının olmasının doğru olmadığını belirttik. Bu hususların tamamı meclis tutanaklarına da geçti.

Yapmış olduğumuz hukuki başvurular üzerine, belediyeye ait tesislerde içki satışı ile ilgili yürütmenin durdurulması kararı verildi ve daha sonra karar iptal edildi.

Ancak Çavuşoğlu içki satmaya kararlıydı…

Bu kararın iptal edilmesinden sonra kamuya ait belediye tesislerinde içki satışı ile ilgili yeni bir karar aldı. Ancak o karar için de yürütmenin durdurulmasına karar verilip, o karar da iptal edildi. Sonra tekrar karar alındı, tekrar iptal edildi, tekrar karar alındı ve tekrar iptal edildi. Bu süreç yaklaşık 2.5 yıldır bu şekilde devam etti.

Mahkemelerin yürütmeyi durdurma ve iptal kararları dikkate alınmayarak belediyeye ait tesislerde içki satışına devam edildi ve mahkeme kararları hiçe sayıldı.

Bozuk saat bile günde 2 kere doğruyu gösterir.

Sayın Çavuşoğlu’nun onca mahkeme kararına, onca yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarına rağmen, doğruyu bulması 815 günde bir oldu.

Takdir Denizli halkının…

3 comments on “BOZUK SAAT Mİ, ÇAVUŞOĞLU MU?”

  1. Ne diyelim kardeşim Allah c.c uz hidayet etsin.bunlar ne ile yada kimlerle bir çatışma içerisinde.ne desen anlamıyorlar.görevi kötüye kullanıp makamdal yaptırım uygulıyorlar ve laf dinlemiyorlar.düşünsenize bir sosyal tesistesiniz ve karşınızda içenler var.bu evinize hiç tanımadığınız birilerini alıp içmelerine musade etmeye benzer.önce Çavuşoğlu ailesinle bir gitsin o sosyal tesise musade ettikleri o içki satışı yapmaya musade ettikleri yerlerde bir otursunlar medeni ve çağdaş olarak bakalım nasıl oluyormuş içki satışı eğer ar ve namus kavramlarını unutmadılarsa vesselam

  2. Bitmediniz bir türlü.İçki ruhsatı tartışmaları üzerinden kıyamet koparanların, bu ülkenin asıl vicdan yaralarına sıra gelince takındıkları sessizlik manidardır. İsteyen içer, istemeyen içmez; kimse kimsenin yaşam tarzına veya ne içtiğine müdahale etmek zorunda değildir. Yıllarca ayran milliyetçiliği yapıp, yerli ve milli söylemler arkasına sığınarak Türkiye Cumhuriyeti’nin onlarca yıllık tüm kamu kazanımlarını, stratejik kurumlarını ve fabrikalarını satanlar bugün ahlak bekçiliğine soyunmaktadır.
    ​Harun gibi mütevazı ve adalet vaadiyle gelip, Karun gibi devasa servetlere ve şatafata gömülenlerin asıl yüzü ortadadır. Kur’an kurslarında ve yurtlarda yaşanan çocuk istismarlarına göz yumulurken, vicdanları sızlatması gereken suçlar karşısında “bir kereden bir şey olmaz” diyerek cezasızlığı ve ihmalleri savunan zihniyet, bugün yerel yönetimlerin sosyal tesis düzenlemeleri üzerinden büyük bir ahlak dersi vermeye çalışmaktadır.
    ​Gerçek toplumsal ahlak; kadehlerin içeriğiyle değil; kul hakkıyla, kamu kaynaklarının korunmasıyla, adaletin sağlanmasıyla ve çocukların güvenliğiyle ölçülür.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir