ÜÇÜNCÜ BOYUTTAN, BEŞİNCİ BOYUTA DOĞRU - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

ÜÇÜNCÜ BOYUTTAN, BEŞİNCİ BOYUTA DOĞRU

1 Haziran 2020 Pazartesi

Bir önceki yazımın devamı niteliğinde olacak bu yazıya, kısa bir hatırlatma ile giriş yapmak isterim. Atlantis’te yaşayan insanlık, batmadan önce 12 DNA zincirine sahipti, dolayısıyla da süptil, ince ve donanımlı varlıklardı.

Peki, bu 12 DNA’ya sahip insan, bugünün insanından hangi anlamda farklıydı? 12 DNA’lı insan, Hint Aiçvaryaları’nda 7 bölümde anlatılır:

1-) Düşünce gücü ile maddeleri büyütüp küçültebilme (amma yeteneği), ağırlaştırıp hafifletebilme (telekinezi) yeteneği. Hatta Atlantis’ten ayrılıp Mısır’a gelen bir grup Atlantislilerin Mısır Piramitleri’ni hafifletme ve küçültme yetenekleri ile devasa taşları üst üste yığdıkları rivayet edilir.

2-) İnsanın kendi öz gücünü kullanarak, kendini ya da cisimleri hafifletip (Lghima), havada asılı tutabilme yeteneği (Levitasyon). Yarı süptil, yarı madde oldukları için bütün Atlantisliler bu yeteneğe sahiptiler.

3-) Zaman sınırlarını aşarak, istenilen yere gidebilmek (Prapte), düşünceleri başkasına aktarabilmek (telepati) ve astral seyahat.

4-) Konsantre olarak her türlü katı, sıvı, gaz hallerindeki maddelerin içinden geçebilmek ve yoğunlaşarak istediği maddenin formuna dönüşebilmek (Prakamya).

5-) Maddelerin niteliklerini özelliklerini değiştirebilmek (simya).

6-) Kendi bedenine başka bir ruh sokabilmek yani medyumluk. (Sohtart).

7-) Görünmez olabilmek, kaybolup tekrar belirebilmek (Atartvaç), demateryalizasyon.

Bütün bu muhteşem süptil yeteneklere sahip 12 DNA zincirine sahip insanlar Atlantis’te huzur içinde yaşıyorlardı ki reptelian ırkı ile düzenleri bozuldu. Belialoğulları denilen Ahrimanik güçler ki Lucifer’in çocukları demek daha doğru olur, ortalığı tamamen karıştırdılar. (Bir önceki yazıya bakabilirsiniz: Şeytanın Çocukları).

Burada 2 teori var 2 DNA’ya inmek ile ilgili. Birisi reptelian müdahalesi ile yapılan deneylerle ve onların müdahalesi ile Atlantis batmadan önce yapıldı. İkincisi, Atlantis battıktan sonra dünyanın değişik yerlerine giden Atlantislileri, altın çıkarmak üzere işçi olarak kullanamayacağını düşünen Anunnakiler tarafından DNA’ları düşürülerek köleleştirildiler. 12 DNA’lı iken tüm uzaylı varlıkları çok iyi bilen insanlar, 2 DNA’ya inince Anunnakileri tanrılaştırdılar. Böylece tüm kadim bilgiler insan zihninden silinmiş oldu.

Üstelik hala değiştirilmeden kalabilmiş 12 sarmallılar, 2 sarmallılar tarafından cadı ya da büyücü denilerek yok edildiler.

Sonuçta hangi teori doğru olursa olsun, artık insanlık 2 DNA sarmalına sahip oldu. Böylece birçok yeteneğini kaybederken, DNA kullanım alanı da %100’den, %33.5 oranına indi. Aradaki fark yıllarca bilim adamlarınca karanlık ya da boşluk olarak tanımlandı ama öyle değildi.

Her neyse, 2012’den sonra gezegenin magnetik alan enerjisi değişmeye başlayınca, DNA kullanım yüzdesi 44.5’e ayarlandı, sarmallar değişime hazırlanmaya başladı ve insanlık kozmik bir değişime girdi. Fiziksel, kimyasal, ruhsal ve enerjisel olarak evrimleşmenin eşiğindeyiz.

Foton kuşağı ile de detaylı bağlantısı olan bu süreçte insanlık, bir şekilde üçüncü boyuttan beşinci boyuta geçirilmek üzere hazırlanıyor. Yeni kozmik dalgalarla bio ritim, kan ve DNA’lar etkilenmeye başladı.

Bunun başka yolu yok kısacası, herkes farkındalık ve niyetine göre, frekans aralıklarına göre bu yeni enerjiye uyumlanmak zorunda kalacak ve dönüşüme uğrayacak.

Her şey ve tüm evren birbirleriyle devasa etkileşimler içinde olduğu için, bu devasa titreşimler hücreleri dönüşüme uğratacak, arkasından ruhsal ve hissel değişim tetiklenecek. DNA evrimleşmeye başlayınca da 12 sarmal tekrar ve yavaş yavaş aktive olmaya başlayacak. Elbette 12 sarmal da, 12 çakrayla eşleşecek sonunda…

Haktan Akdoğan’ın “DNA’nın Dönüşümü” adlı videosunu acilen izlemenizi öneririm. Böylece 2 DNA’nın 3 boyutlu fizikselliğinden, 12 DNA’nın 5 boyutlu yarı eterik yarı fiziksel aktivasyonuna geçiyor olacağız.

Bizden zorla aldıklarını, tekrar geri alabilmek size de çok heyecanlı ve fantastik gelmiyor mu? Ne dersiniz?

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı