KORKUNUN BİTTİĞİ YERDE YAŞAM BAŞLAR - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

KORKUNUN BİTTİĞİ YERDE YAŞAM BAŞLAR

29 Haziran 2020 Pazartesi

Bir papatyanın, sarısında da aynı özdek vardır, beyaz yapraklarında da, yeşil yapraklar da ve hatta sapında ve kökünde de aynı öz vardır.

Bir elma ağacının meyvesinde, çiçeklerinde, dallarında yapraklarında, köklerinde aynı özdek (öz) vardır. Hiç biri birbirinden ayrı değildir. Elma ağacı mı tohum verir, yoksa elmanın tohumu mu ağaca dönüşür?

Bir elmanın çekirdeğini, bir limonun çekirdeğini, bir tohumu kırdığınızda hep bir boşluk görürsünüz. Bu boşlukta meyvenin çiçeğin ve ağacın bilgisi vardır oysaki hiç bir şey boşluk değildir. Boşluk olarak görülen her şey ve yerde ışığın ve bilginin titreşimi vardır.

Biraz daha ileri gidildiğinde gözle görülen görülmeyen, işitilen işitilmeyen, 5 duyuyla algılanan ya da algılanmayan, kokladığımız, işittiğimiz, gördüğümüz, dokunduğumuz tüm her şey, ses, koku, renk, maddenin her çeşit fazı, sıvı gaz, katı evren ve evrenlerdeki her şey ışıktır. Her şey ışığın salınımıdır.

Işık, mikro ve makro evrenleri birbirine bağlayandır. Evrenler arasında görülen görülmeyen her şey ışığın titreşimidir. Işığın rezonansı değiştikçe, küçüldükçe ya da büyüdükçe, şekli değişir, formu değişir. Bizden ayrı gördüğümüz her şey, farklı gördüğümüz her şeyin sadece ölçeği farklıdır. Evrenlerdeki her şey canlıdır. Ağaç sadece tahta mıdır? Elbette değil! Su cansız mıdır? Elbette değil! O’ndan gelen her şey canlıdır. Hatta yapay diye bir şey de yoktur. Yapay zannettiklerimize insan yapımı denilebilir. Ama O’ndan gelen ve yapılmasına izin verilen her şey proton ve elektronların titreşimidir.

Kristaller, mineraller sizce cansız mıdır? Elbette ki canlılar. Sadece ölçekleri farklıdır. Onlar milyonlarca yıldır yaşıyorlar. İsterseniz bir kamera koyup onların yaşamlarını videoya alabilirsiniz, bizim ortalama 80 yıllık ömrümüz onların yaşadığını gözlemlemek için yeterli değildir. Bizim kristaldeki hareketi görmemiz için 1000 yıl oturup izlememiz lazım.

Kristallerden söz açılmışken; hepimizin bildiği dünyaca meşhur silikon Vadisi’nden söz etmeden geçmeyelim. Neden Silikon Vadisi deniyor? İnsanların temel yapı taşının karbon (C) olduğu gibi, kristallerin temel yapı taşı da silikondur. Yani silisyumdur. Dünyaca bilinen birçok teknolojik marka Silikon Vadisi’nde bulunur. Bunun sebebi aslında tüm teknolojik cihazlarda, hem dayanıklı oldukları, hem muhteşem bir hafızaya sahip oldukları, hem de depoladıkları bilgileri aktarabildikleri için kristallerin kullanılmasıdır. Bünyelerinde çok fazla bilgi taşırlar, varoluştan bu güne kadar olan birçok bilgiyi hafızalarında tutarlar. Çok yakın bir gelecekte harici bellekler yerine, doğrudan kristalleri kullanarak bilgilerimizi depolayıp aktarabileceğiz umarım. Kristalleri çok uzaklarda aramayın ayrıca; vücudumuzun %70-80’ini oluşturan su da kristal yapıdadır. Yüzdenin kalanını ise elementler ve mineraller doldurur, bunlarda zaten kristal yapılardır. Örneğin vücudun temel postürünü sağlayan omurga kalsiyum mineralinden oluşmuştur.

İşte tam da bu nedenle insanlar “likit kristal“ yapıdadır. Tıpkı tüm evrenler ve evrenlerdeki “her şey“in “likit kristal” yapıda olduğu gibi. O’nun yarattığı ve O’ndan tezahür eden tüm bu evrenlerde hiç bir canlı birbirinden üstün ya da aşağı değildir. Sadece ölçeği farklıdır.

Çeşitlilikteki tekliğin farkındalığı da insanlığın tekamülünde önemli bir adımdır. Hepimiz ve her şey tek bir kozmik okyanusta birer dalgayız. Eğer dalga okyanus olduğunu fark ederse, kendi gücünün farkına varır. Küçük dalga, büyük dalga farketmez, hepsi okyanusun parçasıdır.

İyi ya da kötü yoktur. O’ndan gelen her şey iyidir. Her şey olması gerektiği gibidir. O’na güvenin ve kendinizi O’na teslim edin. Korkmayın. Korkunun bittiği yerde yaşam başlar…

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı