Kestanepazarı’ndan darbeye - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Kestanepazarı’ndan darbeye

28 Temmuz 2016 Perşembe

 

Türkiye, unuttuğu darbe dönemini 15 Temmuz gecesi FETÖ ile yeniden yaşadı.
Tanklar, insanları ezdi.
240 kişi darbeciler tarafından katledildi.
Yüzlerce kişi yaralandı.
İşte bu bilançoyu yaratan ve örgütü Pensilvanya’dan yöneten Fetullah Gülen’in 1941’den 2016’ya uzanan sicili:

Erzurum’un Pasinler ilçesine bağlı Korucuk köyünde doğdu 75 yıl önce.
İlkokulu bile bitirmedi.
Eğitimini medreselerden aldı.
Ona “Cizvitler” (misyonerlik ve eğitim kurumları açmayı başlıca çalışma alanı seçen Hıristiyan tarikatı) gibi bir oluşumun yolu 1957’de Nur Cemaati ile tanışmasının ardından açıldı.
Edirne’de imamlığa başladı 19 yaşındayken.
Derin devletin ürünü olarak Komünizmle Mücadele Derneği’nde yetişti.
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Yaşar Tunagör’ün yardımıyla 1966’da Kırklareli’nden İzmir’e tayin edildi.
Kestanepazarı’nda imamken; Denizli, İzmir, Kütahya gibi Ege illerinde etkin olan Nurcuların Yazıcılar kolu lideri Hüsrev Efendi ile tanıştı.
Ege’de sesini duyurdukça sempatizan topladı.

“Altın Nesil” diye yola koyulan Fetullah Gülen’e altın dokunuşu harekete sempati duyan Nefi Akyazılı yaptı. Kendi adına dernek kurulması koşuluyla Çalıkuşu romanının yazıldığı 5 katlı binayı verdi.
Böylece Akyazılılar Vakfı ile Işık Evleri projesini uygulamaya koydu.
Vaazları sırasında kendini yerden yere atması…
Bolca gözyaşı dökmesiyle kitleler üzerinde etkisini giderek artırdı.
Nurcular içinde Fetullahçılığı oluşturdu.
Yazıcılar ve Nurcu gruplar etkisini yitirdikçe o güçlendi.
Ona; mehdi, kahtani (mehdiden sonra gelecek kurtarıcı) diyenler vardı.
12 Mart’ta irticai faaliyetleri nedeniyle TCK’nın 163. maddesine muhalefetten 3 yıl hüküm giydi. Ama 7 ay hapis yattıktan sonra imdadına Ecevit Hükümeti yetişti. Ecevit affıyla bu cezadan kurtuldu.

Kök salması için siyasi desteğin şart olduğunu düşünerek önce 1970’li yılların başında MHP, cezaevinden çıktıktan sonra Necmettin Erbakan’ın MSP’sine yanaştı.
12 Eylül’ün ardından İzmir Bornova imamlığından Çanakkale’ye tayini çıktı.
Projesini İzmir’de sürdürebileceği inancıyla 20 Mart 1981’de görevinden istifa etti.
12 Mart’ta olduğu gibi 12 Eylül’de de irticai faaliyetleri nedeniyle aranmaya başlandı.
Ancak yüzbinlerin gözaltına alındığı bu dönemde her nedense o yakalanamıyordu.
Sıkıyönetim dönemi dahil, 5 yıl kaçak yaşadı.
12 Ocak 1986’da Burdur’da yakalandı ama ANAP iktidarı sayesinde hapis yatmadı.

Bu ona altın tepside sunulan fırsat oldu.
İzmir Yamanlar’daki 5 katlı Işık Evi’ni ünlü Yamanlar Koleji’ne dönüştürdü. Bu, daha sonra 141 ülkeye yayılacak eğitim kurumlarının ilk halkasıydı.
Devlet kadrolarında örgütlenebilmek için, 12 Mart ve 12 Eylül’de olduğu gibi 28 Şubat’a da destek çıktı.
Öncelikli hedef olarak mülkiye ve yargıyı gösterdi.
İstikamete yürümek için sistemin püf noktalarını keşfedin…
Müslümanlar belli bir noktaya gelinceye kadar sivrilmeden, hissettirmeden ilerleyin…
Erken vuruş çıkışları yapılırsa dünya Cezayir gibi başlarını ezer…
Anayasal müesseseleri, kuvveti cephenize çekmeden atılacak her adım erken diyordu konuşmalarında.
Bu sözlerinden dolayı hakkında soruşturma açılırken, İzmir’deki askeri okul öğrencilerinin Işık Evleri’nde basıldı.
Baktı ki pabuç pahalı, “sağlık” diyerek kapağı ABD’ye attı.

Pensilvanya’da kurduğu karargahtan örgütünü yönetip, daha önce AP, MHP, MSP, ANAP ve DSP ile dirsek teması yapmış olmasının deneyimiyle bu kez AKP’ye yöneldi.
İslamcı akımların kadrolaşması için yaratılan fırsattan yararlanıp İçişleri, Milli Eğitim, Sağlık, Ulaştırma, Bayındırlık, Tarım ve Köyişleri bakanlıklarında…
Yargı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve emniyet teşkilatında kök saldı.
Ergenekon, Balyoz ve askeri casusluk gibi kumpaslarla çıkabilecek engeller imha edildi.

Masonik model benzeri bir ekonomik yapılanmayla 1966’da İzmir Kestanepazarı’nda başlattığı hareket; finanstan medyaya, eğitimden enerji ve gıdaya kadar geniş bir yelpazede kontrol edilemeyen bir güce dönüştü.

Yarım asırlık örgütlenmeyle hep “altın nesil” yetiştirmenin peşinde koşan Fetullah Gülen, önce 17-25 Aralık operasyonuyla kendisine devlet kapılarını ardına kadar açan, ne istediyse veren AKP’yi iktidardan düşürmeyi denedi, başaramadı.

Güç topladığını zannederek 15 Temmuz darbesine kalkıştı. Altın nesille darbe yaparak altın vuruşu gerçekleştirmek istedi ama milletin duvarına tosladı.

Altın nesil büyük ölçüde kendini imha etti, fakat Türkiye’ye unutmaya yüz tutmuş darbe kabusunu yeniden yaşattı.

Umarız ülkeyi yönetenler bir musibet bin nasihattan iyidir deyiminden ders çıkarıp, dümeni tüm kurum ve kurallarıyla işleyecek demokratik Türkiye’ye doğru çevirirler.

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı