KALİTELİ YÖNETİM - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

KALİTELİ YÖNETİM

6 Temmuz 2017 Perşembe

Kalite yıllar boyunca iyinin ve güzelin sembolü olmuştur. Bu yüzden kalite çok eskiden beri köklü, nam salmış, üstün, kabiliyetli ve farklılık gösteren kurum ve kuruluşlarda kabul gören değerlerin en başında gelmiştir. Türkiye’de Yıldırım Beyazıt döneminde başlayan kaliteye önem verme düşüncesi TSE ile devam etmiş, Yiğitbaşılar tarafından denetlenen ürünler günümüzde Kalite Yönetim Sistemi denetçileri tarafından denetlenmektedir. Dünyada oldukça gelişen ve sürekli iyileşen Kalite Yönetim Sistemleri maalesef ülkemizde 2008’den sonra geri plana atılmış ve denetimsizlik sonucu gıdadan sebzeye meyveye, sudan havaya kadar tüm ürünlerde ve hizmetlerde kalitesizlik, iş kazaları, maden kazaları, toplu yemek zehirlenmeleri, toplu tecavüzler, yurt yangınları, hastane ve doktor kavgaları, çevreye verilen zararlar, adaletsizlik, liyakatsizlik, yolsuzluk artmış, birçok canlar yanmış, yatırımlar, vatandaşın paraları çar çur edilmiştir.

Halbuki kalite kalkınma demektir. Kalkınma demokrasiyi ve kaliteli yönetimi getirir. Kaliteli ürün ve hizmet üretme mahareti, Toplam kalite yönetimi (TKY) ya da kalite yönetim sistemi (KYS) kalite düşüncesi esas alınarak ve yerel değerler gözetilerek uzun tecrübeler ve çalışmalar sonucunda geliştirilmiştir.

Bizim kanaatimize göre yönetim demek denetim demektir. Yani her türlü ürün ve hizmet üreten kurum ve kuruluşun yönetimi hem çıkan sonuçları denetlemeli hem de kendisi denetlemelere açık olmalıdır. Bu denetlemeler resmi müfettişler tarafından mevzuata uygun şekilde ya da bağımsız denetçiler tarafından yapılabilir. Şimdi zaten gerekli denetimler yapılıyor diyerek bazı itirazlar gelebilir. Evet zahirde denetlemeler var. Ya denetlemeler üstün körü yapılıyor ya da denetçilerin amacı farklı. Burada problemin kök nedenlerine inilmesi gerekmektedir. Devletin denetçilerine, müfettişlerine, murakıplarına ve eğitimlerine diyecek bir sözümüz yok. Ancak sonuçlar ve ölümler ortada. Bağımsız denetçiler ise yasal boşluktan dolayı kar etmekten başka bir amaç düşünmüyorlar. Halbuki Kalite Yönetim Sistemleri örneğin ISO 9001 normları ve sertifikaları basitçe satın alınabilecek standartlar listesi değildir. Bunlar Gerçekten kuruluşun tüm elemanları tarafından özümsenerek anlaşılması ve uygulanması gereken kurallardır. Sadece gerçek kalite düşüncesi birbirleriyle alışveriş veyahut da iş ilişkisinde bulunan rakipler ve tedarikçiler, kurumlar ile vatandaşlar, şirketler ile müşteriler arasında güveni sağlayabilir.

Şu anda maalesef kurumlar ve şirketlerin sunduğu hizmet ve ürün kalitesine karşı büyük bir güvensizlik mevcuttur.

Burada sırası gelmişken söyleyelim. Devletin işi celeplik, cambazlık, sütçülük, etçilik, inekçilik, balıkçılık ve kasaplık, ekmekçilik, fırıncılık, müteahhitlik, taş ocağı işletmek veya parkecilik yapmak değildir. Her işi yapmak isterseniz asli faaliyet alanlarında da sonuçların kalitesiz olması kaçınılmazdır. Devletin işi bu faaliyetleri girişimcilere bırakmak ve uluslar arası standartlara uygunluğunu teşvik ve kontrol etmek olmalıdır. Bu hem yeni istihdam alanları hem de vatandaşın kaliteli ürünlere ulaşımını sağlayacaktır.

Eğitimde kaliteyi yakalayarak kalite bilinci ile ilkokuldan itibaren yetiştirilecek girişimci nesiller sayesinde her işyeri ve kurum kendi kalite kültürünü kendisi geliştirebilir, vatandaşlara kaliteli ürün ve hizmete erişebilir ve devlet kapısı haricinde iş alanları olduğu hatırlanır. Gene de devlet memuru olmak isteyen vatandaşlarımızın da, ki hiç kimse zorla memur yapılmadığına göre, hizmet sunarken sorumlu ve kaliteye önem vererek hareket etmesini sağlayabiliriz.

İyi bir yönetim kadrosu ve organizasyon kurduğuna inanan kurum ve kuruluş yöneticilerimiz hiç vakit kaybetmeden yönetim sistemlerini kontrol etmeli ve güncelleştirmelidir. Lütfen dediklerimizden alınmayınız. Biz burada vatandaşın sesi olmaya çalışıyoruz. Vatandaş dediğimiz hem ürün ve hizmet sunan sizlerin çalışanları hem de ürün ve hizmetlerinizi alan ve kullanan insanımızdır. Her iki kesim de sistemsizlik sonucu uzayan işlerden, 21. Yüzyılda halen yürümeyen uzayan kuyruklardan, çalışma saatlerinden, verilen yemeklerden, çalışma ortamlarından, ürün ve hizmet olarak çıkan sonuçlardan memnuniyetsizliklerini (bize?!) dile getirmektedirler. Bizim anladığımız kadarıyla kalitesizlikten kaynaklanan bir güvensizlik var.

Halbuki konulan, bilinen ve uygulanan kurallar birbirine güvenin temel taşlarıdır. Bu kurallara yönetim sistemlerinde standartlar diyoruz. Standartlar ise trafik levhaları gibidir. Böyle algılanan standart trafik levhaları işbirliği yapabileceğimiz memnun insanlar kazanma yolunda yönümüzü tayin etmeye ve yeni yollar bulmaya yaramaktadır. Bu işaret ve levhaların anlam ve önemlerini iyi kavrar ve uyarsak hedefimize sağlıklı ve verimli bir şekilde ulaşır kaliteli ürün ve hizmetler sunar ve memnun vatandaşlara sahip oluruz.

Kuralları hürriyete alışmış olan ve uymamak için konulmuştur diyen zihniyeti bir an önce terk etmeliyiz. Herkesi eşit olarak kapsayan ve kurumların dışlayıcı değil kapsayıcı olmasını temin eden kural ve kısıtlamalar kalkınmanın lokomotifi olan demokrasi demektir. Kurallar statik değil dinamik ve gerçekten adaletli, eşit, şeffaf ve denetlenebilir olarak uygulanırsa, o kurum ve işyerinin ürün ve hizmetlerinin piyasada iyi ve güvenilir olarak kabul edilebilir olgunluğa eriştiğini tescil eder.

Tabii sadece kurallar veya yasalar koymak tek başına kaliteli bir toplum seviyesine ulaşmamızı mümkün kılmaz. Uzun ve sıkı bir eğitim sonucu ulaşılabilecek kalite, iş ahlakı ve sorumluluk sahibi vatandaşlar ve girişimciler ile, uluslararası kabul görmüş standart kurallar, işyerini, şirketi, devlet dairelerini, kuruluşları, STK’ları, odaları, organizasyonları ve hatta partileri şeffaf ve kapsayıcı bir hale getirmek için kullanılır ve sistematik hale getirilirse ve aynı zamanda yerleşik olan öz değer normlarımız da dikkate alarak kaliteli yönetim sergilerse; vatandaş ve müşterinin güveni ve memnuniyeti kazanılabilir ve topyekün kaliteli toplumu yakalayabiliriz.

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı