CUMHURİYETİN KALBİ YENİDEN ATIYOR: GAZİ İLKOKULU VE ESKİ VALİLİK ALANI KÜLTÜR MİRASI OLARAK YAŞATILMALI
Gazi Murat Şen yazdı...
Denizli’nin merkezinde, Cumhuriyet’in ilk nefeslerinden biri yeniden hayat buluyor.
Gazi İlkokulu’nun restorasyonu, yalnız bir binayı değil; bir dönemin ruhunu da ayağa kaldırıyor.
Ancak bu süreç, aynı bölgede yer alan eski Valilik ve Adliye binalarının da korunmasıyla tamamlanmalı.
Çünkü o alan, Denizli’nin Cumhuriyet dönemi hafızasının kalbidir.
Denizli’nin merkezinde, yılların sessiz tanığı gibi duran bir yapı var: Gazi İlkokulu.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Eğitimde çağdaşlaşma” hedefiyle başlatılan büyük seferberliğin bir ürünü olarak 1932-1933 yıllarında kapılarını açtı.
Bu okul, yalnızca öğrencilerin değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in de büyüdüğü bir mekândı.
Bugün o yapı yeniden canlanıyor. Yıkılmıyor, unutulmuyor; aksine devletin ve yerel yönetimlerin yürüttüğü özenli restorasyon çalışmalarıyla yeniden doğuyor.
Ancak burada asıl mesele, duvarları onarmaktan çok, o duvarların içindeki anlamı yaşatabilmektir.
Çünkü Gazi İlkokulu, sadece bir bina değil, Cumhuriyet’in Anadolu’daki ilk nefeslerinden biridir.
Bu tarihi yapı, “Cumhuriyet Kültür Evi” veya “Eğitim Müzesi” kimliğiyle korunmalı.
Sınıflarından biri dönemin eğitim atmosferini yaşatabilir, diğer bölümler Denizli’nin kültürel belleğine, Cumhuriyet’in eğitim ideallerine adanabilir.
Salonlarında sergiler, söyleşiler, çocuk atölyeleri düzenlenebilir.
Yani Gazi İlkokulu bir kez daha “öğreten” bir yer olur — bu kez kitaplarla değil, tarih bilinciyle.
Fakat bu dönüşüm yalnız Gazi İlkokulu’yla sınırlı kalmamalı.
Aynı bölgede yer alan eski Valilik ve Adliye binaları, kentin idari geçmişinin ve mimari kimliğinin en güçlü tanıklarıdır.
Bu yapılarla birlikte Gazi İlkokulu’nun çevresi, Denizli’nin Cumhuriyet dönemi kent belleğinin bütünsel bir kültür koridoruna dönüştürülebilir.
Ne yazık ki aynı alanda yer alan Kız Meslek Lisesi’nin yıkılması, kentin mimari mirasına vurulmuş sessiz bir darbe oldu.
Aynı hatayı tekrarlamamak için bugün elimizde kalan bu değerleri kültürel, tarihsel ve estetik bir bütünlük içinde korumamız gerekiyor.
Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” sözüyle yola çıkan bu okul, bir asır sonra yeniden ışık saçmaya hazırlanıyor.
Bizlere düşen görev, bu restorasyonu yalnızca fiziksel bir yenileme değil, Cumhuriyet’in ruhuna sahip çıkma eylemi olarak görmek.
Çünkü geleceğe bırakılacak en büyük miras, iyi yaşatılmış bir geçmiştir. Gazi İlkokulu eski valilik ve adliye binaları ile birlikte, bu mirasın en parlak sayfasını oluşturmaktadır.
Bir şehrin geleceği, geçmişine gösterdiği saygı ile ölçülür.
