EGE’DE EFELİK OLGUSU ÜZERİNE MİTSEL OKUMALAR – 9 / SONUÇ - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

EGE’DE EFELİK OLGUSU ÜZERİNE MİTSEL OKUMALAR – 9 / SONUÇ

8 Ağustos 2019 Perşembe

ZEYBEKLİK NASIL ORTAYA ÇIKTI, NASIL SONA ERDİ?
Toplam 9 bölüme uzanan zeybeklik kültünün sonuç bölümündeyiz. Zeybekliğin ortaya çıkıp belli bir zaman sonrasında ortadan kalkmasını, neden ve sonuç ilişkisi öznelinde değerlendirmek gerekir.
Bir insanın dağlarda kaçaklık yaparak bin bir güçlükler içerisinde ve sonunda mutlak ölümün olduğu bir yaşam biçimini tercih etmesinin elbette anlaşılır ve sağlam gerekçeleri olmalıdır.

Bu gerekçelerin yanı sıra çok güçlü irade, stratejik bir akıl ve bu yaşama ortaklaşma duygusuyla katılan sadakat biçimi olarak kızanlık duygusunun çok güçlü bağlarla kurulmuş olmasını gerektirir.
Birçoğunun okuma yazma bile bilmediği zeybeklerin bu kült etrafında böylesine güçlü bağlarla birleşip koca Osmanlı’ya karşı mücadele verecek bir kuvvete dönüşmesini kuşkusuz toplumsal ve sosyolojik bütün olgularıyla birlikte değerlendirmek gerekir.
Zeybeklerin halk nezdinde önemli bir karşılık bulması konusu da belirleyici temel bir unsur.
Osmanlının ağır vergi koşullarında bunalan yoksul ve topraksız halk nezdinde toprak ağalarından alıp yoksul halka destek çıkan zeybekler, giderek mitsel bir figür olacak ve halk nezdinde de korunup kollanacak, saygı duyulan bir unsur haline gelecektir.
Kuşkusuz bu saygının temelinde korku da bulunmaktadır.
Koca padişaha karşı ayaklanıp dağa çıkan bu zeybekler, gözünü budaktan esirgemeyen, kalleşliği bağışlamayan, acımasız ve duygusuz karakteriyle de halk nezdinde korkuya neden olur.
Vicdansız yönetimlerin vicdanına dönüşen efelik sistemi zenginden alıp fakire vermesiyle Ege’de büyük bir harekete dönüşür.
Efelik ile eşkıyalık arasındaki bağ zaman içerisinde giderek birbirine karışacak ve birçok kendine efelikle sıfatlandıran soyguncular işi eşkıyalığa vurup acımasız bir kaçağa da dönüşecektir. Bu tür soygunculuğa dönüşen eylemler gerçek efeler nezdinde çalıkakıcı olarak nitelenir. Efelerin kendi aralarındaki güç mücadelesinde de birbirlerine çalıkakıcı olarak nitelendirmeler kullanılmıştır. Zeybeklik kültüründe çalıkakıcı kavramı namı çıkmış bir efe için istenmeyen durumdur.
Çünkü dağ sadece bu kültle beslenen zeybekleri değil, köyünde çıngar çıkaran katilleri, halk ve kanun önünde kaçak durumuna düşmüş soyguncuları da bünyesinde barındıracaktır.

Çalıkaıcılarla zeybekler arasında da acımasız bir mücadele devamlı sürecektir.
Ama kesin olan bir şeydir ki; dağa çıkıp zeybeklik mertebesi kazanmış ve adı efsaneye dönüşmüş birçok efe yoksul, haksızlığa uğramış, namusuna göz dikilmiş köy gençlerinden olmuştur. Toprak sahibi varlıklı biri veya kentli bir zeybek ismini söyleyemeyiz, çünkü yoktur.
Toprak ağalarının tarlasında rençber olmaktan öteye gidemeyen topraksız yoksul köylüler ağır Osmanlı vergileriyle de kuşatılınca bu zulümden kurtulma yöntemlerinin başında kısmen de olsa zeybeklik kültü bir çıkar yol sağlayacaktır.
Bu bir başkaldırıdır aslında. Zulme, haksızlığı ve sömürüye karşı başkaldırı. Bunun bilinçli olmasa da üretim ilişkileriyle doğrudan ilişkisi olduğu bir gerçek. Toprak ağasına karın tokluğuyla çalışan halk kesimlerinin içinde bulunduğu durum dünyanın birçok coğrafyasında yaşanan bir trajedidir.
Amerika’da yerlilerin ve siyah ırkın yaşadığı şiddet, ortaçağ Avrupasında yaşanan engizisyon giyotinleri ile halkın vebayla kırılması ve Çarlık Rusyasının acımasız zulmü, tüm dünya coğrafyasında yaşanan toplumsal sancılar olmuştur.
Ancak tarihi bazen halkın kendisi yazar. Amerika’da bu zulüm yerli Kızılderililerin asimilasyonuyla sonuçlanırken siyahların özgürlüklerine kavuşması ise daha yakın bir süreci işaret eder. Avrupa toplumsal aydınlanmasını çok daha önce kavuşacak ve o ortaçağ karanlığını toplumsal bir uzlaşıyla çözecektir. Rusya’da ortaya çıkan Çarlık yönetiminin zulmünden sonra Ekim Devrimi, dünyanın akışını değiştirecek, kapitalizme karşı güçlü bir devrim kazanacaktır.
Osmanlı otokrasisi de bu tarihsel değişimden nasibini alacak. Ege’de bizzat zeybeklerin güçlü bir şekilde karşı duruşuyla, bölgede emperyalist ve feodal güçlere karşı savaşımını gerçekleştirip cumhuriyetin ilanında önemli bir askeri güç oluşturacaktır.
Toplumlar tarihi aynı zamanda savaşlar tarihidir. Ancak bazı anlar vardır ki tarihi sömürücü ve zihin uyuşturucu devlet yönetenleri değil; halkın kendisi yazar. Zeybeklik olgusu da halkın adeta tarih yazması için sahne aldığı bir alan olmuş ve tarihteki misyonunu tamamlamıştır. Bu haliyle bugün zeybeklik bir olgu değil, tamamlanmış bir mitten ibarettir ve tarihteki yadsınmaz yerini almıştır.

ZEYBEKLİK NEDEN ORTAYA ÇIKTI?
Medeniyetin beşiği sayılan Ege Bölgesi’ne özgü bir hareket olarak Zeybeklik olgusu bugüne dek birçok kez incelenip araştırma konusu yapılmış, birçok romanda tema olarak işlenmiş ve nice türkülerin ezgisinde, yaşamında, toplumdan topluma anonim bir halk edebiyatı olarak yaşatılmıştır.
Özellikle Osmanlı döneminin çöküş safhasında yaygınlaşan Efelik olgusunun mevcut iktidarın vergi sistemine başkaldırması temel etken durumundadır.
Bunun yanı sıra Fransız ihtilaliyle başlayan süreçte ulus devletlerin giderek bağımsızlık mücadelesine yönelmesiyle Osmanlı ordusu, 1800’lü yılların sonu ve 1900’lü yılların başlangıcında birçok savaşa girmek zorunda kalacaktır. Bu olgu savaştan bıkan askerlerin giderek asker kaçağı olmasını da önleyememiştir. Askerden kaçanların memleketlerinde dağa çıkarak zeybeklik yapmasının temel nedenlerinden biri de bu olgudur.
Toprak genellikle varlıklı ağaların elindedir. Köylü bu topraklarda maraba olarak çalışan işçidir. Geçim şartlarının güçlüğü ile birlikte bu durum devletin yönetim boşluğuyla birleşince köy yaşamında yaşanan insan ilişkileri, kan davaları ve çeşitli husumetler de dağa çıkışa neden oluşturacaktır.

ZEYBEKLİK NEDEN ORTADAN KALKTI?
İzmir’in işgali zeybeklik kültünün artık sona geldiğinin işareti olmuştur. Çağ değişmektedir. Kapitalist üretim ilişkileri doğrultusunda hızla dünya ekonomisi ivme kazanmaktadır.
Ege dağlarını dolduran efeler bu işgal ile birlikte birçoğu milli mücadelede yerini alacak ve düşmana karşı vatan ve bağımsızlık cephesinde savaşacaktır. Bazı efe grupları da kuşkusuz karşı cephede saf tutup Yunan ordusuyla işbirliği yapmıştır.
Osmanlıdan yeni Türkiye Cumhuriyeti’ne geçen bir süreçte cephede yerini güçlü bir şekilde alan zeybekler Ege Bölgesi’nin kurtuluşuna ve ülkenin bağımsızlığına destek verirken gerçekte kendi sonunun da hazırlayıcısı olmuştur.
Mustafa Kemal öncülüğünde düzenli orduya geçen cumhuriyet ile birlikte düşman yurttan çıkarıldıktan sonra zeybeklik olgusu kendiliğinden sona erecektir.
Silah bırakması istenen efelerin büyük bir çoğunluğu köyüne dönmüş ve bunu reddedenler zaten kısa bir süre içerisinde devlet kuvvetlerince ya öldürülmüş ya da tutuklanmışlardır.

Zaten zeybekliği besleyen ana damarlar artık kesilmiştir. Toplumun cumhuriyetle birlikte üretim ve yönetim ilişkileri de değişecek, önceki dönemin olumsuz koşulları ortadan kalkacaktır.
Artık yeni cumhuriyet dönemi, bambaşka yeni problemleri besleyerek gündelik yaşamın oluşturacak, böylece zeybeklik kültü bir mit olarak tarihteki yerini raflara taşıyacaktır.
Ancak Ege Bölgesi halkı, hemen her köşesinde yiğit karakterlere Efe lakabını takmayı sürdürecek, şarkılarıyla, efsaneleriyle ve folklörüyle bu tarihsel kültü yine de yaşatacaktır.
Sonuç itibariyle dönemin zeybeklik kültü Cumhuriyetle birlikte sona ermiştir.
Ancak çalıkakıcı sermaye düzeni hala halklar üzerindeki hükümranlığını sürdürmeye devam etmektedir.

Yorumlar

Adnan Murat   -  Bağlantı 8 Ağustos 2019, 11:34

Hakan Bey güzel bir yazı dizisi oldu. Emeğiniz için teşekkür ederim.

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı