VELİ AYKAR’IN “İSTİKLAL GÜNEŞİ MÜFTÜ” KİTABI ÜZERİNE-4 - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

VELİ AYKAR’IN “İSTİKLAL GÜNEŞİ MÜFTÜ” KİTABI ÜZERİNE-4

4 Temmuz 2019 Perşembe

Veli Aykar’ın, Müftü Ahmet Hulusi üzerinden yazdığı ve döneme ayna tutan bu roman, önemli bir belgelik oluşturuyor. Ege Bölgesi nezdinde milli mücadelenin kıvılcımından öte ateşini körükleyen bir din adamının örgütleyici gücünü birbirine girmiş farklı hikâye örgüsüyle okuyoruz.

Müftü Ahmet Hulusi’nin Osmanlı dönemi müftüsü olmasına karşın işgal ortamında bir çok aydın kesimin net tavır koyamadığı dönemde direnmeye yönelik milli mücadelenin başlatıcısı konumunda olması, gerçekten takdir edilecek bir durum. Daha Yunanlıların İzmir’i işgali sırasında Denizli’den ilk tepkisini verip halka direnme ve İzmir’e destek gönderme konusunda harekete geçen müftü, İzmir’de yapılan ilk toplantıya da katılıp Denizli adını milli mücadelenin en üstüne yazdıracaktır.

Acıpayam, Çal, Sarayköy, Tavas bölgelerinde de Müftü bağlantısıyla mücadeleye önemli destek veren din adamları sayesinde Denizli, güçlü bir şekilde vatan savunması için örgütleyici bir nitelik de taşımıştır.

İşbirlikçi çevrelerin çabası vatanseverlerin bu inancı altında ezilecektir. Denizli’den güçlü bir şekilde müfrezeler oluşturularak Aydın ve Nazilli bölgelerine asker göndermeleri ve verilen kurtuluş mücadelesi, işbirlikçilerin çıkardığı Denizli Vakasını da gölgede bırakacaktır. Denizli’nin emperyalizme karşı verdiği bu vatansever çabanın içeriğini akıcı bir dille aktaran Veli Aykar, iki roman kahramanı Mehmet Çavuş ve Gök Memed karakterleriyle sürece dair yaşanan olayları anlatıyor.

İki cephe arkadaşı olan bu Memetler, Osmanlı’nın girdiği savaşlardan çıkıp memleketleri olan Denizli’ye ve Acıpayam’a döndüklerinde neredeyse açlık ve yoksulluktan bitap düşmüş bir Denizli ile karşılaşıyorlar.

Yakınlarını ve arkadaşlarının birçoğunu kaybeden bu iki gazi yeni bir hayat kurma telaşı yanında Yunan işgali nedeniyle bir başka savaşın arka cephesinde gerçekleştirilen mücadelenin merkezinde yer alıyorlar.

Memed Çavuş, yaşadığı Kayalık Mahallesine döndüğünde ölen eşinden kalan kızı ile yeniden kurmaya çalışacağı yaşamda, asıl müftünün korumalığını yaparak önemli bir görevi de üstlenecektir.

Özellikle bölgede yaşayan Rumlarla birlikte Yunan işgali ile işbirliği içerisine giren Denizli’nin bazı ileri gelenleri ve zenginleri, milli mücadelenin en büyük destekleyicisi olan müftüye karşı bir takım engellemelere girişecek; Memed Çavuş bu süreçte de bu önemli koruma görevini başarıyla yapacaktır.

Milli Mücadele hengâmesi içerisinde büyük ve trajik aşklar…
Bunca kargaşa, yokluk, yoksulluk ve acı içerisinde bu iki kahramanın ve çevrelerinde yaşayan genç kadınların iç dünyalarında duydukları aşklarla birlikte bir dönemin anlatılması romana bir akıcılık ve merak duygusu da katıyor.

Oldukça insani süreçler olan bu duyguyu döneme ilişkin mücadeleleri içerisinde anlatan Veli Aykar, Memed Çavuşun çevresinde bulunan ve milli mücadelede gönüllü çalışan Rum kızı Maria ve hemen komşusu asker yolu bekleyen Elif Gelin ile olan hikâyeleri heyecanla okunuyor. İki kadının cesur ve yürekli Memed Çavuş’a olan düşkünlüğünü seviyeli bir üslupla aktaran Aykar, yaşamın sadece savaş ve yoksulluktan ibaret olmadığını, dönemin gündelik yaşam tarzının da tüm güçlüklere karşın hayatın doğal akışı içerisinde ilerlediğini göstermektedir.

Özellikle Gök Mehmed’in karşılıksız kalan ve sonra da bu iki gizli yavuklunun hiç konuşamadan ince hastalıkla ayrı düşmesi, trajik bir bölüm olarak okunuyor. Kızılhisarlı İbrahim Ağa’nın kızı Melahat, içindeki sevgiyi Mehmed’e aktaramadan dünyadan göçmesi Gök Mehmed’i oldukça etkiliyor. Üstelik Melahat’in çeyizini Memed’e teslim eden Ayşe Ana ile İbrahim Ağa, bu karşılıksız ve yaşanamamış sevdayı anladıklarını söylerken birbirlerine sımsıkı sarılıp ağlarlar…

Gök Mehmet daha sonra Acıpayam Dedesil köyünde dayısı Hacı Arif’in kızı Duru’yla evlenerek Duru’nun aşkına yanıt verecek, uzun ve yeni bir hayat kuracaktır.

Roman üzerine…
Veli Aykar’ın bu belgesel romanı ciddi bir kaynak taraması sonucu yazılmış ve büyük oranda gerçek isimlerden oluşmaktadır. Özellikle Veli Aykar’ın büyük dedesi olan Gök Memed, okuma-yazma bilmemesine karşın güçlü hafızasıyla anlattığı anıları derleyerek bu romanın oluşmasının ana etkeni olmuştur. Kitapta diğer belgelerin yanı sıra 90 yaşında ölen Gök Memed’in anlatımları temel alınmış.

Kayalık Mahallesinde yaşayan Mehmet Çavuş da gerçek kişidir. Selimiye kışlasında buluşup birçok cephede savaşan bu yiğit askerler, ölene dek yakın bir dost olarak yaşamışlardır. Mehmet Çavuş’u seven ve milli mücadele içerisinde yer alan Rum kızı Maria da olay kurgusu olarak gerçek bir kişidir ve ailesiyle birlikte bu mücadeleye katılan ender Rumlardan olmuştur. Ancak Rumların bölgeden gönderilmesi sırasında bu aile de gitmek zorunda kalmıştır.

1920’de Denizli’de İstiklal Mahallesi ve Honaz’da yaklaşık iki binin üzerinde Rum yaşamaktadır. Bu Rumlar ilimiz ticaretinin ana arterini oluşturmaktadır. Ancak milli mücadeleye içerden desteği kesmek düşüncesiyle bunlar o dönemde İsparta Eğirdir’e gönderilmişler ve özellikle 1924 mübadelesinden sonra ilimizde hiçbir Rum kalmayasıya zorunlu göçe maruz kalmışlardır.

Sonuç olarak Müftü öznelinde bir döneme ışık tutan akıcı bir belgesel roman yazmış Veli Aykar. Cumhuriyet dönemi inşasında önemli bir katkı koyan Müftü hiçbir tarikat, cemaat ve gericiliğe meyletmeden, yeni Cumhuriyette de makam-mevki kaygısı taşımadan, günümüz din insanlarına da temel örnek oluşturması bakımından önemli bir karakterdir. Ancak Cumhuriyet kurulduktan sonra Müftü ile Mustafa Kemal arasında nasıl bir ilişki olduğu konusu ise karanlıkta kalmıştır. Zira ikilinin arasının pek de iyi olmadığı söylenegelmektedir.

Demirci Mehmet Efe olayı ise o koşullarda elbette acımasız bir tutumla bir tür katliam yapmıştır. Dönemin koşulları içerisinde güçlü bir karşı-devrim, işbirlikçi tutumun başlangıçta çözülmesi ve sindirilmesi bakımından da önemli bir engelleyici etken olmuştur. Veli Aykar’ın kitabında bu süreç objektif olarak yansıtılmıştır.

Haftaya bu konuyu Hüsamettin Ataman’ın Demirci kitabı üzerinden sürdürmeye devam edeceğiz…

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı