KÖY ENSTİTÜLERİ - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

KÖY ENSTİTÜLERİ

15 Nisan 2020 Çarşamba

Nisan ayı eğitimcilerin hafızasında ayrı iz bırakmıştır. 17 ve 23 Nisan.

17 Nisan Türk eğitim sisteminin unutulmazları arasında yer alan KÖY ENSTİTÜLERİNİN kuruluşu.

23 Nisan Türkiye Cumhuriyetinin temellerinin atıldığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı.

23 Nisan 1920 yılında açılan TBMM kurtuluş savaşını vererek Türkiye Cumhuriyetini kurmayı başarmıştır. Ancak kurulan Cumhuriyet başta eğitim, sağlık, ekonomi gibi birçok sorunu barındırmaktadır. Bunların hepsini kısa sürede mevcut koşullarda çözmek mümkün değildi. Ancak bir yerlerden de başlamak gerekiyordu.

Eğitim ise en önemli fakat en zor olanı idi. Çünkü kısa sürede çözülecek bir konu değildi. Mustafa Kemal Atatürk öncelik sırasına göre birçok konuyu çözmeye çalışırken, eğitim içinde kalıcı çözümler üretmek istiyordu. Çünkü genç cumhuriyetin karşı karşıya olduğu gerçeklere bakıldığında başka çözüm yolu görünmüyordu.

Bu dönemdeki devletin karşı karşıya olduğu gerçeklere ise şöyleydi;

– Nüfusun büyük bir bölümü köylerde yaşamakta,

– 1922’de “milletin efendisi” olarak ilan edilen köylü kesimi yaşamını büyük bir yoksulluk içinde sürdürmekte, çoğunun da toprağı yok.

– Kırsal kesimde genelde feodal düzen hakim, bu durum köylünün ekonomik ve sosyal kalkınmasının önünde çok büyük bir engeldir.

– Köylerde yaşayanların okuma yazma oranları nerdeyse sıfır, eğitimin her türlü olanaklarından yoksunlar. Gidebileceği ne bir okul ne de o okulu doldurabilecek donanımlı bir eğitmeni var.

– 1940 verilerine göre, 40.000 köyün ancak 4.499’unda öğretmenli, 3.815’inde eğitmenli öğretim yapılabilmektedir. Yani 30 binin üzerinde köy okulsuz ve eğitmensizdir.

Köy Enstitüleri, bu cehalet ve geri kalmışlık zincirini kırmanın bir yolu olarak ortaya çıkmıştır. Amaç köylü sınıfını içinde bulunduğu karanlıktan çıkarmak ve yüzyıllardır kemikleşmiş olan köy düzenini değiştirmektir.

Bu sorunları çözmek üzere Köy Enstitüleri, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel‘in çabalarıyla 17 Nisan 1940’da kabul edilen bir kanunla kuruldu.

Bu işin başına getirilen İsmail Hakkı Tonguç enstitülerin dayandığı ilkeleri şöyle özetlemekteydi:

“Köyde öğretmen ve eğitmen olarak yetişecek elemanlar olarak devlete büyük ve uzun yıllar sürecek külfet yüklememelidir. Bunun için okul üretici bir okul olmalı, yaşayabilmesi için gereken bütün araçları kendisi üretmelidir. Ancak ilk kuruluşlarında devletten yardım görmelidir. Bu okullarda öğrenciye köy genel hayatının gelişmesine yarayacak birkaç meslek birden öğretilmelidir.”

Bu mantıkla hareket eden Köy Enstitüleri “üretim içinde eğitim” temeline dayanmaktaydı. Öğrenciler üretim yaparken eğitim görüyor, böylece hem kendi gereksinimlerini karşılıyor hem de bir ölçüde gelir sağlayarak okulun ihtiyaçlarını karşılıyorlardı.

1940 Yılında kurulan Köy Enstitülerinde bu kadar kısa sürede 1946-1947 öğretim yılına gelindiğinde 5447 köy öğretmeni, 8756 eğitmen ve 541 sağlık memuru yetiştirilmişti.

Bunlar hem öğretmen, hem çağdaş tarımı bilen, hem inşaat ve marangozluktan anlayan, hem temel sağlık bilgisine sahip hem de kendisi de köylü olduğu için köylüleri anlayabilen onlarla iletişim kurabilen, onların sorunlarını çözebilecek insanlardı. Atatürk devrimine inanmış, çağdaş insanlar olmaları ise Atatürk devriminin tüm Türkiye’de kök salabilmesine olanak vermekteydi.

Ne yazık ki, bu başarılara rağmen Köy Enstitüleri, 1946’da girilen çok partili dönemde ağır suçlamalara hedef oldu. Köylünün uyanmasını ve eğitimli birer birey olmasını istemeyen kesimler Enstitüleri, özellikle komünist yuvası olmak ve dinsizliği yaymak gibi suçlamalarla zan altında bıraktı.

Kısa bir süre sonra Köy Enstitülerinin büyük destekçisi Hasan Ali Yücel’de Milli Eğitim Bakanlığı’ndan ayrılmak zorunda kaldı. Böylece enstitüler de kuruluş amacından saptırılarak klasik öğretmen okullarına dönüştürüldü.

Demokrat Parti iktidarı ile birlikte 1950’den sonra ise Köy Enstitüleri işlevlerini yitirdi ve 1954 yılında tamamen kapatıldı. 27 Ocak 1954 tarihinde çıkarılan bir yasa ile ilk öğretmen okulları adı altında ilkokullara öğretmen yetiştirmeye devam etti.

Köy Enstitüleri Türk eğitim tarihinin en önemli sayfalarından biri olarak tarihe geçti. Buradan yetişen çocuklar arasında başta eğitim olmak üzere edebiyatta, sanatta, bilimde ve siyasette etkili olan çok sayıda isim çıktı.

Onlardan bir tanesi Isparta Gönen İlköğretmen okulunda edebiyat öğretmenimiz olan şair Özbek İncebayraktar.

Rahmetle anıyor köy enstitüleri için yazdığı şiiri sizlerle paylaşıyorum.

KÖY ENSTİTÜLERİ

Onlar,

Köy çocuklarıydı.

Kurumuş çalılar gibiydiler bozkırda.

Kavrulmuş ekinler gibiydiler.

Geldiler,

Yalın ayakları

Ve

Yırtık mintanlarıyla geldiler,

Gönen’e, Aksu’ya, Kepirtepe’ye.

Ezilmiş, sömürülmüş, horlanmış

Ve

Unutulmuştular bin yıldır.

Ferhat oldular,

Yardılar İdris Dağını.

Gürül gürül akıttılar suyunu,

Hasanoğlan’a.

Köroğlu oldular,

Kafa tuttular Bolu Beylerine.

Yıktılar saltanatını ağaların.

Tolstoy’u Balzac’ı okudular koyun güderken.

Mozart’ı, Bethoven’i çaldılar dağ başlarında.

Moliere’i, Sophokles’i oynadılar.

Horon teptiler Beşikdüzü’nde kol kola.

Halay çektiler Yıldızeli’nde türkülerle.

Diz vurdular Ortaklar’da efece…

Siz,

Her gece,

Mehtaba çıkarken Heybeli’de,

Onlar,

Duvar ördüler,

Çatı çattılar.

Yıldızlara bakarak yaz geceleri,

Harman yerlerinde yattılar.

Kazma salladılar yorulmadan.

Kerpiç döktüler

Kerpiç.

Sızlanmadılar hiç.

Yakıştı nasırlı ellerine,

Kitap ve çekiç.

Başladı yurt harmanında imece…

Bir gece,

Karanlık inlerinden sinsice,

Brütüsler çıktı ansızın.

Çektiler zehirli hançerlerini,

Vurdular sırtlarından haince…

Çıktı mağaralarından yarasalar,

Çıktı halk düşmanları,

Üşüştü sülükler gibi üstümüze.

Emdiler kanımızı,

Doymadılar.

Yıktılar umudunu Türkiyemin.

Aydınlık bir Türkiye gelir aklıma,

Kalkınmış bir Türkiye gelir,

Köy Enstitüleri denince.

Özbek İNCEBAYRAKTAR

 

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorumlar

Mustafa Karatay   -  Bağlantı 15 Nisan 2020, 12:36

Eline sağlık ,Bekir Kar .Yazılarını beğenerek okuyorum .Sağlıklı günler…

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı