Yaşadıklarına dayanamadı Kara Harp Okulu’nu bıraktı - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Yaşadıklarına dayanamadı Kara Harp Okulu’nu bıraktı

Yaşadıklarına dayanamadı Kara Harp Okulu’nu bıraktı

Denizlili Oğuzhan Çelen, FETÖ’nün Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki yapılanması nedeniyle subay olma hayalleriyle girdiği Kara Harp Okulu’ndan ayrılmak zorunda bırakıldığını söyledi. Çelen, kendilerine yapılanların bugün tüm çıplaklığıyla ortaya çıktığını da belirtti.

Engin Ünal / DENİZLİHABER / 7 Ağustos 2016 Pazar, 09:40

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ), 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından askeri okullarda yaşananlar da gündemden düşmüyor. Örgüt mensubu subayların askeri lise ve Kara Harp Okulu’ndaki uygulamaları, kendilerinden olmayanları nasıl yıldırıp ayrılmaya zorladıkları yazı dizimiz “FETÖ’NÜN İŞKENCESİNDEN GEÇENLER” de bunları yaşayanlar tarafından tüm ayrıntılarıyla anlatılıyor. Subay olma hayaliyle girdiği Kara Harp Okulu’ndan daha intibak kampındayken ayrılmak zorunda kalan 24 yaşındaki Oğuzhan Çelen, yaşadıklarını şöyle anlattı:

denizli-fetocu-iskencesinden-gecenler-oguzhan-celen-4

İNTİBAK EĞİTİMİNİ BİLE TAMAMLAYAMADI
Ne oldu, neler yaşadınız da daha intibak kampı döneminde bırakmak zorunda kaldınız?

2006 yılında Işıklar Askeri Lisesi’ne girdim. 2010 yılında Harp Okulu’na geçiş yaptım. İntibak eğitim kampı döneminde ayrılmak zorunda kaldım.

Sizi ayrılmaya zorlayan neydi?

Askeri lise döneminde hiçbir sıkıntı yoktu. Ne olduysa intibak kampında oldu. Kamp önce Ankara’da başladı. Kamp 40 günlüktü. Koşa koşa gittim, kapıdan gülerek girdim. Kampı hiç gözümde büyütmedim, anlattıklarının altından bir şekilde kalkarım diye düşündüm. Ama nizamiye kapısında girer girmez başladı sıkıntı. 20 gün kadar kaldım intibak kampında. Bu kampın son üç gününe kadar ayrılmayı hiç düşünmedim.

denizli-fetocu-iskencesinden-gecenler-oguzhan-celen-8

“SİZİ ADAM EDECEĞİZ”
Ne oldu ilk girdiğinizde?

Sakarya Bölüğü’nde ve ilk iştimadayım. Elinde listeyle bir üsteğmen geldi, isimleri okudu. Kıdemli olmaması gerekenler kıdemli oluyordu. Garip gelmişti. Benim ismimde okundu. “İsmi okunanlar kısma geçsin” dediler, geçtik.

Oturuyoruz, daha üzerimizde sivil kıyafetler var, çağırdılar bizi. Gittik, “yat” diye bir emir geldi. Emre uyduk. Okulumuzdan gelen bilgilerden söz edip, “sizi adam edeceğiz” dedi, komutan. Bakıyorum; disiplin puanı yüksek olanlar da var düşük olanlar da. Ben ders notları ortalamanın üzerinde olan bir öğrenciydim. Benim yanımda devre 1 ve 2’ncisi de vardı, ders notu düşük olanlar da. Ayırım yapmak, neye göre disiplinsizdik, başarısızdık ayırım yapmak zordu o nedenle.

Akşama doğru kamuflajları verdiler. İsimleri takıp kıyafetleri giyeceğiz. Tam isimliği dikiyorum, “ismi okunanlar gelsin” dediler, gittik. Sıraya dizdiler. Benim önüme geldi, “bu isimlik olmamış” diyerek, söküp attı. İkincisinde düzgün dikerek gittim. Elinde falçata, ipi kesiyor ve yeniden “git dik” diyor. Birkaç kez tekrarlandı, ben de dikmeyi bıraktım.

Akşam topluca yemeğe gittik. Bizi bir kez daha çağırdılar, şaşkındık. “Biz kıdemliyiz, kısımlara gideceğiz” diye düşündük ama öyle olmadı. Tekrar bir yat emri geldi. Arkasından süründük. 80-90 metre ileride bir duvar vardı, çizgi çekti. “Oraya değip gelenin bu gruptan çıkacağını söyledi. Sporcu olmanın avantajıyla ben önde geldim ama çıkan ben olmadım

denizli-fetocu-iskencesinden-gecenler-oguzhan-celen-7

“SAYFALARCA YAZI YAZDIK”
Harp Okulu’nun nitelikleri vardır 24 madde. A4 kağıt ve kalem dağıtıp, “Bunu 50’şer defa yazıp gelin. Siz disiplinsiz öğrencilerin bunu anlaması gerekiyor” dediler. Koğuşları gidip yazmaya başladık. 15-20 tane tamam ama bir süre sonra elim ağrımaya başladı. Yine de 50 taneyi yazıp götürdük. Bu defa “150 defa yazıp gelin” dediler. Saat gecenin 02.00’si. Sabah 05.30’da koğuş kalkacak. Onu da hızlıca yazıp geldik. Saat 04.30 gibi yatabileceğimizi söylediler. Bir saat sonra kalkacağız, o nedenle birçoğumuz yatmadı.

Sabah içtimaya gittik, biraz koştuk, yemeğe gittik. Herkesle birlikte hareket ediyoruz. 12.00-15.00 arası istirahat verilir. Ama bize istirahat vermediler, Ankara’nın yakıcı ağustos sıcağında hazır olda bekletildik. İçimizde bir arkadaş, “Bu böyle devam edecek herhalde, ben gidiyorum” dedi ve ilk kopuş öyle başladı.

Daha sonra intibak kampının devamı için İzmir Menteş’e gittik. Çadırlar bölgesine gittiğimizde ilk aklımıza gelen “inşallan bizimkiler yakındadır” oldu. Maalesef içtima bölgesine en uzak bölgedeydi bizim çadırlar. Güneşin altında hazır olda beklemeler burada da devam etti. Üzerimizde hücum yeleği, miğfer, 10-12 kilo ağırlığında sırt çantları varken oluyordu bu.

denizli-fetocu-iskencesinden-gecenler-oguzhan-celen-6

“DİĞERLERİ DALGA GEÇTİ”
Diğer yandan sivilden gelen birkaç arkadaş elini kolunu sallaya sallaya soğuk içeceklerin bulunduğu yere gidip istediklerini alır, istirahatini yapar. İster istemez elinde buz gibi içecek olanlara bakmak durumunda kalırsınız. Bu bir süre sonra bize dokunmaya başladı. Karşımıza geçip “Siz disiplinsizler, bizim gibi soğuk bir şeyler içemezsiniz” demeye başladılar. Bir süre sonra buna da alıştık. İnsan psikolojisi bir süre sonra bazı şeyleri umursamamaya başlıyor. Onlara da alıştık.

“20 GÜNDE TOPLAM 30 SAAT UYUMADIM”
Gece eğitimleri başlamıştı. Kamp bölgelerinin bir daha hiç görmeyeceğimiz bölgelerine bir düdük kalk, bir düdük yatla götürüldük. Gece 03.00 sıralarında geri dönüyorduk. Bir hesap yaptım, 20 gün boyunca toplam 30 saat uyumadım herhalde. Günlük 1,5 saat uyku sürekli eğitim yapan bir bünyeye yetmiyor. Artık ayakta uyumaya başlamıştık. 12.00-15.00 arası güneşin altında beklemek bize verilmiş bir hediye gibi oluyordu. Dinleniyorduk bu sayede. Hoş güneşin altında hazır olda ne kadar dinlenilirse…

denizli-fetocu-iskencesinden-gecenler-oguzhan-celen-5

GİTMEMİZİ İSTİYORLARDI
Bu tür davranışlar arttıkça bizim sayımız düştü. 10’a kadar indi sayımız.

Kaç kişiydiniz?

İlk başladığımızda 80 kişiydik. Sayımız 10 kişiye düşünce birebir ilgilenmeye başladılar artık. Ben hala anlamadım olanları. Hayal ediyorum… “22 yaşında subay olacağım” hayallerindeyim hala. Zaman zaman komutanlar gelip dost gibi davranıyordu. “Bak evladım; sen sivil hayatta çok daha başarılı olursun. Bizim seni ayırmamız lazım, ayrılman gerekiyor. Sen bir an önce gitmelisin” diyordu.

Ben de “Komutanım asker olmak istiyorum” karşılığını verince sinirlenip “Sen hala anlamıyor musun kalın kafalı” diyerek söylendi. Subay olmak istediğimi tekrarlayınca o gitti, başka biri geldi. O da aynı şeyleri söyledi. Ona da aynı cevapları verdim.

Bizimle konuşan komutan daha sonra Dalyan diye bir yer vardı, bizi oraya götürdüler. Kampın lağımı sanıyorum oraya veriliyor. Bizi götürdü, dizdi ve bağdaş kurup oturttu. Gece saat 01.00 gibi falan. “Yıldızlara bakın, hayal kurun. Sivilde neler yapabileceklerinizi hayal edin. Derslerinde başarılı olan insanlarsınız” dedi.

Bir gün önce küfreden insan daha farklı yaklaşım gösteriyordu. Bir arkadaşımız o an “offf” diye iç çekti. “Ne oldu?” diye sordu komutan. “Sivil hayatı düşünemiyorum, ben subay olacağım” cevabını verdi. Bunun üzerine “Bu kadar erken karar verme. Eninde sonunda sivil hayata alışacaksın” diye konuştu komutan. Bunun üzerine “bizi atacaklar” diye düşünmeye başladık.

O 10 kişi sonuna kadar birbirimizi destekleyeceğiz sözünü verdik. Sürünürken biri geride kaldığında, “hadi yaparsın” diyerek destek veriyorduk. Ama gün geçtikçe eğitim altında uygulanan işkencenin dozajı giderek artıyordu. Çünkü eğitim toplu olarak verilir. Biz ayrılıp buna tabi tutuluyorduk.

denizli-fetocu-iskencesinden-gecenler-oguzhan-celen-4

“BİR DENİZE SOKTULAR, BİR TOPRAĞA YATIRDILAR”
Bir gün hiç uyutmadılar. Bir gün kamuflajlarla denize sokup, toprak piste götürüp çamura bulayıp tekrar denize soktular. Tekrar toprak pistte çamura buladılar. Saat gece 04.00 ve 05.30’da kalk var. Bizden kamuflajların temiz olması isteniyor. Birbuçuk saatte ben çamurlu elbiseyi nasıl temizler, kurutabilirim ki?

Çare arıyoruz… 10 kişi toplandık. Lavabolarda ayak yıkama yerleri vardır. Orayı temizledik ve kamuflajları atıp yıkadık. Hemen astık ama kurumadı ıslık ıslak giymek durumunda kaldık. Bunun sonucunda hasta olduk.

Revire gidiyorsunuz ama çözüm değil. Kısa sürede sizi gönderiyorlar oradan. Benim birkaç kez benim revirle çıkmazım oldu. Masa tenisi oynarken belimde bir rahatsızlık oluşmuştu. Bu nedenle sporda bazı hareketleri yapımıyordum. Bununla ilgili rapor aldım. Hatta “asker olmama engel mi?” diye sormuştum. Olmadığını söylemişlerdi. İşkence gibi hareketler yaptıran komutana bu raporu verdim. “Vay eğitimden kaçmak istiyorsun” dedi bana. Öyle düşünmediğimi ama yapmamam gereken hareketler olduğunu tekrar söyledim.

denizli-fetocu-iskencesinden-gecenler-oguzhan-celen-3

“DİKENLİ ÇALILAR YATAK GİBİ GELİYORDU”
Bir gece dağdan koşa koşa iniyoruz, yat diye bir emir geliyor. O emirle birlikte sopayı sallıyor komutan. Sopa çarparsa emre itaatsizlikten ceza alıyorsunuz. Dikenli çalılar bize yumuşak yatak gibi gelirdi kendimizi atmak için. Ben bir çalı gördüm ve oraya doğru koşmaya başladım. Yat emri geldi ben çalıya doğru atladım. Fakat altı boşmuş yuvarlandım sağ ayağım şişti hareket ettiremiyorum. Bunu söyledim. Dağ ambulansa geldi ve alıp revire götürdü. Kas gevşeltici bir ilaç verdiler. Ayağımı oynatabilir hale gelince tekrar eğitim yerine götürdüler.

“AYAKLARIM TUTMADI, İNANMAYIP TEKME ATTI”
Başka bir gün yine eğitimdeyiz. Ayağımızı yerden 15-20 santimetre kaldırıp bekliyoruz. Benim o hareketi yapmamam gerekiyor. “Komutanım ben bunun yerine şınav çekeyim. Arkadaşlar ne kadar duruyorsa ben de o kadar süre şınav çekeyim” dedim. Yapmam gerektiğini söyleyip “emre itaat etmiyor musun?” diye sordu. “Emredersiniz komutanım” diyerek ayaklarımı kaldırdım. 15-20 saniye sonra ayaklarım düştü yere. Komutana ayaklarımı hissetmediğimi, kollarımı kıpırdatamadığımı söyledim. Sen yalan söylüyorsun diye ayağıma tekme attı. Tekme atıldığında tepki verirsiniz. Ben hissetmedim bile tekmeyi. Ambulans çağırıp revire gönderdiler, yine kas gevşeltici yaptılar ve geri getirdiler.

Bu olayın ertesi günü revire çıktım. İzmir’deki asker hastanesine gittim. Fizik tedavi doktoru bana “30 gün boyunca spor yapamaz” raporu verdi. Ben bu raporu verdim. “Spordan kaçıyorsun” dedi aynı komutan bana.

Kullandığımız silahların bir kılavuzu vardı, 200-250 sayfalık kitapçık gibi. Bir defter ve kalem verdi ve “biz eğitimden gelene kadar bunu yazacaksın” dedi. Saat 11.00, eğitimden 15.00 gibi gelseler dört saat eder, mümkün değil yazamam. Elimden geldiğimce yazdım.

denizli-fetocu-iskencesinden-gecenler-oguzhan-celen-2

“AÇIK AÇIK ‘SENİ AYIRMAM LAZIM’ DEDİ”
Yine bir gün komutan benimle konuşuyor, ayrılmaya ikna etmeye çalışıyor. Ben de subay olacağımıs söyledikçe sinirlendi. “Evladım anlamıyor musun? Benim seni ayırmam lazım” dedi. Ben de ne yaptığımı sordum, bir şey söyleyemedi. En sonunda hakkımda istihbari bir bilgi olduğunu söyledi. Bu sözle bizi istemedikleri fikri iyice kafamda oturdu.

Artık ayrılma düşüncesi oluşmaya başladı. Ayrılanların yerine en son alımın ne zaman olduğunu sordum. Sistem 1’de kapanacaktı. Madem beni istemiyorlar, ben de ayrılma dilekçemi birden sonra verip yerime kendilerinden birini sokmalarını engelleyecektim.

Ayrılmadan bir gün önceydi. Bir arkadaşımız sinir krizi geçirdi, komutanın üzerine kasaturayla yürüdü. Onu durdurmaya çalıştık. Komutan da beylik tabancasını tutmaya başladı. Gelse belki çıkarıp vuracak. Biz arkadaşımızı yere yatırdık. Ambulans geldi, bir sakinleştirici vurdular. Hastanede başında ben kaldım. İyileşince beni çağırdılar. Gece eğitimine gittiğimde “Komutanım ben ayrılacağım, ailemle görüşmek istiyorum” dedim. Ailemin telefon numarasını istedim. Arkadaşımız ailemi aradı. Alelacele geldiler. Annem beni görünce ağladı, 47 kiloya düşmüştüm. Konuştuk, babam ayrılmamla ilgili imzayı verdi. Ben de dilekçeyi daha önce söylediğim gibi 1’den sonra verdim. Buna kızdılar. Normalde dilekçeyi verdikten kısa bir süre sonra oradan çıkmam lazım. Akşam 9’da bıraktılar.

denizli-fetocu-iskencesinden-gecenler-oguzhan-celen-9

HAYALİ HELİKOPTER PİLOTU ALMAKTI
Kara Harp Okulu’nu bitirseydin hangi rütbede olacaktın şu anda?

Teğmenliğimin son yılında…

Hayalin neydi?

Kara pilotluğu… Helikopter pilotu olmayı çok istiyordum ama olmadı.

Okuldan dışarıya çıkınca yaşadıklarından dolayı “iyi ki ayrılmışım mı” dedin yoksa tüm hayallerin yıkıldı mı?

Tabiki hayallerim yıkıldı. Aileme ilk sorum “dışarıda ne meslekler var?” oldu.

Eğitim aldın şimdi hangi meslektesin?

Mühendisim, elektrik-elektronik okudum.

Arkadaşlarına sordum, sana da sorayım. İade-i itibar verilirse askerliğe döner misin?

İçimdeki şevk kırıldı ama Türk Silahlı Kuvvetleri’ne, devletime hiç küsmedim. Orduma şu anki mesleğimle ne kadar yardım edebilirsem o kadar yardım etmek isterim. Ama subay olarak değil. Çünkü çok sıkıntı çektim. Köye 2 yıl gidemedim. “Askeriyeden atılan çocuk bu mu?” diye soruyorlardı.

BİTTİ

denizli-7-yili-15-saniyede-bitirdiler-anons

denizli-asker-olacaklardi-anons

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı