Sufizm’de SU FELSEFESİ - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Sufizm’de SU FELSEFESİ

23 Mayıs 2021 Pazar

Canlıların yeryüzünde Yaşam kaynaklarından bir tanesi sudur. İnsanların hiçbir şey yemeden bir hafta, ama susuz üç gün yaşamayacağı bilim insanları tarafından belirtilmektedir. Bu da gösteriyor ki, su yaşam kaynaklarının temel ihtiyacıdır. Bu yüzden tarih boyunca insanlar hep su kaynaklarının başında konaklamışlar, yerleşkelerini suya yakın yerlere kurmuşlardır.

Tarih boyunca devletler, anayasalarına bile su konusunda maddeler koymuşlardır. Onu korumak, tüketim konusunda titiz olmak, israf etmemek üzere insanlar hep uyarılmıştır. Bugüne kadar bir azalıp, bir çoğalan ve toplumların sürekli olarak göç etmesine vesile olan su; bugün insanoğlunu kuraklık ile tehdit etmeye başlamıştır. Öyle ki, susuz kalma korkusu insanları tedbir almaya ve suyu iyi yöntemlerle kullanmak için araştırma yapmaya sevketmiştir. Sonucunda kullanılabilen su hususunda sulama yöntemleri değişmiş, içme suyu ve temizlik konusundaki tedbirler üst düzeye çıkarılmıştır. Artık israf etmeden su kullanma konusu, biz insanlar için bazı kurallara bağlanmıştır.

İşte, Kuraklığı ve su yetersizliğini konuştuğumuz şu günlerde, Sosyal medyada su ile ilgili bir yazı okudum. İslam tasavvufunda sufilerin eğitimlerinde su misali çok kullanılmıştır. Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre gibi tasavvuf ehlinin önde gelenlerinin şiirlerinde ve öğretilerinde sıkça adına rastladığımız “su Felsefesi” bir öğretinin öne çıkmasıdır. Bu yazı benim çok hoşuma gitti, sanırım sizin de hoşunuza gidecektir.

Denilir ki; “Suyun doğası bir felsefe anlatır. Mesela dağdan akan suyu düşünün. En az direnç gösteren yolu seçer akmak için. Yani önüne bir kaya çıkacak olursa onunla uğraşmaz, kayayla mücadele etmez, etrafından dolaşıp devam eder akmaya. Suyun bu doğasından alınan ilhamla şöyle der Sufiler: “Seninle uğraşan hiç kimseyle uğraşma, eğer uğraşırsan onunla aynı yerde kalırsın. Etrafından dolanıp devam et yoluna.”

Diyelim ki dağdan akan su önüne çıkan kayanın etrafından dolaşamayacak bir yola denk geldi. O zaman ne yapar, birikip üstünden aşar. Yok eğer bu da olmuyorsa sabırla kayayı damla damla delmeye başlar. Kayayı delmeyi başaran suyun kuvveti değildir tabii ki, damlaların sürekliliğidir ki buna da “sabır” derler. Sabretmek hiçbir şey yapmadan oturmak değildir. “Sabır dikenin içinde gülü, gecenin içinde gündüzü hayal edebilmektir.” der Şems-i Tebrizi. Suyun doğası imkansızın bile başarılabileceğini, bunun için sabırlı ve istikrarlı olduğunu öğretir. Kayayı delen su elbette yine yoluna devam eder. Su hep akar. Bilir ki aktıkça temizlenir. Bazen dere kenarlarında su birikintileri oluşur, akmayan su bulanır, çamurlaşmaya başlar. Üzerine pislik birikir ve Sufiler bu yüzden derler ki: “Sen su gibi ak. Her daim yenilen. Her gün yenilen. İki günün aynı olmasın. Dünü dünde bırak yeni şeyler öğren.”

Mesela su değişimden hiç korkmaz. Ama insanlar değişimi sevdiklerini söyleseler de aslında bundan çok korkarlar. Su değişimi ne güzel de anlatır. Bazen yağmur olur, bazen kar olur, bazen buz olur, bazen buhar olur. Buhar olduğunda çıkar gökyüzüne yağmur olup iner yine yere.

Ayrıca su uyumludur. Çay bardağına koyduğunda çay bardağının şeklini alır, kovaya koyduğunda kovanın. Sürekli bulunduğu yere uyumlanır ama doğası hiç değişmez. Her yere her şeye uyum sağlar. Unutma ki dünyada her zaman doğaya uyum sağlayanlar hayatta kalır. Uyum sağlayanlar esnektir çünkü. Değişime direnenlerse katı. Fırtına en sert en güçlü ağaçları devirir ama esnek fidanlara, otlara hiçbir şey yapamaz. o yüzden esnek olanlar, uyum sağlayanlar hayatta kalır. Aynı zamanda akışa teslim olur. Teslimiyet içindedir. Çünkü bilir ki bütün dereler eninde sonunda büyük denizlere, okyanuslara akar. Elinden geleni yaptıktan sonra hayatın akışına teslim olmaktır bu. Su berraktır, şeffaftır. Olduğu gibidir yani. Paylaşımcıdır. Hep besleyicidir. İnsanları, hayvanları, doğayı besler. Hayatı başlatandır. Su olan her yerde bitkiler vardır, hayvanlar vardır, insanlar vardır. İşte suyun bu yapısından dolayı Sufiler birbirlerine “Su gibi ol Azizim” derler.”

Yani, bizim dilimizin en güzel latifelerinden birisi olan “Su gibi aziz ol” sözü, anaların askere gönderdikleri çocukları için arkalarından su dökerek, “Su gibi git, su gibi gel” sözü ne kadar da yakışmaktadır. Bu aynı zamanda biz Türklerin suya verdiğimiz önemi de göstermektedir.

Yorum sizlerin….

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorumlar

Ahmet Kemal   -  Bağlantı 23 Mayıs 2021, 13:28

Harika çok güzel bir yorum, yüreğinize sağlık sayın İmamoğlu

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı