ENFLASYON NASIL DÜŞER? - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

ENFLASYON NASIL DÜŞER?

24 Ağustos 2017 Perşembe

Bildiğimiz gibi fiyatların sürekli artmasına enflasyon deniyor. Ekonomi bilimine göre bir ülkenin ekonomisinin iyi olduğunun en önemli göstergelerinden birisi enflasyonun düşük olmasıdır. Yanlış anlaşılmasın buradaki düşük kavramı enflasyonun yıllık yüzde 0 ile 2,3 arası olması demektir. Bizde enflasyon yine düştü gibi haberler ise enflasyonun iki haneden tek haneli rakamlara düşmesi anlamına geliyor. Örneğin Temmuz ayında enflasyon, yüzde 10.9’dan yüzde 9.79 seviyesine düştü. TÜİK’in açıkladığı bu veriye göre tüketici enflasyonu 2017 yılbaşından beri ilk kez tek haneli rakamlara inmiş oldu. Enflasyon düşürülemeyince rakamlar ve enflasyon sepeti kalemleri ile oynadığımız malum. Buna rağmen 13 yıl öncesinin enflasyonundan daha kötü durumdayız. 2004 yılı enflasyon oranları yüzde 9.32 ile ilk defa tek haneye düşmüştü. Şimdi 2017 ortalarındayız ve enflasyon daha yüksek.

TÜİK tarafından açıklanan Tüketici Fiyat Endeksi verilerine göre Türkiye’de güncel yıllık enflasyon ortalama yüzde 11-12 arasında seyrediyor ve bir türlü düşürülemiyor. İlk 6 ay düşerse son çeyrekte artıyor. İlk çeyrekte artarsa son 6 ayda düşüyor. Vatandaş ise her denilene gülümseyerek inanıyor gibi yapıyor. Hatta bir kesim fiyatların yüksek olduğundan yakınırken, fiyatların çok arttığı bazı kalemlerde vatandaş memnun olduğunu bile söyleyebiliyor. Yani fiyat artışı bazı kesimlerin hoşuna bile gidebiliyor. Tabii ki fiyatların can acıtıcı şekilde artması hoş bir şey değil. Bu nedenle ekonomiden iyi anladığını söyleyenler hemen enflasyonla mücadele edilmesi gerektiğini kendilerinin ise en iyi şeklide bu canavarın üstesinden geldiğini her fırsatta dile getirmeyi ihmal etmiyorlar. Ancak nedense ülkemizde enflasyon bir türlü yüzde 10’ların altına düşürülemiyor. Nitekim OECD Mart 2017 verilerine göre Türkiye G20 ülkeleri arasında en yüksek enflasyon oranına sahip. Türkiye’nin arkasından Güney Afrika, Meksika, Brezilya ve Rusya geliyor.

Güncel enflasyon oranları;
AB: 1,6
ABD: 2,4
ALMANYA:1,5
FRANSA:1,4
GÜNEY KORE: 2,2
İNGİLTERE: 2,3
İTALYA: 1,4
JAPONYA: 0,2
KANADA:1,6

TÜRKİYE:11,1

Yukarıda verilen dünyadaki gelişmiş ülkelerin enflasyon oranları tablosuna baktığımızda bu ülkelerin yıllardır düşük enflasyona sahip olduğunu görüyoruz. Biz ise bunca mücadeleye rağmen enflasyonu düşüremedik. Yani bir arpa boyu yol gidememişiz. Yol derken tabii ki birçok yol yapıldı. Ancak enflasyonun düşmemesinin kök nedenlerinden birisi de göz yumulan veya denetimsizlik sonucu kalitesiz ürünler ve yapılan yollardır. Şöyle açıklayalım. Bir ürün alıyorsunuz ve o ürünün kullanım süresi 10 yıl diyelim. Ürünün fiyatı 10 yıl dayanacak şekilde hesaplanmış ve siz 10 yıl için istenen fiyatı ödüyorsunuz. Ancak ürün 10 yıl dayanmıyor ve 9. yılda atıyorsunuz ve yerine yenisini alıyorsunuz. Bunun anlamı ise şudur; Siz 10 yıl kullanacağınızı düşündüğünüz ürün ömrünü 1 yıl erken tüketince ürün için yüzde 10 fazla ödemiş oluyorsunuz. Alın size enflasyon. Aynı şekilde tamirat için ödediğiniz parayı da fiyatın üstüne eklediğinizde fiyat tamirat ücreti kadar artmış oluyor. Bunun yanında sağlıksız ürünler nedeniyle yaptığımız harcamaları, zamanında yerine getirilmeyen yazılı veya sözlü sözleşmelerden doğan zararları da fiyatlara ekleyebiliriz. Demek ki kalitesizlik, maliyetleri ve fiyatları yükseltiyor ve enflasyonun düşmesini engelliyor. Tabii ki ekonometri ve matematik uzmanlarının karmaşık formülleri ile enflasyon hesaplamasına dahil edilmesi gereken bu durumun içinden süslü laflarla çıkmak kolay değil. Ancak burada çok basit bir ifadeyle açıkladığımız yüksek enflasyon nedenlerine her konudaki yetersizlikler eklenince yakın zamanda giderilmeyecek gibi görünüyor.

Enflasyonun düşmesi için öncelikle ucuz, kaliteli ve sağlıklı ürün üretilmesini sağlamak lazım. Devletin işi bu çerçeveyi sağlamak ve sürdürmektir. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de artık üretim kapasiteleri arttı. Kalitesiz ürünler ile sadece vatandaşın parası heba olmuyor, enflasyon hesaplamaları da tutmuyor. Başarı ise hedefi tutturmaktır. Yıllardan beri kısa ve orta vadeli hedefler açıklanırken net bir şekilde enflasyon hedefi de açıklanıp, konu ile ilgili doğrudan sorumluluk alınmış gibi yapılıyor. Sonuç ise hep aynı. Hiç bir hedef tutmuyor. Yüzde 70’e varan sapmalar var. Revizyon üzerine revizyon. Bu terimleri artık herkes ezberledi. Özel sektörde hedefi tutturamayan yöneticilere ne yapılıyor? Hiç gözünün yaşına bakılmadan kovuluyor. Bizde ise herhangi bir sorumluluk üstlenen olmuyor. Hedeflere güvenip yatırım yapan, strateji belirleyen, bütçesini hazırlayan ve ülkenin ihtiyaçları için üretim yapmak isteyen iş dünyası ise zararda. 2017 Yılı ilk altı ayında bankalar 17 milyar TL kar açıkladı. Demek ki kar edenler; rant ekonomisine dayalı ev ve işyerlerini kiraya verenler, enflasyonun üzerinde faiz isteyen bankalar ve finans sektörü. Bunun ise enflasyonu düşürmeye herhangi bir katkısı olamaz.

Bunun yanında bütçemiz iyice açılmış durumda ve yapılan yol ve yatırımların ilave masrafları da eklenecek olursa yakın gelecekte fazla vermesi mümkün değil. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda enflasyon düşmeyecek. İniş çıkış veya revizyonlar olacak ama düşmeyecek. Enflasyon görünmez bir elin cebinizdeki parayı size hissettirmeden alması demek. Fiyatlar artmasın diye iyice ithalata yüklenilecek. Makine, araç, cihazın yanında hayvan, et, nohut, fasulye, pirinç, mercimek, buğday, tekstil, ayakkabı, hayvan yemi derken neredeyse her gün her şeye ithalat izinlerinin verilmesi ve gümrük vergilerinin düşürülmesi bu nedenledir. Fakat bu da fiyatları ve enflasyonu düşürmeye yetmez. Çünkü sadece malum kişilerin gemileri ve özelleştirilen limanlar üzerinden getirilen bu ürünler kalitesiz ve talep yüksekliği nedeniyle fiyatları düşük tutmak anlamsız. Yüksek karlılık, haksız kazanç ve rant sürerken yerli üretici üretim yapamaz hale gelecek ve enflasyona kurban edilecek.

Tabii ki en büyük hayalimiz olan 2023 yılında 500 Milyar Dolar ihracat hedefimiz üretim olmadan nasıl tutturulacak bir bilen varsa söylesin. Ben işin içinden çıkamadım da!

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı