ÖZEL OKULLAR - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

ÖZEL OKULLAR

2 Ekim 2019 Çarşamba

Türkiye’de özel okullar eğitim sisteminin önemli bir parçası haline geldi. Ancak zaman zaman özel okullar tartışılır. “Eğitim milli bir iştir, özele bırakılamaz, eğitim sosyal devletin işidir” diyenler olduğu gibi, “her şeyi devletten beklememek gerekir, özel okullarda eğitime katkı sağlar” diyenlerde var.

Doğrusu özel okulların Türk Eğitim sistemine önemli katkıları olduğunu düşünenlerdenim. Gerek Müfettişlik yıllarımda, gerekse idarecilik yıllarımda değişik illerde birlikte çalışma fırsatı bulduğum özel okullar, bu okullardaki teftiş ve denetimlerdeki gözlemlerim genel olarak bende olumlu izler bıraktı.

Diyeceksiniz ki özel okullarda sorunlar yok mu? Tabi ki var. Devlet okullarında ne kadar sorunlar varsa, özel okullarda da benzeri sorunlar var. Bu tespitleri hem devlet okullarında, hem de özel okullarda yaptık, çözüm önerilerini bildirdik, Müdürlük yıllarımızda bazı sorunları çözüme kavuşturduk.

Ancak Eğitim öyle bir iş ki, dün sorun olan bir konu bu gün sorun olmaktan çıktığını, bu gün sorun olmayan bir konunun yarın sorun olarak karşınıza çıktığını görebiliyorsunuz. Bu nedenle özel okullar sorunlu, devlet okulları sorunsuz gibi yaklaşımlar eğitime herhangi bir katkı sağlamaz.

Son günlerde Özel okul açılmasına kota getirilsin, yeni okul açılışlarına izin verilmesin gibi söylemleri duymaya başladık

Deniliyor ki; önümüzdeki birkaç ay içinde İstanbul’da 25, Türkiye genelinde yaklaşık 200 özel okulun kapısına kilit vuracağı endişesini yaşıyoruz. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığından yeni okul ruhsatlarının durdurulmasını istiyoruz.

İsteyen kim; Türkiye Özel Okullar Derneği Başkanı Nurullah Dal ile beş ayrı özel okul derneklerinin başkanları.
Derler ki; son aylarda mali zorluklar nedeniyle eğitimde yaşanan aksamaların çözümü için bazı önerilerle bakanlık yetkililerinin kapısını çalarak, zor durumda olan, öğretmenine maaş ödeyemeyen hatta önümüzdeki 2-3 ayda kapanmak zorunda kalacak okulları kurtarmak için çözüm önerileri üzerinde konuşuldu. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile de konu görüşülmüş, sayın bakanın ‘ruhsat dondurma’ teklifine sıcak baktığını ve “Bütün özel öğretim kurumlarının dernekleri hemfikirse ben bunun karşısında durmam” demiş.

Burada şeytanın avukatlığını yapmak gerekiyor.

Özel Okul sahibi bir Milli Eğitim Bakanı başka ne desin

Oysa; Türkiye bir hukuk devleti, serbest piyasa ekonomisi uygulayan, özel sektöre devamlı destek veren, hatta kendi devlet okullarına ayıramadığı ödenekleri özel sektöre teşvik olarak veren bir ülke olarak, anayasal haklarını kullanarak eğitim kurumu açmak isteyen vatandaşına “ruhsatları dondurduk” diyebilir mi

Ben hastane açmak istiyorum diye baş vuran vatandaşa ülkede yeterince hastane var gerekçesiyle sağlık bakanlığı hayır diyebilir mi? Ben ev yapmak istiyorum diyen vatandaşa belediye “hayır senin evin var, ev yapma” diyebilir mi?
Eğitim başka bu iş başka diyebilirsiniz. Ancak bu örnekleri anayasal hak açısından veriyorum.

Peki özel okul yöneticilerinin söyledikleri gerçek mi?

Hem de katıksız.

Söyledikleri gibi öğretmenine maaş veremeyen, kirasını ödeyemeyen, bu nedenle iyi eğitim veremeyen kurumlar var mı?

Hem de çok fazla.

O zaman itiraz neye?

İtirazımız çözüm önerisine.

Hani bir dönem bir bakanını meşhur sözü olduğu söylenir ya; “şu okullar olamasa milli eğitimi çok rahat yönetirim”.
Yeni okul açmanın yolunu kapatarak içinden çıkılmaz hale gelen özel okul sorunlarını çözemezsiniz.

Çözüm; iş hanı katlarında, apartman aralarında, dağ başında eski fabrikalarda özel okul açılmasına izin vererek, milyonlarca lira teşvik vermek yerine, başta eğitim kadrosu olmak üzere, yatırım potansiyeli, yeterince güvenilir teminatının olup olmadığı, eğitim kurumunun fiziki imkanları, sadece derslik değil, başta okul bahçesi ve çevresi olmak üzere gerekli alt yapının sağlanıp sağlanmadığı gibi önemli hususlara politik kaygılardan uzak, kurucun kim veya kimler olduğu, hangi vakıf veya dernek olduğu gibi ayrımlar yapmadan, mevcut yasa ve yönetmelikler çerçevesinde okulların açılmasını sağlamaktır.

Mevcut okulların durumuna gelince; ne yazık ki, Milli Eğitim Bakanlığında bitme noktasına getirilen teftiş ve denetim sistemi tekrardan gerekli işlevine kavuşturarak, işlerini talimatlar doğrultusunda değil, yasaların gerektirdiği gibi yapılmasında gerekli güvenceyi vereceğiniz denetim elemanlarıyla işe başlarsanız, bakın bakalım iş hanlarında özel okul kalacak mı? Dağ başında eski fabrikadan bozma okul kalacak mı?

Bence Özel okul dernekleri bu gerçekleri bilmiyor olamaz.

Bu çözüm yollarını da bilmiyor olamaz.

 

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı