KUSURA BAKIYOR VE SOBELİYORUM   - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

KUSURA BAKIYOR VE SOBELİYORUM  

29 Haziran 2021 Salı

“Kusura bakma sevgili lavanta, kopardım seni dalından” dersem lavanta dirilir mi?

Onu koparmam bir kusur ise, kusuruma bakılmaması ve görmezden gelinmesi lavantanın görevi midir?

“Hiç kusura bakma öldürüyorum seni!”

“Kusura bakma aç kalmana vesile oluyorum ama bakmayacaksın artık kusura!”

Ben öyle kusurumu meydanda sallaya sallaya dolanacağım ve sen bakmayacaksın, görmeyeceksin!

Ve bunun kusur olduğunu üstelik utanmadan da itiraf edeceğim, sen yine başını çevireceksin!

Ben bunu yaparken kimse de yadırgamayacak çünkü bu nalıncı keseri deyimlere aşina büyüdük biz.

**Kusura ebeler bakar dediler, cinsiyetimizi kusur sandık, utandık, utancımızla ezildik.

**Kol kırılır yen içinde kalır dediler, kolu kıran bizi öldürünce kırık yen içinde kalmadı ama biz ölmüştük.

**Hiç kusura bakma ile başladıysa, yapılan her şey hoş görülmeliydi, sonunda ebemizi gördük.

**O kadar kusur kadı kızında da olurmuş o zaman hiç sorgulamaya gerek yok dedik, kusuru bizden saydık, ne geldiyse başımıza bundan geldi yine aymadık.

Kimin kusuruna bakmalı kiminkine bakmamalıydık?

Devletin kusuruna bakılmamalı mıydı?

Üç yılını neden içerde olduğunu bilmeden parmaklıklar ardında geçiren masum bir insana üç koca yıl sonra salıverirken  “kusura bakma, hakkını helal et, seni alıkoymuşuz yok yere bunca yıl” diyebilir miydi adalet hesap vermeden?

Ağzını açanın tıkıldığı bir depo muydu parmaklıkların ardı da konuşanın “kusura bakmayın ağzımdan çıktı” deme hakkı yok muydu?

Fikrini söylemek ne zaman kusur sayılmaya başlamıştı?

Atatürk’ün azat ettiği fikir, irfan ve vicdan ne zaman sekizde sekiz kusurdan içeri girmişti ve onlar neden  “kusura bakmayın biz çıkıyoruz” diyememişlerdi?

Kusura bakmayın, kusura bakıyoruz!

Aklı her bir şeye eren insanların işledikleri her kusura bakıyoruz ve görüyoruz.

Yaradılıştan noksan olana kusur demiyoruz biz. Yaratılanı her türlü sevmeye hazırız yaratandan ötürü o başka.

Ve yine yaratandan ötürü bakıyor ve görüyoruz;

vicdanda kusuru

adalette kusuru

işleyişte kusuru

tarafsızlıkta kusuru

insafta kusuru

merhamette kusuru…

Görüyor ve sobeliyoruz ki düzeltilsin diye tüm kusurlar, yok farz edilsin diye değil!

Arabeske kaçsa da tam yeri sanki;

Allah affetse ben affetmem !

TAHTEREVALLİ

 İyice görüyorum artık düzeni.
orada, bir avuç insan oturuyor yukarıda,
aşağıda da bir çok kişi.
Ve bağırıyor yukardakiler aşağıya:
“çıkın buraya gelin ki,
hepimiz olalım yukarıda.”
Ama iyice gözlediğinde görüyorsun,
neyin saklı olduğunu
yukardakilerle, aşağıdakiler arasında.
Bir yol gibi gözüküyor ilk bakışta.
Yol değil ama.
Bir tahta bu.
Ve şimdi görüyorsun açıkça;
bu bir tahterevalli tahtası.
Bütün düzen bir tahterevalli aslında.
İki ucu birbirine bağımlı.
Yukardakiler durabiliyorlar orada,
sırf ötekiler durduğundan aşağıda.

Ve ancak;
aşağıdakiler, aşağıda oturduğu sürece
kalabilirler orada.
Yukarıda olamazlar çünkü,
ötekiler yerlerini bırakıp çıksalar yukarı.
Bu yüzden isterler ki;
aşağıdakiler sonsuza dek
hep orada kalsınlar.
Çıkmasınlar yukarı.
Bir de, aşağıda daha çok insan olmalı yukardakilerden,
yoksa durmaz tahterevalli.
Tahterevalli.
Evet, bütün düzen bir tahterevalli!

 Bertholt BRECHT

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı