AHISKA TÜRKLERİ - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

AHISKA TÜRKLERİ

17 Kasım 2019 Pazar

14 Kasım 1944’te başladı sürgün… Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin zalim diktatörü Stalin karar verdi sürgüne. Gürcistan’dan yola çıkanlar sürüldü birçok tarafa. Ahıska Türkleri adeta paramparça oldu.

Zalim diktatör Stalin, Ahıska Türklerini Orta Asya’daki şimdi Türk devleti olan bölgelere gönderdi. Tek derdi Karadeniz sınırında Türklerin kalmamasıydı. Kendisi için askerlik dahi yapan bu insanlar öyle sıkıntılar yaşadılar ki.

Sovyet yönetimi Ahıska Türklerini en ağır şartlarda çalıştırdı. Bu da yetmedi, şehirlere girişlerini yasakladı. Şehre girmeye çalışanları Sibirya’ya sürgüne gönderdiler. Sürgün üstüne sürgün yani! Yolda yaşadıkları, katliamlar, ölümler ve daha neler neler…

Yaşadığım ilçeye gelene kadar böyle bir topluluktan haberim yoktu benim de. Ne zaman ki Honaz’a geldi Ahıska Türkleri ve yerleşimler başladı, ondan sonra bir araya gelmeye ve konuşmaya başladık. Dil konusunda çok rahat anlaştık. Hatta o kadar ki Öz Türkçe’yi onların konuştuğunu düşünürüm hep. Bunun yanında sahip oldukları Rusça da onlara ayrı bir özellik katıyor.

Çok çabuk uyum sağladılar ilçeye ve insanlara. Dikkatimi en çok çalışkanlıkları çekmişti. Hiçbir işten geri kalmıyorlardı. Çalışkan Ahıskalılar hem işlerini en iyi şekilde yapıyorlardı, hem de ahlaklarıyla örnek oluyorlardı.

Kız alıp kız vermeler başladı daha sonra. Ahlaklarıyla, sohbetleriyle de kendilerini kabul ettirdiler.

Ve en önemlisi kültürlerinden zerre taviz vermeden devam ediyorlar hayatlarına.

Bayramlarda görüyorum mesela Ahıskalı tanıdıklarımı. Bayram namazından sonra ölmüş yakınlarının mezarı başında toplanıyorlar. Dualar ediyorlar, orada bayramlaşıyorlar. Bu her bayramda tekrarlanıyor.

Düğünlerindeki müziklerini duymanızı çok isterim. Kafkasların her çeşit müziğini düğünlerinde duyabilirsiniz. Oyunları bir başka güzel, yemekleri bir başka güzel. Onlarca çeşit yaptıkları yemekleri ağız tadıyla yiyebilirsiniz. Çünkü inanın çok benziyoruz birbirimize. Aynı dili konuşan insanlar elbette yakın olur birbirlerine ama bizimki başka bir yakınlık.

Yaşadıkları o kadar zulme, çektikleri onca acıya rağmen hayata, dünyaya tutunmak için gösterdikleri çaba karşısında saygıyla eğiliyorum. Ahıska Türkleri ve dünyada yerinden yurdundan edilmiş tüm insanlar bir gün doğdukları, doydukları topraklara dönebilse keşke… Bizimki de umut işte…

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı