TURAN BAHADIR'DA BİR RESSAM - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

TURAN BAHADIR’DA BİR RESSAM

13 Aralık 2017 Çarşamba

Sanatta eleştirellik ve sanat için iyi bir eleştiri sanat eserinin varlık koşulu olabilir mi?

Bu sefer kalemimi ve köşemi ressam Kemal Yenidede’ye bırakıyorum.

***
“8 Aralık Cuma günü” özellikleri, güzellikleriyle Balkanların ve Ortadoğu’nun en süper sanat galerisi olan, açılışlarda iğne atsan yere düşmeyen, diğer günlerde kalabalıktan resimlere bakmakta zorlandığınız, çalışmalarını sergileyen kişilerin yapıtlarına yarattığı ambiyansla acayip değerler katan, belediye ye ait tek salon Turan Bahadır Sanat Galerisi’nde Ömür Eke’nin son bir kaç yıl içinde ürettiği “Yeryüzü Tanrıçaları -Kadın Ruhu” temalı resim sergisinin açılışı vardı.

Allahtan Ömür Eke’nin resimlerinin gerek boyutları, gerekse resimsel niteliklerinin çok güçlü ve etkileyici oluşu nedeniyle İstanbul ve Avrupa şehirlerindeki emsallerini kıskandıran bu salonumuzun muhteşem güzelliği ile ilgilenmeyip, resimlerle ilgilenebildik. Ben bu muhteşem şehrimizi onurlandıran, gururlandıran nadide eşsiz galerimizden bahsetmek yerine üst kattaki başkanın da affına sığınarak sergi üzerine kafa yormaya çalıştım biraz.

Ömür Eke, yirmili yaşlarında Denizli’de o dönemki Güzel Sanatlar Galerisi’nin bünyesinde başlatılan resim kurslarına “hobi” olarak özetlenen bir resim serüveniyle başlar. Ondaki bu istek giderek zamanı kaliteli geçirmek isteyen, diğer yandan “tablo” yapmanın sarhoşluğundan vazgeçmeye, sanatı ve sanat eserinin oluşum sürecini sorgulamaya iter, “tablo” üretme fikri giderek bu dünyaya ait bir şeyler söylemeyi isteyen insanın hayatla ilgili düşüncelerinin görsel bir sonuca dönüştüğü resimsel işlere dönüşür. Ve bu yapılan işlerin içeriği her türlü sanatsal kaygıyla dolmalıdır diye düşünerek resim sanatının tarihi ile ilgilenmeye ve kendini bu sanatın tarihini oluşturan insanlara, ustalara karşı sorumlu hissetmeye başlar. Devletimizin “çok önemli” görünen üniversitelerinin Güzel Sanatlar Fakültelerinde almadığı eğitimini dışarıdan okuyarak, araştırarak ustaların resimlerini amatör heyecanla sürekli izleyerek, inceleyerek hatta şartlar el verdiğinde bizzat orijinallerini gidip görerek sürdürdüğü kişisel gelişiminin sonuçlarını bu resimlerle taçlandırır.

Kafasında uzun yıllar problem olan alaylı, eğitimli meselesini kişisel eğitim süreci ile tersyüz etmeyi başarır. Sanat tarihinde de örnekleri görüldüğü gibi (Van Gogh, Cezanne, Dubuffet, Fikret Mualla, İbrahim Balaban) belki de okullarda ki kuramsal sıkışmaların arasında hiç boğulmaksızın samimi ve içten resimler üretmeye başlar. Ömür Eke bu gelişimini hala sürdürmekte.

Tabii bu süreçte birçok ustadan doğal olarak etkilenir. Belki ilk yıllarda fovistlerin müthiş etkileyici renkleri ona ilham verir. Dönem dönem Alman Expresyonistleri arkadaş olur paletine, dünyasına. İlk dönemler desenle yakın ilişki kurmayışı nedeni ile leke ve biçim düzenlemesinin daha öncelikli olduğu ustalara göz kırpar. Son dönemlerde ise figür ve desenin biraz daha önem kazanmasıyla formun sadece leke değil, aynı zamanda bir valör hazinesi olduğunu fark edip, küçük tuşların yan yana, üst üste birikerek büyük alanlar yaratmasına fırsat verir. Bazı portrelerinde, kanepe serisinde bu davranışları görmek mümkündür. Yine bazı ustaların süslemeci tavrı onu çok etkilemiş ve izlediğimiz sergide birçok işinde yüzeylerin motiflerle doldurulduğu gözlenir. Tabii ki resim yapan kişi hangi dönemi olursa olsun bu sanatın tarihini oluşturan ustalardan etkilenmekte, hatta bazen onlara öykünmektedir. Picasso’nun hayatının son yıllarında Valasquez’den yaptığı “Las Maninas” serisi buna verilecek en iyi örneklerden birisidir.

En temelde Ömür Eke’nin resimlerine kendi içinden bakmak lazımdır. Düşüncelerini anlatmak için seçtiği obje ne olursa olsun, bu figürler sonuçta resimsel gerçeğe dönüşmüş haliyle artık ona aittirler. Etkileri kimden ve nereden başlarsa başlasın son tahlilde kendine ait bir paleti ve renk kurgusu vardır. Bu işler bir yanıyla insanların yaşadıkları anları tasvir ederken, diğer yandan da resim sanatının kendi a-b-c’sini oluşturan kuralların oluşturduğu tünele girerek resmin kendi elemanı olmaya evrilir ve tünelden çıkarlar. İşte o artık yaşanan an değil resmin, ressamın anıdır. Bu işler tam olarak bu nedenle özgündürler ve eşsizdirler. Ressamın hayata sunduğu yepyeni görsel metinlerdir.

“Tablo” yapma isteğiyle çıkılan bu yolda gelinen nokta her açıdan övgüyü, takdiri hak ediyor. Denizli’nin bir resim tarihi ve müzesi olacaksa kuşkusuz bu tarihte yer almayı şimdiden hak ediyor bu işler ve diğerleri. Zaten sanat tarihi dediğimiz şey, sanatçıların ve onların yaptıklarından başka bir şey değildir.

Bu sergiye özgü olarak da kendisinin düşünmesini ve sorgulamasını istediğim bir kaç saptamam var. Son yıllarda ki işlerinde figürlerde hala bir desen sorunu olduğunu gözlemliyorum. Bu sorun bazen boyut ve oran-orantı problemi olarak karşımıza çıkıyor. Bence objenin anlatımını klasik bir form anlatımından daha ziyade bezemeci ve lekesel bir tavır içerisinde çözmeye devam etmelidir. Biçimlerin işlerini motiflerle süsleme konusunda zaman zaman bazı işlerde bonkörleştiğini düşünüyorum. Bunların gerek oranını, gerekse parça bütün sorunsalı kendi içinde yeniden değerlendirmelidir. Resimlerin konusunu kadınlar ve onların yaşadığı mekanlar oluşturuyor. Doğal olarak da figürlerin üzerindeki kıyafetler ve bu alanlardaki kumaş ve örtü, drape gibi elemanlar yoğunlukta. Bu insanların üzerindeki kıyafetler birer biçim ve motif olmanın yanı sıra, kimi yerde form ile birlikte kendini ifade ediyor, kimi yerde ise sadece süslemeci bir yüzeye dönüşüyor. Bu nedenle bizi bir dil bütünlüğü sorunu ile karşı karşıya bırakıyor. Bu da kanımca ele alması gereken en önemli konulardan. Zira işlerinin her birini ele aldığımızda bu söylemeye çalıştığım alanlar bazı resimlerde neredeyse resmin yüzde yetmişini kaplıyor.

Son söz olarak; başlangıcından bu güne, geldiği en son nokta itibariyle yaptığı ve bu işler nedeniyle salon her ne kadar resimler kadar muhteşem olmasa da, Turan Bahadır Sanat Galerisi’nde gerçekten bir ressamın çok önemli işleri ile karşı karşıyayız.

Kemal Yenidede.”

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı