ATA TOPRAĞI HASRETİ SON BULDU
Yusuf Yılmaz yazdı...
Bugün Gürcistan sınırları içinde kalan Ahıska, Türkiye sınırına 15 km mesafede bulunuyor. 250 yıl Osmanlı Devleti’nin egemen olduğu Ahıska toprakları, 1828 yılında Rus işgaline uğradı, 1829 yılında ise bu ülkenin hâkimiyetine geçti.
II. Dünya Savaşı’nın bitmesine yakın Rusya’nın savaştan galip çıkacağını öngörebildiği 1944 yılı, Sovyet Rusya’nın hâkimiyeti altında yaşayan Türk ve Müslüman halklar için felaketlerin başlangıcında bir dönüm noktası oldu.

1944’teki büyük sürgün öncesi uygun şartları oluşturmak için harekete geçen Sovyet yönetimi; Ahıska Türkleri arasında önde gelen, vasıflı, toplumu yönlendirebilecek kişileri bölgeden sürmüş, askerlik yapabilecek durumdaki tüm erkekler ise Rusya saflarında savaşmak üzere cepheye gönderilmişti.
Bereketli, verimli topraklara ve doğal güzelliklere sahip Ahıska’da Türkler gece yarısı kapılarına dayanan Sovyet askerlerinin ileri sürdüğü “Türkiye Cephesinden gelen tehlikelere karşı Ahıskalıları korumak ve cephe hattından uzaklaştırmak” gibi bahanelerle evlerinden çıkarıldılar ancak Ahıska Türkleri yurtlarından sürgün edilmelerinin gerçek sebebini çok iyi biliyordu.
Tarihler 14 Kasım 1944’ü gösterdiğinde kimsenin kaçmasına imkân vermeyecek şekilde köyleri kuşatan Sovyet askerleri tarafından apar topar evlerinden çıkarılan Ahıska Türkleri; mallarını mülklerini ve hatıralarını geride bırakmak zorunda kaldıkları bir yolculuğa çıktı.

Eski, bakımsız, hayvan taşımacılığında kullanılan, kapısı ve penceresi olmayan yük trenlerine bindirilen Ahıska Türkleri, 4-5 hanenin bir vagona doldurulduğu trenlerde açlık, -40 dereceye varan soğukla baş başa bırakıldıkları, tasarlanmış bir ölüm yolculuğuna çıkarıldı. Ahıska, Aspinza, Ahılkelek ve Bogdanovka ilçeleri ile bu ilçelere bağlı yaklaşık 220 köyden Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan gibi ülkelere sürgün edilen 100 bin civarındaki Ahıska Türkü’nün 20 bine yakını bir ay süren bu yolculuk sırasında açlıktan, soğuktan ve hastalıklardan dolayı hayatını kaybetti.
Zor şartlar altında hayatta kalmayı başaran Ahıska Türkleri, sürgün edildikleri ülkelerde “özel yerleşim” rejimi adı verilen uygulamayla sıkı gözetim ve denetim altında yaşamaya mahkûm edildi. Bugün dünyanın 10’dan fazla ülkesine dağılmış bulunan yaklaşık 600 bin Ahıska Türkü, ana vatan hasretiyle yaşamaya devam ediyor.
İşte o yıllardan bu yana Honaz’da da yaşayan Ahıska Türkleri, yaşadıkları onca sıkıntıya rağmen ata topraklarına gitmenin hayali ile yanıp tutuşuyordu. Maddi zorluklar ve çeşitli sebeplerden dolayı bu hayallerine bir türlü kavuşamayan Ahıskalılar’ın bu talebine kayıtsız kalmayan Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek, örnek bir hizmete imza atarak bu insanları ata toprakları ile buluşturdu.

CHP’den ikinci dönem de seçilen Başkan Kepenek, ilçesinde siyaset üstü bir tavır izliyor. Polemiklerden uzak, borçsuz bir şekilde belediyeyi yöneten Başkan Yüksel Kepenek, belediye başkanlığının parti üyeliğinden ibaret olmadığını tüm Denizli’ye gösteriyor.
Geçtiğimiz günlerde ata toprakları ile buluşan Ahıskalıların orada çektirdikleri fotoğraflara bakarken, onları kendi yerime koydum ve onlar adına bu köşeyi yazmak istedim. Denizli Haber’de yayınlanan bu haberde bazı Honazlıların ata toprağını yanlarında getirdiğini görünce gözyaşlarımı tutamadım.

Umarım şehrimizdeki diğer belediye başkanları da Başkan Kepenek gibi siyaset üstü bir tavırla ilçelerine hizmet ederler. Çünkü zaman çok hızlı akıyor ve geride kalan sadece bu tür yapılan hizmetler oluyor.
