REKLAMI GEÇ

HOŞÇAKAL GÜZEL İNSAN…

25 Mart 2024 Pazartesi

Yıllar sonra ilk ve son kez yazıyorum bu köşede…

Keza bu köşe var olduysa, on binlere, yüzbinlere ulaştıysa yeri geldiğinde, O’nun sayesinde…

O nedenle, hem yıllar sonra merhaba hem elveda sevgili okur…

HOŞÇAKAL GÜZEL İNSAN…

Günaydın Gazetesi, Hürriyet gibi Türkiye’nin bir zamanlar en iyi gazetelerinde çalışmış, İzmir, İstanbul ve iyi ki de Denizli’de gazetecilik yapmıştı.

Eczacılık Fakültesi mezunu olduğu halde aşkla bağlı olduğu gazetecilik mesleğini tercih etmişti. Herhangi bir yerde eczacılık yapıp paşa paşa yaşamak varken, yani günlerce gecelerce uykusuz kalmayı, hayatını riske atmayı, tanımadığı bilmediği insanların mutluluğu, huzuru, sağlığı, güvenliği için ömrünü feda etmeyi, açlığı, rezilliği, sefaleti seçmişti.

İzmir Hürriyet’in uzun yıllar yazı işleri müdürlüğünü yapmış Denizlili Hüsnü Okumuş, mesleğinin son yıllarında Denizli’de hayalini kurduğu bir yerel gazete çıkarmayı başarmıştı…

Yerel gazete deyince yanlış anlamayın. Şu an sanırım 5 yerel gazeteyi toplasak Yirmi Gazetesi’nin çalışan sayısına ulaşılamaz.

Şöyle bir gazete düşünün; 1995’in Ağustos’unda başladım haberciliğe. Yirmi Gazetesi’nde..

Yazı İşleri Müdürü Osman Ülkü, yanında iki sayfa sekreteri, bir montajcı var.

Kendisine bağlı Haber Merkezi’nin başında Muhammet Karaçay. İstibahrat Şefi Selami Aydın, ben varım iki muhabir arkadaş daha var Selami’nin altında çalışan. 2-3 stajyer muhabir. Gece muhabiri var. Ekonomi şefimiz var. Spor Şefi Fikri Tüfekçi, yanında Serhat Delikara var. Seri ilanlar servisi ayrı, abone servisi ayrı, reklamlara bakan ekip ayrı, zibil gibi reklamcının oluşturduğu dev bir reklam servisi var. Yetmemiş bir de Çağ Ajans kurulmuş, medya dışı organizasyonlara da girilmiş. Ajansın başında Cumhur Küçükkahveci var.

Ertesi gün hangi haberimizin yayınlanıp yayınlanmayacağını bilmiyoruz. Gece yarısı gizlice gelip montajcı Oğuz Köroğlu’nun elindeki aydıngerlere bakıyoruz Selami, Bünyamin Özen ve Mehmet Tozlutepe filan… Birimizin haberi manşet olmuş, birimizin haberi çöp… Öyle gazeteydi anlayacağın Yirmi Gazetesi…

Gün içinde Osman Ülkü Yazı İşleri Servisi’nden köpürerek bağırdığında altımıza sıçardık resmen. Suratımıza az fotoğraf çarpmamıştır “Bu mu kardeşim bana fotoğraf diye getirdiğin” diyerek. Korkumuzu heyecanımızı Muhammet Karaçay bastırırdı hep.

“Oyarım” diye kızdı mı kaçacaktınız yanından Osman Ülkü’nün.. Ama resmen “Yalancı matkap”tı. Kızardı, sinirlenirdi, bağırır çağırırdı ama gönül alırdı günün sonunda. Yalancı matkap da kendi tabiriydi zaten. Oyarım dese de oymazdı, oyamazdı.

Burma bıyıklarının altından gülümseyen yüzüyle, kahverengi kadife ceketiyle, gazeteci gömleğiyle, bi de Mine Abla’ya olan aşkıyla aklıma gelir hep benim… 1995 kokar… Gençliğimdir, mesleğimin ilk anlarıdır, haber koşuşturmasıdır, hocadır, akşamında bira arkadaşı ve daha fazlası…

Sadece Yirmi Gazetesi’nde çalışmadık onunla.

Akabinde Yeni Gazete, yıllar sonra Gazete Ege, bir dönem tele-marketing şirketimizde eczacı kimliğiyle ve son kez Denizlihaber’de…

Mesleğe doğduğum yılda başladığı için evlatları gibiydik onun. Yıllardır ne zaman aklıma bişi takılsa meslekle ilgili ona telefon açar sorardım. Dehşetli bir Fitoterapistti. Bilmediği bitki türü yoktu. Hangisi neye yarar, ne kadar yarar, tam bir pisikopattı. En son bi kaç ay önce konuşmuştuk yine bitkiler üzerine bir yatırımla ilgili…

Tele-marketing şirketimizde çalışmaya başladığında zor geldiği için Denizlihaber.com’a ara vermiştim. Hem azarladı beni hem neredeyse yalvardı, “Bu senin geleceğin olacak Sedatçığım” diyerek, o anlattı tek tek gelecekteki internet haberciliğini, nerelere ulaşacağını filan.. Tekrar yayına aldık…

O yüzden sayesindedir Denizlihaber, Sedat Kurt onun sayesindedir kesinlikle…

Tabii ki Muhammet Karaçay dahil pek çok insanın emeği vardır üzerimde ama Osman Ülkü bam başka..

Kızları Gamze ile Deniz…

2013’ten sonra yalnız babalık değil, annelik de yaptı kızlarına Osman Ülkü… Canından çok sevdiği Mine ablamızı kaybettikten sonra.

Dün gece yarısı acıyla iliştirmiş ölüm haberini kızı Gamze sosyal medya hesabından. Sabah ilk o çıktı karşıma.

Yarın, 26 Mart 2024’te, Mine Abla’yı uğurladığı yerden Babamız, İzmir’in Konak İlçesi Alsancak Hocazade Camii’nde öğle namazının ardından kılınacak cenaze namazıyla uğurlayacağız Osman Ağabeyi, Dikili Denizköy Mezarlığı’nda, Mine Abla’yla kucaklaşacak.

11 yıllık özlem bitti. Artık kavuşuyorlar…

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorumlar

İlyas gunaydin   -  Bağlantı 28 Mart 2024, 03:22

gule gule sana ,Hoskal bize ! olmadi be abi. ama yinede gule gule git.. buluşmak uzere.

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı