DİNDAR KİNDAR OLAMAZ - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

DİNDAR KİNDAR OLAMAZ

2 Mart 2017 Perşembe

2016 yılının ikinci yarısında yaşananlardan çok üzüldük ve bir o kadar şaşırdık. Çünkü tüm bu olanlar bize abdest alıp, namaz kıldığını gösteren ve söyleyen insanların, fırsat bulduklarında nihai hedeflerine ulaşmak için maalesef hain ve kindar olabileceğini gösterdi.

Peki, bu safhaya nasıl gelindi? “Üstad” Necip Fazıl 20. yüzyılın ikinci yarısında komünizm vb. dış düşmanları açık hedef gösterdiği “Gençliğe Hitâbe”sinde “dininin ve kininin davacısı gençlik” sözlerini bazı güruhlar yanlış yorumlayarak oluşan nefretini ağacı kesen baltadır düsturunu esas alarak kendi milletine yöneltti. Üstelik güç, dininin ve kininin davacısı olan gençliğin eline geçince kin ve intikam baltası gelişi güzel sallanarak ülkeye faydası olabilecek birçok fidan değerlendirilemeden budandı.

Altın nesil olarak ortaya çıkan dindar ve kindar gençlik din kardeşlerine silah çekti ve en sonunda çıldırmışçasına milletin özü olan TBMM’yi bombalamaktan çekinmedi. Su akarken testileri doldurmak ve fırsatları değerlendirmek lazım diyen “dindar nesil” altta kalanların canı çıksın diye dolarlarla dolarak şişen cüzdanını göstere göstere haklıların üstüne çıkıyor ve vahşi kapitalizmin 21. Yüzyıldaki uygulamasını fütursuzca sergiliyor.

Türkiye’de din ile politika işleri sözde ayrıdır denilse de yüce dinimiz özde hep bir şeylere alet edilmekle kalmamış hatta milleti aldatmak için kullanılmıştır. Demokrat geçinen aydınlar dahi dini bilimsel olarak ele alıp milleti doğru bir şekilde aydınlatacakları yerde, makamlarını korumak için dinden referans almasalar dahi, dini her türlü kullanan ve bu alandan geçinenler ile yani moda tabirle tarikat veya cemaat benzeri kurumlarla işbirliği yapmaktan çekinmemektedirler. Paralel yapıların olması bunların işine gelmiş karşılıklı menfaate dayalı ilişkiler bazı gözleri görmez hale getirmiştir.

Şimdi tüm bu olan bitenden CHP ve Atatürkçüler siyasi olarak hariç tutulmalıdır denilebilir mi? Tabii ki Hayır! Çünkü bu yapı da tarikat ve mezhep ayrılıklarından faydalanmıştır ve halen faydalanmaya devam etmektedir.

Maalesef tüm bunları bilmesine rağmen milliyetçi ve ülkücü kesimin bir kısmı da aynı tuzağa düşmüşlerdir. Fakat şu gerçek asla yadsınamaz; bu işin asıl kaymağını yemekte kimse dindar yapının eline su dökemeyecektir.

Bilimde başarıyı yakalamak için hatalardan ders çıkarıp kök nedenleri araştırılır. Hatanın tekrar etmemesi için alınan düzeltici ve önleyici faaliyetler gerçekleştirilir ve sonuç olumlu ise kapanır. Yüce dinimiz İslam’da hata işlendiğinde, günahtan tövbe etmek, yani pişman olmak ve bir daha yapmamaya söz vermek vardır, günah çıkartma yoktur. İslam’da ruhban sınıfı yoktur. Bu sınıfın yerine din alimleri insanlara doğruyu göstermekle mükelleftir. Bu vazife tam olarak yerine getirilmemektedir ki, cemaatler ruhban sınıfı gibi insanları günahlarından arındırma işlevini yerine getirdiklerini iddia ederek yanıltmaktadır. Hıristiyanlar kilisede papaza başvurarak ve belli bir miktarda bağış yaparak günah çıkartır. Yani günahınızın bağışlanması için kiliseye yaptığınız bağışa göre papaz aracılık eder. Dünyada suç veya hata işleyen politikacı ise özeleştiri yapar ve hesaplarını şeffaf bir şekilde verir. Sonuçlar topluma duyurularak bu erdemli eylem sonuçlandırılır.

Türk milleti darbe girişiminde ve sonrasında da görüldüğü gibi her zaman cumhuriyetine sahip çıkmıştır. Bunu fark eden dindar ve kindar güruh yeni nesilleri, cumhuriyet düşmanı olarak yetiştirerek devleti bir şekilde ele geçirip nihai hedefe ulaşabilmeyi ümit etmiştir. Cemaatlerin yapmak istediği asıl şey tam olarak budur. Bugün FETÖ’nün maskesi düştü. Diğer yapıların da ellerine fırsat geçer geçmez devleti ele geçirmek, rejimi değiştirmek istediği malumdur. Meclis-i meşayih kurarak hedefleri belli olan bu yapılara meşru sivil toplum statüsü kazandırmak istenmesi ülkenin başına yeni işler açacak “G” eylem gününü geciktirmekten başka işe yaramayacaktır. Çünkü bu yapıların kapısı dedikleri gibi herkese, dahası resmi veya bağımsız denetimlere açık değildir. Sivil toplum kuruluşları ise şeffaf olmak zorundadır. Gün bu hatalardan ders çıkarma, yüce dinimiz İslam’a, Kuran’a ve milli değerlerimize sahip çıkacak insanlar yetiştirmek üzere hızlı bir eğitim, entegrasyon ve rehabilitasyon günüdür.

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı