"EN BÜYÜK ESERİM CUMHURİYET" - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

“EN BÜYÜK ESERİM CUMHURİYET”

28 Ekim 2020 Çarşamba

Mustafa Kemal Atatürk’ en büyük eserim dediği “CUMHURİYET” ne demektir?

Cumhuriyet halkın idaresi demektir. Cumhuriyette egemenlik; kral, kraliçe, padişah, sultan gibi tek bir kişiye ait değil halka aittir. Halk, belirlenen süreçlerde oy vererek yöneticilerini seçer.

Siyasi bir rejim bakımından cumhuriyet; halka dayanan, gücünü halktan alan bir devlet modelini ifade eder. Dolayısıyla iktidarın halka ait olduğu bir yönetim biçimidir. Bu nedenle cumhuriyette egemenlik bir kişi veya zümreye ait değil, ulusun bütün kesimlerine aittir. Bu bakımdan, başta devlet lideri olmak üzere, devletin temel organlarında görev yapan şahısların seçimle işbaşına geldikleri, bunların belirlenmesinde veraset yönteminin kesinlikle rol oynamadığı bir hükümet modelini temsil eder.

Özetle Cumhuriyet; halkın, egemenliği kendi elinde bulundurduğu ve bunu belirli süreler için seçtiği mebuslar aracılığı ile kullandığı devlet biçiminin adıdır.

Bir başka deyişle Atatürk’ün en büyük eseri olan “CUMHURİYET” her vatandaşa eşit fırsatlar sağlayan, köyde yetişen bir çocuğun CUMHURBAŞKANI olabildiği bir yönetim şeklidir.

Yukarıda yapılan açıklamaların tamamı birbirine yakınlık gösteren doğru tanımlamalardır. Cumhuriyetle idare edilen ülkelerde, ulusun başında belli bir süreliğine seçilen Cumhurbaşkanı bulunur. Yasama gücünü kullanan Meclis ise halkın oylarıyla seçilen mebuslardan oluşur. Cumhuriyet rejiminde yasama, yürütme ve yargı güçleri birbirine karşı bağımsızdır. Türkiye’de cumhuriyet rejimine Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması ile geçilmiş, ancak cumhuriyet, resmen 29 Ekim 1923’te ilan edilmiştir.

Cumhuriyetin Özellikleri;
Cumhuriyet adı verilen yönetim biçimlerinde halk, yönetimini beğenmediği yöneticileri, belli aralıklarla yinelenen seçimlerde değiştirebilmek olanağına sahiptir. Bu nedenle yöneticiler, toplumu keyfi biçimde yönetemezler; halkın isteklerini ve beğenilerini göz önünde tutmak zorunda kalırlar. Bir başka deyişle, yöneticilerin iradesi mutlak değil, halk iradesi ile sınırlıdır.

Cumhuriyetlerde bu özellikler, yönetenleri siyasal bakımdan halka “sorumlu” duruma getirir: yönetilenleri tebaa, kul olmaktan çıkarıp vatandaşlık konumuna yüceltir.

Türkiye’de Cumhuriyet yönetimine, 29 Ekim 1923 tarihinde geçilmiştir; ancak 23 Nisan 1920 tarihinin, Cumhuriyet yönetiminin de fiilî başlangıcı olduğunu söylemek gerekir.

23 Nisan 1920’de “egemenliğin kayıtsız şartsız ulusa ait olduğu” ilân edilmiş; ulusun seçtiği TBMM’nin denetimindeki hükümet, ulusun kaderini belirlemek üzere çalışmaya başlamıştır.

Bu gelişmelere karşın, Padişahlık ve Saltanatın hukuken kaldırılması için 1922 yılına kadar beklemek gerekmiştir.

TBMM, 1 Kasım 1922 gecesi verilen bir kararla, “Halifelik”le “Saltanatı” birbirinden ayırmış; Saltanatı kaldırmıştır.

Halifeliğin ise, bir süre daha korunması uygun bulunduğu için, İngiltere’ye sığınmış olan Vahdettin’in yerine, Osmanlı Ailesi’nden Abdülmecit, Halife seçilmiştir.

Cumhuriyet’in ilânından sonra, Halife’nin, iktidar odağı haline getirilmesi için çalışmalar başlayınca, 3 Mart 1924 tarihinde de Halifelik kaldırılmıştır.
Bu aşamalardan geçilerek kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti, tarihimizdeki en önemli dönüşümdür.

“Hukuk devleti” ilkesinin ve “hukukun üstünlüğü” kavramının da Türkiye’de, Cumhuriyet yönetiminin getirileri arasında olduğu söylemek doğru bir ifade olur.

Özelliklerine kısaca değindiğimiz cumhuriyet adlı yönetim biçiminin yönetime egemen kılınmasını; devlet iktidarının ve yönetiminin kişilerin, ailelerin, grupların tekeline bırakılmamasını; vatandaşların yönetime etkin bir biçimde katılmasının sağlanmasını amaçlayan anlayışa “cumhuriyetçilik” denilmektedir.
Atatürk; cumhuriyetçiliği, yalnız hükümdarlık ve veraset yöntemlerinin reddi olarak anlamamış; aynı zamanda demokrasi kavramı ile birlikte düşünmüş; demokratik bir cumhuriyetçilik anlayışını benimsemiştir.

97. Yılını kutladığımız “CUMHURİYET” rejimine ve kurumlarına ne yazık ki zaman zaman saldırılar olmuştur. Ancak hiçbir zaman başarılı olamadılar ve olamayacaklarda. Çünkü bu saldırıları yapanların unuttuğu bir husus vardı. O da Atatürk’ün en büyük eserini emanet ettiği GENÇLİK tir. Bu ülkenin gençleri her zaman atasının emanetine sahip çıkmış, bundan sonra da çıkmaya devam edecektir.

Şartlar ne olursa olsun Mustafa Kemal Atatürk’ ün en büyük eseri olan CUMHURİYETİ sonsuza dek yaşatmak için bu ülkenin yetiştirdiği aydın insanlar ve inançlı gençlik ayakta olacaktır.

Bu kapsamda 97.yıl kutlamaları coşkuyla devam edecektir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün emaneti olan CUMHURİYETİN kuruluşunun 97. yılı kutlu olsun.

 

 

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı