PUMANIN UYANIŞI - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

PUMANIN UYANIŞI

23 Eylül 2019 Pazartesi

Sevgi muhteşem bir farkındalıktır! Yoğun bir duygudur! Fiziksel ve ruhsal bir enerjidir. Çok güçlüdür. Keşke hep bu duyguda donup kalsak! Keşke sevgi tüm benliğimize ve hücrelerimize sızıp, nüfuz etse. Bu ancak tüm yargı ve etiketlemelerden soyunduğumuzda sabitlenecek. Ve hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığını hissettiğimizde! Ve yine, hepimizin aynı malzemeden yapıldığımızı iyice anladığımızda. Bunu anladığımızda, zaten gerçek insanın doğasını ve şefkatle yaratıldığını ve şefkatin sevginin büyük bir parçasını da anlamış olacağız…

Şefkat demişken; bu gezegendeki her varlık için şefkatle titreştiğimizde; nihai amacımız hayatta kalmanın ötesine geçip, şefkatle bütün insanlığın ve evrenin parçası olduğumuzu ve onların da bizim parçamız olup, aynı gezegenin frekansını ya yüceltip ya da bitirdiğimizi anladığımızda ve bütüncülleşip BİZ olduğumuzda; hepimizin bir nedenden dolayı burada yani bu gezegende olduğumuzu ve bu realitede gelip geçici olsak da, gerçekte ölümsüz ruhlar olduğumuzu hatırladığımızda; anbean huzur içinde sevgiyle kuşanıp, kuşatılıp değişimi birlikte soluyacağız.

Bu değişim çoktan başladı bile. 2012 ile birlikte gezegenin titreşiminin değişimi, insan DNA’sında bir şeyleri tetikledi ve insanın titreşimi de değişti. O tarihle birlikte yükselen farkındalığın ve insan bilincindeki değişimin farkında mısınız sevgili güzel insanlar? Bütün gezegendeki bir uyanış ve şefkat dalgasının farkında mısınız? Eskiden her şeyin illaki savaşla bittiği vandallık ve şiddet dönemlerinin, yerini yavaş yavaş şefkate bırakmaya başladığının?

Anlayış ve bilgeliğin savaş ve terörün yerini almaya başladığının? Fakat sabırla değişime birlikte katılmalı ve olup bitenin zaten olup bitmesi gerektiğini ve bir resetleme ve dengeleme olduğunun bilincinde kalmalıyız. Her zaman karanlık karanlıkta kalmak isteyecek ve bir ışık yakıldığında buna tepki verecektir. Değişen eski enerjilerin yerini bir gün ve yakında yeni ve şefkat dolu bir enerji alacaktır, biraz sabırlı olmamız ve sevgiye katkı olmamız gerekiyor.

Eski arkaik “Kartal ve akbaba kehanetleri”nde sözü edilen; akbabanın yolu (yüreği, sezgiyi ve mistik olanı temsil eden) ve kartalın yolu (aklı, mantığı ve maddesel olanı temsil eden) ile kesişti artık. Bu inka kehanetlerinde, kuzeyden gelen Kartal ile güneyden gelen Akbaba, gökyüzünde birlikte uçarlarsa toprağın uyanacağı söylenir… Ve Kuzey’in Kartalı, Güney’in Akbabası olmadan özgür olamayacaktır.

İnka kahinlerine göre; Amerika Kuzey ve Güney olarak ikiye bölünürken, kalbin sevgi ve şefkatini temsil eden bölüm ile aklın yolu da birbirinden ayrı düşecektir. Sonraki yıllarda, 1490’larda, bu iki yol birleşecek ve kartal akbabayı yok olmanın eşiğine getirecektir. Ondan 500 yıl sonra da 1990’larda, akbaba ile kartalın yeniden birleşip, aynı gökyüzünde ve aynı yolda beraberce uçmalarına fırsat sağlayacak, yeni bir çağ başlayacaktır. Eğer akbaba ve kartal bu fırsatı değerlendirirlerse, o ana kadar görülmemiş sıra dışı bir kuşak yaratılacaktır. Bazılarının “Tüylü yılanın uyanışı”, kimilerinin ise “Pumanın uyanışı” olarak adlandırdığı bu 2012 sonrası dönemi değişimlerini hepimiz fark etmeye başladık ve başlayacağız. Ok yaydan çıktı ve bu defaki hedef harika bir hedef! Biz de içinde olalım ve değişime katkı olalım! Yapacağımız ilk şey şu: SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIĞI YAPMAMAK VE SADECE GÜZEL OLANA ODAKLANMAK VE OYUNA GELMEMEK!

Bir kez daha altını çizmek ve toparlamak gerekirse; şefkatin merkezi de, sevginin merkezi de kalptir.

Ve aslında, illaki, 2012 eşiği ile birlikte yeni ve yeniden ayarlayıcı bir enerjiye girerken, sezgilerimiz de yükselmeye ve derinleşmeye başladı. Bir sonraki süreç ise, birbirlerini kırıp geçiren katleden, savaşan bir insanlık yerine, seven, empati yapan ve şefkat duygusu ile yücelen bir insanlık olacak. Ve evet! Gezegenin enerjisi değişirken, insan varlığının enerjisi de ciddi bir dönüşüme girdi ve gezegenin enerjisiyle uyumlanmaya başladı. Ancak bizim varoluştan beri, Habil ve Kabil durumunda olduğu gibi, ilk yaratılıştan beri bu güne dek getirdiğimiz karanlık-aydınlık düalitesinden oluşan eski enerjiden tamamen arınmamız zaman alabilir. Ancak sonunda mutlaka aydınlığın galip geleceğini tüm arkaik inançlardan ve semavi dinlerden biliyoruz zaten. Burada bizim insan varlığına ve gezegenimize, hatta evrene yapacağımız en büyük katkı, kalbimizin sezgi ve sevgi enerjisine izin vermek ve yükselişi onaylamak ve sevgi titreşiminde kalmak…

Yapacağımız son şey de şu: SAĞDUYU… EMPATİ… ŞEFKAT…

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorumlar

Hatice erkan   -  Bağlantı 23 Eylül 2019, 20:30

Sevgi

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı