DİYET YAPMADAN ZAYIFLA! - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

DİYET YAPMADAN ZAYIFLA!

14 Kasım 2019 Perşembe

Oldum olası kilo problemi yaşamadım ancak merakımdan dolayı beslenme hakkında birçok konuda tabi ki bir diyetisyen kadar olmasa da araştırmalarım ve deneyimlerim var. Beslenme ihtiyaçlarımızın ve hayatımızın önemli bir kısmını oluşturduğu için bu konuyu sizinle genel itibariyle geçmek yerine ayrıntılı bir şekilde ele almak istiyorum. Umarım faydalı olur.

Sürekli fazla kilolu olan arkadaşlarımdan gelen ‘Nasıl bu kadar zayıfsın?’ sorusuna azimli ve heyecanlı bir şekilde şunu yeme zararlı, bunu yeme zararlı, bunu hayatından çıkar gibi telkinlerle anlatmaya çalışıyorum ama çoğu zaman uzaylıymışım gibi bakışlarla karşılaşıyorum. Sevgili arkadaşlarım, ben uzaylı değilim; sadece aldatıldığımızın farkına vardım. İnanır mısınız hayatımda kola veya cips olmadan yaşayabiliyorum.

Gelelim zayıflamaya. Zayıflayabilmek ve zayıf kalmak için önemli olan konu sadece kilo vermek için girilen nazi disiplininde bir diyet programı değil. Hayatınızın komple belli bir beslenme alışkanlığı ve kurallarıyla çevrili olmasıdır.

Hayat boyu kural deyince korkmuş olabilirsiniz. Anlatmak istediğim şeyi şu şekilde açıklayabiliriz. Hasta olduğunuzu ve sağlınıza çok dikkat etmeniz gerektiğini, bundan sonra da bu şekilde yaşarsanız sağlıklı kalabileceğinizi hayal edin. Sağlığınız için tehlikeli olmayan, sizi güçlü ve dirençli tutacak yiyecekler ile beslenmeniz gerektiğini düşünün. Bu felsefeyle yemeniz gereken şeyleri yiyip, yememeniz gereken şeyleri yememek. Sağlık ve yaşamak için yemek. Tüm olay bundan ibaret.

Hadi biraz bilinçlenelim.
Zayıflayamayan insanların suçu çok yemek değil aslında, sadece gerçekleri bilmeden bilinçsizce beslenmeleri. Bu yazıdaki amacım da tüm olayın özünü bir şekilde aktarabilmek bir farkındalık yaratabilmek. Bu farkındalıkla beslenme şeklimizi biçimlendirirsek daha sağlam bir adım atmış oluruz.

Tüm tüketim alışkanlıklarımızı büyük firmaların ve onların reklamlarının yönettiği gibi yiyecek ve içecek sektörü de reklamlar ve kampanyalar sayesinde kanımıza kadar işlemiş, bizi baştan aşağı istedikleri şekle sokmuş durumda.

Reklamlar bize akşam yemeğinin, hatta iftar sofralarının bile vazgeçilmez içeceğinin kola olduğunu söyler durur ve koca koca yemek dolu sofraların makbul olduğunu diretir. Biz buna benzer bir sofra olmadan tıklım tıklım doymadan kendimizi eksik hissederiz. Kahveyi tatlısız içmeyiz mesela ya da çayın yanında bir kurabiye olmalı. Sinemada filmi mısırsız izleyeni de döverler. Sonrasında bir dizi çıkar ve dizide mükemmel vücutlu bir kadın ve erkek bir aşk yaşar, oturup çekirdek çıtlarken ya da mısır yerken bir kendimize ve bir ekrana bakar fazlalıklarımızı görürüz. Fellik fellik araştırdığımız diyet programlarından sonra diyetisyene gideriz. Diyet dediysek yanında kankası olmazsa olmaz spor salonları devamında gelir. İnstagram postlarını atarken 10 liralık tişörtle fotoğraf çekilemeyiz, kesinlikle bilindik bir marka olmalıdır. Evet, sonunda büyük bir organizasyon ve çabayla verilen kilolarımızla mutluyuz.

Bu arada bu kısa paragraf boyunca sizce ne kadar para harcanmıştır?

Dikkat! Sabahları kibrit kutusu kadar peyniri önermek bir sorun çözücü değil aksine yanlışa bir kat daha tuğla eklemekten başka bir şey değildir.

Tüm o reklamlara inat kolasız bir akşam yemeği düşünmeye başlamanızı tavsiye ederim, zira hayatınızdan çıkarmanız gereken başlıca ölümcüllerden biri kola gibi asitli ve zararlı gıdalardır. Ayran ve soda yerini alabilir. İnanın her şey sadece alışkanlıklardan ibaret. Alışkanlıklarınızı değiştirdiğinizde göreceksiniz ki aslında yokluğu sizin pek de umurunuzda olmayacak.

Şekerin zararlarını sürekli anlatmasam da ulaşabildiğim kadar kişiye ulaşmak istiyorum ve tekrardan bahsetmek istiyorum. Şeker bir zehirdir, kullanmayınız, kullandırmayınız. Kamu spotu bile yapılmalı bu konu hakkında.

Sağlığımızı tehdit eden bu kadar önemli bir maddeyi tüm dünya nasıl görmezden geliyor?

Büyük gıda kartelleri? (İleride büyük bir başlık altında inceleyeceğim)
Bu beslenmede farkındalık dizisinin ilk yazısıdır. Konuyu uzun uzun tüm ayrıntılarıyla anlatmak istiyorum. Bu yüzden bu yazıyı daha fazla uzatamıyorum. Merak edenleri haftaya yeni yazıma bekliyorum.

Ayrıca ulaşabildiğim kadar insana ulaşmak istiyorum. Bu yüzden Ebru Hanım aslında şöyle bir konu da vardı bunu atlamışsınız ya da bu konuyu da ele alabilirsiniz diyorsanız, maillerinizi bekliyorum.

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorumlar

Asude   -  Bağlantı 19 Ocak 2020, 09:54

Acaba beslenme ve diyetetik okumak isteyen birisine tavsiyeleriniz nelerdir?Nasıl bir yol izlemeli?Neler yapmalı?

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı