MASALLARLA BÜYÜMEK - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

MASALLARLA BÜYÜMEK

11 Eylül 2017 Pazartesi

Hayat bir ziyafet sofrasıdır aslında, bunca açlığa ve susuzluğa, açlıktan ölmek üzere olan insanların varlığına rağmen diyorum bunu. Belki de bu sofrayı göremeyen biziz kim bilir? Hayatın güzellikleri masallar kadar güzel ve çekici aslında. Hani güzel olan ne varsa karşılaştığımızda “masal gibi” sözcükleri akıverir ya ağzımızdan.

Hani masallar da hep güzellik, iyilik, doğruluk kazanır ya? Hep mutlu sonla biter ya masallar? Hep cadılar, büyücüler ve kötü devler kaybedenler arasındadır ya?

Bu yüzdendir ki, masallarla büyüyenler, hayatın kötü yanıyla, entrikalarla, dalaverelerle, güç istemleriyle, kabalıklarla, hasetliklerle, içten pazarlıklarla örselendikleri, yaralandıkları halde kötülük yapamaz, kin duyamaz ve intikam alamazlar. Periler vardır büyük annelerin masallarında. Annesinin sözünü dinlemeyen kötü çocuklar cücelere dönüşür. Bitmeyen kış gecelerinde, sıcacık masal dünyalarının devr-i alemi. Masallara inanır çocuklar, masallar gerçektir.

Platon’un “İdeal Devlet” inde dediği gibi; “Aslında çocukları, doğar doğmaz ebeveynlerinden almalı ve onları güzel masallarla büyütmeli” der ve şöyle detaylandırır: “İlk işimiz, masalcıları kollamak olsun. Masallar eğer güzelse bırakalım anlatsınlar. Kötüyse yasak edelim. Anneler çocuklara yasak ettiğimiz masalları anlatmasınlar. Çocukların bedenlerinden önce, güzel masallarla ruhlarını yoğuralım ki çocuklar iyilik yolunu gösterecek güzel masallarla büyüsünler.”

Fakat masallarla büyüyen insanların en büyük tehlikesi, hazırlıksız yakalanmalarıdır karşılaştıkları kötülüklere. Bu yüzden tehlikelidir bazen masallar. Belki de yaşamın ziyafet sofrasını bulamazlar bu yüzden işte. Çocuklar masallara ne kadar ihtiyaç duyuyorlarsa, yetişkinlerin de bu entrikaları ve kötülükleri yakalayabilecek ipuçlarına ihtiyaçları vardır esasen.

Çocuk kendi kalbini, hayatın karanlık yanını tanımaz, ölümsüzdür bu yüzden, ölümü bilmez. Büyük insanın ise en sabırlı ev sahibi ve en güçlü tuttuğu ipucu deliliğidir. Gerçekliğin zincirlerinden kurtulan kocaman insan, masallarda özgürleştiği, çağlara kazınmış, sınırları aşan, tılsımlı bir gücün sahibi olur deliliğin ince çizgisinde. Bazen de masallarla büyüyen temiz ruhlar, gerçekliğin bitmez tükenmez labirentlerinde yorulduklarında bu yüzden kayboluverirler deliliğin dingin ve huzurlu, büyülü varoluş koridorlarında.

Bazen de “Barbar Conan” ve fantastik kurgunun kurucusu, Robert Erwin Howard gibi gerçeği kabullenmek yerine ” Ziyafet sona erdi, söndürün kandilleri” diyebilecek kadar naif olurlar.

Keşke diyorum bazen; Keşke Thomas More’un Ütopia’sı gibi olsa dünya; sevgi yüklü ve düş yüklü bir yaşam olsa. More hayalini kurduğu “Ütopya”da ( Hayal ülke), özlemini şöyle anlatır: ” …Ütopia’lılar, halkın kötülük yapmasını engellemekle kalmazlar; ödüller ve şerefler bağışlayarak erdemin yolunu gösterirler halka. Ütopia’lılar sevgi içinde birlikte yaşarlar. Orada hiç bir yargıç halka tepeden bakmaz, insanda korku uyandırmaz. Ülkeyi yöneten başkan öteki yurttaşlardan ayırt edilemez. Ne süslü bir kaftanı ne de parlayan bir tacı vardır. Ütopia’lılar paranın hiç bir değeri olmadığını bildikleri için rüşvet almaz, namus yolundan şaşmazlar. Ütopia’lılar düşünceleri ve inançları yüzünden suçlanıp yargılanmazlar. Onlara göre bireyi ve toplumları yücelten şey, özgürlüktür.”

Ah! Thomas More!! Ne hayranlık verici bir hayal ülkesi kurmuşsun böyle! Hayatın darağacında son bulsa bile, sadece ütopya bile olsa, bize hayal edebilmeyi öğrettiğin için minnettarız.

Keşke diyorum bazen, keşke masallar gerçek olsa; gökten üç elma düşse yine. Birisi huzura, birisi barışa, birisi kardeşliğin üstüne.

Bir cin çıkagelse ve üç dileğimi sorsa bana; Ülkemin huzuru, Gezegenimin barışı ve insanlığın kardeşliği desem…

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı