ORTA AVRUPA'YI GEZERKEN - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

ORTA AVRUPA’YI GEZERKEN

20 Haziran 2016 Pazartesi

Yurt dışında birçok beldeyi, amatörce gezdim ve gördüm. Belki kendi memleketimden çok, yurtdışında ilgimi çeken yerleri seçe seçe geziler yaptım. O kadar ki, yıllar önce bu gezilerim ve izlenimlerimle ilgili bir kitap bile yazmıştım da, o kitabın ikici baskısı da yapılmak üzere.

Yıllar önce dostum İsmail İyilikçi, Prag’ı mutlaka görmemi önerip durmuştu. Kısmet bu ya, bu ayın başlarında bir Orta Avrupa gezisi nasip oldu. 8 gün boyunca, yoğun, yorgun ve de ayak arızaları ile yaban ellerde tepinip durdum. Doğrusu bu işkenceye değdi diyebilirim. Dediğim gibi çok yerler gördüm, ama bu denli enteresan beldeleri ilk defa görüyordum. Hemen bu noktada teşvikleri yüzünden sevgili İyilikçiye teşekkür etmek isterim.

İlk durağımız olan Berlin, benim için gerçekten çok merak konusuydu. Doğu ile Batı Berlin hikâyesi, belleklerimizden hala silinmemiştir. Bir şehrin beton duvarla ikiye bölünüşünü ve o koca tarihî şehrin halini merak etmiş durmuştum. Bir toplumu siyasetin böldüğü çok görülmüştür de, siyaseten bir şehrin ikiye bölünüşünü hiç görmemiştik. Yıkılan utanç duvarının izleri, yollara Berliner Mauer (Berlin Duvarı) yazılı plaket ve döşeme farkları ile ders alınsın düşüncesiyle olsa gerek, özenle korunmuş. Bir kısmı yarı yarıya yıkılmış gerisi ibretlik gibi duran, bir kısmı da üzerine resimler ile süslenmiş yıkılmadan duran duvar kalıntıları görülmeye değerdi. Daha pek çok savaş izleri yanında Berlin’in ünlü Brandenburg kapısı tarihe meydan okurcasına, yerli yabancı pek çok turistin kaynaştığı bir meydanda dim dik ayakta duruyor. Bir yanda İran’da 2350 idamın ve Suriye’deki katliamın sorumlusu Ruhani rejimi diye afiş açan protestocular, diğer yanda Yogo yapan Japonlar. Turistler için hizmet veren dev cüsseli atları ile pırıl pırıl beyaz boyalı faytonları, son model giysili, tırnakları ojeli ve makyajlı hanım fayton sürücüleri dikkat çekiyordu.

Dresten başlı başına barok mimarînin temsil yeri gibiydi. Sanki şehir değil, açık hava müzesi gibi bir yer. Şehrin tüm yapıları taş ve taş oymacılığı ve heykellerle süslemiş. Bu bakış açısıyla sanata verilen değer, insanın başını döndürüyor. Heykeller betondan dökme değil. Üstü boyalı veya sim siyah da değil. Sadece mermer işçiliğinin binlerce örneği gibiydiler.

Bu arada Prag yolunda, Almanların Yahudi esirler için kullandıkları Terezin kampını ibretle gezerken, duygularınızı anlatmaya kelimeler yetmiyor. İnsanlara yapılan zulmü, ancak bu kamları gezerken anlamak mümkün. Düşmanla birlik olup devletine isyan eden ırkçı toplumlar için alınan önlemlerde ölümler olabilir, ama Nazi zulmü bir başka zulüm olmuştur. Alman Meclisi Ermeni Soykırımı diye karar alabiliyor da, soy nasıl kırılır diye düşünenler, bu kampları görmelidirler.

Prag sokaklarında da yardım dilenen insanlar vardı. Genç anne 5 yaşlarındaki kızının akordeonunu eline vermiş, diğer yanında arabasında uyuyan bebeği ve elinde kendi akordeonu ile gülücüklerle müzik yapıp desteğinizi bekliyor. Bir başka dilenen fakir, köpeğini yanına yatırmış, kendisi yüzü yere yapışmış secde edercesine yere kapanıp yardım bekliyordu.

Kaplıcalar kenti Karlovy Vary, başlı başına bir belde. Prag gibi buraya da motorlu araç giremiyor. Pırıl pırıl ve adım başı içilebilen farklı termal su çeşmeleri yapılmış. Beldenin en enteresan yanı, 1918 yılında Atatürk’ün dinlenmeye çekildiği bir ev vardı. Evin cephesine bir mermer plaket yerleştirmişler ve okuyamadığım ifadeler arasına oyma büyük harflerle KEMAL ATATÜRK diye yazıyordu. Bazılarımıza ders verircesine anı olarak saklamışlar.

TUNA Nehri’nin üzerine kurulmuş Bratislava kenti bir başka güzelliklerle gözlerimizi kamaştırmıştı. Budapeşte’yi anlatmak çok zor. Tuna boyunca gece gerçekleşen tekne gezisi ile bu güzelim kenti, gece ışıkları altında gezmek, bir başka güzellikti.

Bütün bu güzellik ve enteresan görüntüleri bir sayfalık yazıyla anlatmak çok zor. Bunları resimlerle destekleyebilsem çok daha iyi olurdu. Teknik açıdan buna imkân bulamadığım için, bu kadarla yetinmek zorundayım. Herkesin gezip görebilmesi dileklerimle.

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı