NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR? - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR?

4 Ekim 2014 Cumartesi

Hanginiz kaçıncı Kurban Bayramı’nı idrak ediyorsunuz bilmiyorum. Bundan sonra hangimiz kaç bayram görecek, o da belli değil… Fakat belli olan bir şey var:

Ramazan Bayramı’nın hazırlığı ve telaşı ile Kurban Bayramı’nın hazırlığı ve telaşı birbirinden oldukça farklı olduğu…

Günler öncesinden kurbanlık hayvan olarak kuzu mu, erkeç mi, oğlak mı, dana mı, düve mi alınacağının tesbiti… “Geçen sene kuyruklu kuzu almıştık, yağlı çıkmıştı, bu sene merinos cinsi kuyruksuz kurbanlık alalım” muhabbetleri… Ya da “kafa dengi yedi hissedar bulalım da, ortak bir dana alalım” sohbetleri…

Evdeki satırları, bıçakları Kaleiçi’ne götürüp biletmek için mutfaktaki çekmecelerden toplamak… Karabiber, kimyon ve limon almayı unutmamak…

Kıyılıp gelecek etleri buzdolabının buzluğunda saklamak için küçük naylon torbalar almak… Bunlar mutad hazırlıklar… Gelelim çocuklara…

Çocuklar, bayramdan önce eve getirilen hayvanları yem yerken seyretmek için, sabahı iple çekerler; yanlarına yaklaşıp, okşamak istediklerinde, hayvan huylanır da, sert hareketler yaparsa da, korkuyla kaçışırlardı… Bazen de bağını koparan hayvanlar, hürriyetini ilan ederek son sürat kaçar ve ortalığı velveleye verirlerdi. Rahmetli amcam bir kurbanda, kaçan kuzusunu bulabilmek için, belediye hoparlöründen ilan yaptırmıştı: “Burgam boynuzlu, alacalı beleceli, yünü kesilmemiş, karabaş bir kuzu kaçmıştır. Bulanların insaniyet namına alıp getirmeleri…” şeklinde.

Eskiden kurbanlık hayvanlar, genellikle, herkesin evinin önünde / bahçesinde kesilirdi. Kimi evlerde, hayvanları asmak için çengeller demirlerde asılı tutulurdu. Kuyuların kapakları açılır, akan kanın orada birikmesi sağlanırdı.

Eğer bir ev sahibi kasap bulup getirdiyse, diğer komşular kendi kurbanlıklarının da kesilmesi için rica ederler, sıraya girerlerdi. Şimdiki gibi, hayvanı şişirme pompaları pek yoktu. Bu yüzden kasaplar, kuzunun arka bacağındaki kesikten ağızlarıyla şişirirlerdi.

Bu esnada konu komşu tepsiler içinde çay getirir, hep beraber içilirdi…
Deriler kaya tuzu ile tuzlanır, dürülür, verileceği hayır kurumunu beklerdi. Hayvanlarının kafaları üttürülmek için sepetlere konulur, sepetlerin sapına bir kağıda yazılan isimlikler bağlanır, mahalle aralarında kurulan kelle ütücülere götürülürdü. Bazı uyanıklar, kimse görmeden sıradaki sepetlerin yerini değiştirirdi de, akşama kadar sıra gelmezdi…

Etlerin üçte biri fakir fukaraya, üçte biri eş, dost ve akrabaya hediye edilir, geri kalanı da eve çıkarılırdı. Koyun kuzu kesenler, dana kesenlere; dana kesenler de, koyun kuzu kesenlere, değişiklik olsun diye et verirlerdi.

O zamanlar, şimdiki gibi, kasaplara işletmek üzere et götürülmez, sadece kıymalık olarak ayrılan etler giderdi. Kasapların camlarında “sucuk yapılır” levhaları asılırdı…

Hey gidi eski bayramlar hey !.. Hayali cihan değer.
Kurban Bayramı’nız mübarek olsun. Allah nice bayramlara sevdiklerinizle beraber sağlık ve mutluluk içinde ulaşmanızı nasip etsin, nice bayramlar göstersin.

Ülkemize, İslam Alemi’ne, tüm insanlığa barış ve huzur gelmesine vesile olsun.
Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öpüyorum…

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı